Puan vermedi·520 syf.··Beğendi
· -Spoiler içerir-
“Hayatımın en mutlu anıymış bilmiyordum.” sözleriyle başlayan, kimine göre aşk kimine göre saplantı olan, Kemal ile uzak akrabası Füsun’un hikayesine tanık olduğumuz bir roman.
Hikaye, Kemal Basmacı ve nişanlısı Sibel’in 27 Nisan 1975’te vitrinde gördükleri bir çanta ile başlıyor. Kemal, ertesi gün çantayı almaya gittiğinde orada çalışmakta olan Füsun ile karşılaşıyor. Olaylar bu karşılaşmadan sonra başlıyor. Kemal ile Füsün her gün Merhamet Apartmanı’nda buluşuyorlar. Aralarındaki tensel ve ruhsal çekim gittikçe artıyor. Aldatma ile başlayan ve yıllarca sürecek olan aşkın temelleri işte bu şekilde atılıyor.
Merhamet Apartmanında başlayan ve romanın ilerleyen bölümlerinde de devam eden bir eşya toplama durumu söz konusu. Kemal, Füsun’a ait eşyaları ondan gizli uzun yıllar toplayıp biriktiriyor. Bu eşyaları da onların aşklarına şahit olmamız için bizlere sunuyor ve romana da adını veren Masumiyet Müzesi ortaya çıkıyor.
İstanbul sokakları ve caddeleri çok detaylı bir şekilde anlatılıyor. Derinlemesine anlatılan bu yerler gezip görme istediği uyandırıyor insanda.
Romanda cinsellik oldukça ön planda. Ara sıra bu durum rahatsız edici bir boyuta ulaşabiliyor. Ayrıca Sibel ile Füsun arasındaki sınıf farklılığına bağlı olarak Kemal’in davranış ve düşünceleri de yaşanan cinsellikte değişiyor. Bu durum bizlere dönemin zihniyetini çok net yansıtıyor. Kemal her ne kadar kendisini modern olarak tanıtsa da davranışları bunu çürütüyor.
Herkesin aşkı yaşayış ve benimseyiş tarzı farklı olduğu için takıntı ve aşk ikilemi ortaya çıkıyor.
Karakterler hakkında net bir kanıya varamıyoruz. Yer yer Kemal’e hak veriyoruz yer yer Füsun’a. Sonuç olarak bu hikayede ne haklı var ne de haksız.
Elbette roman hakkında söyleyecek çok fazla şey var ama kısaca bahsetmek istedim sizlere. Şimdiden okuyacaklara keyifli okumalar.