8/10
·240 syf.··
Beğendi
·
2024 42. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 19 Temmuz 2024 21:57
Objektif serisinin beşinci kitabı olan Kadın, Aşk, Aile; Peyami Safa'nın 1933 - 1960 yılları arasında muhtelif gazete ve dergilerde kitaba ismini veren konulara ait çıkan yazılarından oluşuyor. Kurgu eser yazarlarının gerçek hayat görüşlerini okumak her zaman ilgimi çekmiştir. O nedenle Tolstoy, Dostoyevski, Victor Hugo, Peyami Safa, Tarık Buğra, Kemal Tahir ve bunlar gibi bir çok iyi yazarın kurgu dışı yazılarını büyük bir ilgi ile okumaya çalışıyorum. Bu konuda Peyami Safa da çok zengin bir aydınımız. Objektif serisi ve farklı başlıklar altında bir çok kurgu dışı kitabı var. Bu okumuş olduğum kitabı da çok faydalı fikirler, görüşler, tespitler içeriyor. Mesela her şeyin dersi var ama okullarda en önemli olan konunun bir dersi yok diyor Peyami Safa: Annelik, babalık. Mesela, "Sana olan sevgim ve aşkım bitti, hiç bir somut nedeni yok ama bitti işte" diyenlere de gerçek bir aşk ve sevgi tarifi yapıyor Peyami Safa: "Gerçek aşk sevgilinin bütün kusurlarını görür ve sever. Bunları görmeyen ve sevgiliyi idealleştiren bir alâka, aşkı taklit eden bir hayal oyunudur." Sayfa 115 Mesela dostluk konusunda şunları söylüyor: "Fakat hakiki bir dost sahibi olmak kadar hakiki bir dost olmak da zordur. Dostluk büyük tahammül ve büyük fedakârlık ister. Dostumuzun da bizim gibi sayısız kusurları, her insandan başka bir teamül veren budalalıkları, soğuklukları ve acılıkları, keder ve fırtına anları vardır. Bu kusurları bilmeye, değiştiremezsek olduğu gibi kabul etmeye mecburuz; bu keder ve fırtına anlarında, kendi der- dimiz yetişmiyormuş gibi, dostumuzun yanı başında bulunmaya, yükünün büyük kısmını üstümüze almaya mecburuz." Sayfa 126 Mesela hayatın tadı konusunda şu önemli sözleri söylüyor: 'Hasretin acısı ne kadar kuvvetli olursa, kavuşmanın zevki o kadar büyük olur. Ne kadar yorulursak, dinlenmenin, ne kadar acıkırsak, doymanın, ne kadar ararsak, bulmanın tadı o kadar fazladır. Her ıstırap geçer, ondan kurtulmanın saadetini verir. Her saadet gittikçe azalır ve ondan uzaklaşmanın kederini verir." Sayfa 175 Mesela Çocuğun Eğitimi konusunda şunları söylüyor: "Çocuk boş doğan bir bardaktır. Bunun içine zekâyı dolduran da biziz, ahmaklığı da; iyiliği dolduran da biziz, kötülüğü de; yiğitliği dolduran da biziz, ödlekliği de; atılganlığı dolduran da biziz, pısırıklığı da! Biz, yâni cemiyet; biz, yâni varlık; biz, yani herkes ve her şey! Fakat bu herkesin içinde ananın, babanın, akrabanın, öğretmenin ve her şeyin içinde evin, muhitin, okulun rolü birinci sırada gelir. Biyolojik ayrılışlar, irsî tesirler, doğuş kaderleri hiç yok mudur? Çok vardır. Her çocuk boş doğan bir bardaktır ama her bardağın eni, boyu, biçimi ötekinden ayrıdır. Terbiyede bu hacim, bardağın içine dolduracağımız tesirlerin terkibini değiştirecek kadar önem kazanır." Sayfa 220 Tavsiye olunur, Herkese faydalı okumalar dilerim.
Kadın, Aşk, AilePeyami Safa · Ötüken Yayınları · 1978334 okunma
·
81 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.