"Yiyin efendiler yiyin, bu han-ı iştiha sizin.
Doyunca, tıksırınca, çatlayıncaya kadar yiyin!"
Verir zavallı memleket, verir ne varsa, malını
Vücudunu, hayatını, ümidini, hayalini
Biz aslında kar altında kalmış ağaç gövdeleri gibiyiz. Ağaç gövdeleri görünüşte toprak üzerinde dümdüzmüş ve hafif bir itmeyle yerinden oynayacakmış gibi dururlar. Elbette öyle değildirler çünkü kökleriyle toprakla sımsıkı olmuşlardır. Ama bu bile sadece görünürde böyledir.
Bu manzaranın verdiği mutlulukla uzandım ve korkutucu bir ağlamaya karşı kulaklarımı tıkarken burada huzur içinde yaşayabileceğimi hayal ettim. Çünkü burası ıssız ve güzel bir yer.