Şairlerin yeni kitap heyecanını daima içimde taşır ve paylaşmak isterim. Tanıdığım bildiğim bir heyecan olduğu için olsa gerek. Aykut Nasip Kelebek'in “Güneş Eski Ritmini Bulana Dek” kitabı İstanbul şehir hayatı benim için bulunmaz bir gözlem alanı haline geliyor dediği şiirlerden oluşuyor. Şiiri önemli ölçüde gündelik hayattan doğuyor. Şair aynı zamanda şiirin insanların gündelik hayatında da yer kaplaması ve insanların nefes alışverişlerine, acılarına mutluluklarına bir yerinden katılması gerektiğini düşünüyor.
Erkek, kadının diğer kadınlar arasındaki güzelliğini tartıyor/ Kadın, erkeğin duvarları yeni boyanmış evini inceliyordu dikkatle/ Dünyasını incelememişti öyle” mısraları, “Ölümsüzlüğe Ağıt” ve “Böcek” şiirinde eleştiriler var. Genç şairlerin kitaplarını eleştirdiği bir yazıda var kitapta. Şiir eleştirisiyle yakından ilgilenen şairin Güneş Eski Ritmini Bulana Dek' de net bir biçimde görüyoruz. Çünkü kitaptaki genç şairlerin kitaplarını eleştirdiği metin, Cihangir Edebiyat başlıklı şiirinin bir parçası. Dergi formatında bir şiir o, farklı türleri ve disiplinleri yer yer şiirde bir araya getirmeye çalışıyor Şair.
Kitabın son uzun şiiri “Sonra Yeniden Yapayalnız” şiirinde: İnsanı insan olduğu noktada yakalayan nesne- insan birlikteliğini insan-hayat-sokak damarı ve şehrin ruhunu hissediyoruz. Şaire bu şiiri sorduğumda: "Sonra Yeniden Yapayalnız’da çağımız hayatını birçok cephesiyle birden anlatmaya ve büyükşehir ortamında yaşadığımız fiziksel, sosyal ve belki daha da acısı entelektüel yalnızlığı deşebildiğim kadar deşmeye çalıştım. Günümüz İstanbul’unun bir nevi destanını yazma arzum hep vardı, “sonra yeniden yapayalnız” ibaresinde bu destanın çekirdeğini fark ettim ve sonra mevzu bahis şiir ortaya çıkmış oldu." diyor.
“Yaz Bitti” şiirinde: “bir mısra daha söylesem sanki her şey mahvolacak” mısrasını Cemal Süreya’nın Üvercinka şiirinde: “bir mısra daha söylesek sanki her şey düzelecek” mısraıyla bir benzeyiş yakaladım. İyi şiirlerin olduğu bir şiir kitabı olmuş. Kitabın bahtı açık olsun. İyi okumalar.