·120 syf.··Beğendi
···Okunma: 22 Haziran 2024 00:00 Tomris
Tomris Uyar’ı bu zamana kadar nasıl okumamışım, nasıl kaçırmışım :/ Aşklarıyla konuşulur, çevirileriyle konuşulur da öyküleri yeteri kadar konuşulmaz! Oysa Türkçeyi harikulade kullanıyor, farklı teknikler deniyor ve sabun köpüğü gibi güzelleme edebiyatı yapmıyor. Halkı da aydını da eleştirmekten çekinmiyor, bunu da bakın ‘ben burada eleştiriyorum, takdir edin’ tavrıyla sırıtık bir şekilde yapmıyor. Castillo’nun Gitar’ını okurken, Cüce anlatıcı sadeliğin zenginliğe ait olduğundan bahsediyordu. Tomris’in dil kullanımı geldi aklım, sade ancak çok zengin bir üslup Tabii ki Tomris’in öykücülüğü biliniyor ancak en iyi öykücülerimizden biri, asla yeteri kadar konuşulmuyor!
Otuzların Kadını’nı okudum ilk, ayrı paylaşım yaptım ona. Mutlaka okunmalı bence. Sonrasında Dizboyu Papatyalar ve Yürekte Bukağı’yı okudum. İki kitapta da öykülerde tematik birliktelik vardı, aslında iki kitabın teması birbirine çok yakın. Dizboyu Papatyalar’da arzuları, istekleri toplum normlarına göre şekillenmiş kişiler vardı. Yaşayamadığı hayatı özleyenler. Genelde öykülerin sonlarında bir kırılmayla farklılık sağlanmıştı. Beğendim ancak asıl vurgunu Yürekte Bukağı’da yedim.
Bukağı hayvanların ayağına bağlanan köstek. Yani kalbe vurulmuş köstekleriyle yaşayanlarla ilgili öyküler. O nasıl bir anlatıcı geçişidir, bilinç akışı, zaman kaymaları Bir öyküsünde öykü için “dinmeyen devingenlik” yazmış. Öyle işte… Keşke herkes okusa.
@canyayinlari Tomris’in kitaplarını @mustafacevikdogan editörlüğünde yayımlıyor. Mustafa Çevikdoğan öykülerin tarihiyle ilgili çok titiz çalışmış. Farklı yayınevlerinde ya da mecralarda çıkarılan bölümleri belirtmiş. Okuru bıktırmayacak kadar az, bilgilendirecek kadar yeterli.