Puan vermedi·517 syf.····Okunma: 20 Temmuz 2024 23:00 Kendi yorumum: Kitap olay akışı olsun, dilinin sadeliği olsun her şeyiyle çok güzeldi. Martinin hayatının son bulması beni şok etti, diyecek söz bulamadım.
Eserde aslında Jack London, Martin üzerinden kendi hayatını anlatmıştır. Martin; geçimini denizcilikle sağlayan, deli dolu yaşayan, ilkokul mezunu bir bireydir. Bir gün Arthur adında bir adamı serserilerden kurtarması ile başlar kitap. Arthur, Martin'i ailesi ile tanıştırmak için eve davet eder ve ilk görüşte aşk... Martin, Arthur'un kızkardeşi Ruth'a aşık olur. Martin, Arthur'un ailesine ve çevresine hayran kalır ve onlar gibi entelektüel insanlar olmak için en çokta Ruth'un yanına yakışmak için çok fedakarlıklar verir. Kendini bir anda kitapların arasında, kütüphanelerde bulur. 24 saatin sadece 4 saatini uykuya verir. Onun dışındaki diğer saatlerini kitap başında, kütüphanelerde kendini geliştirmek için uğraşır. Ve kısa zamanda bir üniversite mezunundan daha fazla bilgiye sahiptir. Artık bir şeyler yazmaya başlar. Uzun zaman boyunca denemeler, şiirler ve hikayeler yazar. Saatlerini, aylarını, yıllarını verir. Bütün kapılar yüzüne kapanır. Editörlerce, eleştirmenlerce, yayınevlerince her yerden ret cevabını alır. Çevresindeki herkes onun düzenli bir işe girmesini ve yazmaktan bir şey çıkmayacağını söyler. Eden'e artık kendisinden başka inanan kimse yoktur. O sıralarda Ruth ile nişanlı olmalarına rağmen Ruth bile onu bir süre sonra burjuva sınıfının verdiği izlenimle, mevki sahibi olması için zorlar ama o her şeye rağmen vazgeçmez. İleri ki günlerde Ruth ve ailesi evlerinde kalabalık bir yemek verip Martin'i de davet etmişlerdir. Bütün burjuva sınıfı oradayken bir tartışma konusunda Martin'in sınıf farklılığına karşı çıkması ve bu düşüncelerini orada söylediği için yargılanması sonucu Ruth'un ailesi, Martin ile ayrılmalarını söylemiş ve yüzüğü attırmışlardır. Bunun üzerine Martin Eden ayrılmalarından kısa bir süre sonra yazmayı bırakmış, eski yaşamına dönmüş ve ümitsizliğe kapılmıştır. Artık her şeyden vazgeçmiş bir vaziyetteyken yazmış olduğu hikayeler, makaleler yayınlanmış ve ünlenmiştir. Artık onu herkes tanıyordur. O, hikayeleri yazdığı sıralarda; açlıktan, yoksulluktan gelmiş ve kimsenin ona inanmamasına rağmen başarmıştır fakat bu duruma sevinememiştir bile. Yüzüne kapanan kapılar şöhret sahibiyken yeniden açılmıştır ama boştur Martin için herhangi bir duygu vs. ifade etmemektedir ve eski mesleğine yeniden dönerek, denizlere açılmıştır. Artık yanında hiç kimseyi istemeyerek tek başına yaşamayı göze almış ve kendisinin bir zamanlar hayatının parçası olan denizler hayatının sonu olmuştur.
Analiz:
•Bir insan asla başkası için bir şeyler yapmamalı, başkası için yaşamamalıdır bu hayatı.
Sadece kendisi için yaşamalıdır.
• Bir insan ne olursa olsun sonsuza kadar tek başına yapamaz. İnsan denilen varlığın iletişim kurmaya, duygusal bağa, kısacası insanların insanlara ihtiyacı vardır.
• Bir insan kim ne derse desin hayallerinden amaçlarından vazgeçmemelidir.