9/10
·288 syf.··
Beğendi
·
2024 36. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 09 Haziran 2024 16:05
Bu ay içinde okuduğum en güzel kitaplardan biri. Sanırım ilk kez Koreli bir yazar okuyorum. Kitaplarla donatılmış bir kitapçı dükkanında geçen romanımız çok güzel bir atmosfere sahip. Normalde alacağım her kitabı araştırmadan kitaplığıma eklemem fakat Hyunam-Dong Kitabevi’nin kapağını görür görmez içim ısındı, konusu da ucundan da olsa yaşadıklarıma benzediği için epey ilgimi çekti. Günümüzün en sıkıntılı sorunlarından biri olan mobbing ve tükenmişlik sendromuna dair müthiş nokta atışlarıyla dolu bir eser. Hayatın inişli çıkışlı yolculuğunu aynı hayat gibi resmediyor; satırlar bazen boğdu bazen de içimde çiçekler açtırdı. Benim gibi kitap okumayı ve kahve içmeyi seviyorsanız bu roman tam size göre! Çünkü okumayla ilgili insanın hoşuna gidebilecek birçok söylemle donatılmış. Yanında kahveyle de pek güzel gidiyor. Eski hayatını terk ederek Hyunam-Dong mahallesinde bir kitapçı dükkanı açan Youngju yaşamında temiz bir sayfa açmak istiyor. Peki insan yaşadıklarını geride bırakabilir mi? Youngju burayı açtığından beri kendisi ve çevresiyle olan ilişkisi git gide gelişmeye başlıyor. Dükkanı bir kitap-cafe formunda tutmak için barista arayışındayken Minjun çıkıp geliyor dükkanına. En iyi kahve için iyi bir işletme ayarlıyor; kahve fabrikasının sahibi, tatlı bir kadınla tanışıyor bu kez. Kitap ve kahve tutkunları için mükemmel bir ortam oluşuyor ama hâlâ bir şeyler eksik. Tabi ki yazar söyleşileri… Kitap kulüpleri kuruluyor, toplantılar ayarlanıyor, düzenli gelen müşterilerinden anne-oğul ve örgü örüp meditasyon yapan bir kadın dahil oluyor hayatına… Böyle böyle Younju’nun çevresi giderek kalabalıklaşıyor; tabii geçmişi yüzünden hâlâ durgunluklar, dalgınlıklar yaşasa bile, sonunda bir şeyleri akışına bırakabiliyor artık. Bakın, dikkat ederseniz eğer, ‘’yoluna koydu’’ demedim, çünkü zaten hayatını hep mükemmel olmakla geçirmiş Younju’nun yalnızca nefes alıp vermeyi hatırlaması, kendisini dinlemeye ve akışına bırakma mevzusunu denemeye devam etmesi lazım. Son yıllarda insanlara sürekli pozitif olma çağrısı yapılıyor. Sanki zorunlulukmuş gibi mutlu olmak, pozitif düşünmek, pozitif kalmak, olumlama yapmak, evrene iyi mesajlar göndermek gibi değişik söylemler sosyal medyadan topluma acımasızca pompalanıyor. İnsanlar şöyle iki dakika bile hiçbir şey yapmadan duramıyor artık. Sürekli meşgul olmak, erken kalkmak, üretken olmak gibi durumlara maruz kalıyoruz. Bu kez de insanlar gerçekten mutlu olmadığı halde, mutluluk izlenimi yaratıyorlar. Yani bir maske takarak tüy dikiyorlar modern insanın sorunlarına. O maskenin altında insanı yiyip bitiren kurtları kimseler görmüyor. İş hayatına gelirsek de koca bir hiçlik; nezaket dolu ve kibar biriyseniz, karaktersiz insanların seviyesine inmeden sorunları çözümlemeye çalışıyorsanız üstelik, vay halinize! Ayrıca makul bir tempoda iş yapıyorsanız da terfi yerine iş yükünüz artar, maaşınız da yerlerde gezer… Mobbing ve tükenmişlik sendromunun kucağına atar insanlar sizi, hem de gözlerini bile kırpmadan. Kitap bu gibi konuları, burada anlattığımdan çok daha fazlasını okuyabileceğiniz eleştirilerde bulunuyor. Ayrıca eski hayatı terk ettikten sonra yeni hayatımızda başımıza gelecek olan durumlarla da haşır neşir ediyor bizleri, düşündürüyor. Kitap dükkanı açmanın, kitap-cafe işletmenin artı ve eksi yönlerini okudum sayfalarca. Her kitap severin hayalidir neredeyse böyle bir ortamda bulunmak ve çalışmak. Aslında yazar romantikleştirdiğimiz bu hayalin gerçekleriyle baş başa bırakıyor bizleri. Kitabı durağan ve sıkıcı bulan okurların aksine ben çok sevdim. Yaşadığımız bu teknoloji ve hız çağında; sakin kalmanın, durgunlukların içinde akışına bırakmanın, her zaman değil de yeri geldiğinde çabalamanın değerini anladığım bir eser oldu.
Edebiyat
Hyunam-Dong KitabeviHwang Bo-reum · Athica Yayınları · 202415,1bin okunma
·
156 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.