Gerçekten kötü konuşmak istemiyorum ama yani bu sözün hiçbir kıymeti yok. Ağızda sakız olmuş bir slogandan ibaret. İspat etme yöntemini, Felsefenin dallarından olan Mantık'tan geldiği bilindiği halde insanların salak yerine konması da iğrenç bir durum. İhsan Bey'in kitlesi ne versen almaya hazır olduğu için ne verirsen ver, doğru mu yanlış mı kimsenin umrunda değil. Vallahi yazık billahi yazık!
Yanlışı isbat eden doğruyu da isbat etmiştir. Felsefeyi metodolojik bir şüphe ve sorgulama disiplini olarak düşünürsek yanlışa ve doğruya giden yolda olması bir çelişki doğurmuyor.
Tabiki bu anlamların yani müspet ve menfi anlamların çıkması için kitabın hepsi okunması gerekiyor o yüzden ben okumadan söylediğimin iyiniyet prensibinin bir sonucu olarak görüyorum.
Ama siz de okumadıysanız bu da artniyetli bir yorum olur.
Yunus Emre Genç güzel kardeşim ben sana diyeyim: Onun asıl kastettiği Aristo, Sokrat falan değil, o aslında Farabi, İbn-i Sina'ya ediyor bu sözleri. İsimlerini açık etmeden alttan alta söylüyor. İsimlerini açık etse tepki alacağını biliyor. Yabancılara sallamak kolay, nasıl olsa karşılık verecek yok. Olayın dinsiz dogmatik felsefeyle filan alakası da yok ayrıca. Videoda akılla Street Fighter yapıyoruz diyor resmen ya da Tekken oyunu gibi aklı yenmeye falan çalışıyor. Velhasıl sen daha gençsin, bunların sözlerine ben de gençken hararetli bir şekilde itimat etmiştim. Belli bir seviyeye gelince bunların nasıl bir safsatadan ibaret olduğunu gayet iyi anlayacaksın, tek çare zaman ve okuma.
Bunun sadece yazarın kitlesiyle alakası yok, herkes (bazen ben de dahil) cümle kurabilme yetisi olan her yazara ve yazarın her cümlesine inanıyor. 'Kitap'tan okuduğunu zannediyor. Bu yüzden çocukluktan itibaren bir kitap okuma alışkanlığı olmalı.
Evet, eleştirel düşünme becerisi gelişmediğinden her okunanın mutlak hakikat gibi algılanmasına sebep oluyor. Burada kitlelerin rolü bence daha büyük. Bir kez etkilendiler mi adamların görüşlerini tanrı gibi savunuyorlar, en istenilmeyen şeye dönüşüyorlar. Asıl ana sorun da bu bence.