Puan vermedi·242 syf.··
2024 16. kitabı
·
20 günde okudu
·
Okunma: 22 Temmuz 2024 13:42
Türkiye Cumhuriyeti tarihinde 1940-1946 arasında yıllarca tartışılacak ve siyaseten çok yönlü okunabilecek bir deneme yaşandı: Köy Enstitüleri. Kitabı değerlendirmeden önce bu konuda biraz malumat vermek iyi olabilir: 1924 yılında ABD'li Eğitim Profesörü John Dewey, Mustafa Kemal tarafından Türkiye’ye davet edilir, kendisinden “Türkiye de Eğitim Nasıl olmalıdır?” niteliğinde bir rapor hazırlanması istenir. Bu raporda, J. Dewey iş ve eğitimi birleştirerek yerinde eğitim verilecek bir sistem önerir. Bu yıllardan itibaren aynı fikirde olan yerli ve milli eğitimcilerimiz de vardır: Halil Fikret Kanad, Hasan Ali Yücel ve İ.Hakkı Tonguç. Bu tasarının hayata geçmesi ise 1940 yılında ismet paşayla oldu. "İş İçin, İş İçinde, İşle Eğitim" ilkesi ve sloganıyla kurulan Köy enstitüsünü bitiren bir öğretmen sadece bir ilkokul öğretmeni olmuyor aynı zamanda ziraatçilik, sağlıkçı, duvarcılık, demircilik, terzilik, balıkçılık, arıcılık, bağcılık ve marangozluk konularını da uygulamalı olarak öğreniyordu. Enstitülerin hepsinin kendisine ait tarım arazileri, atölyeleri vardı. 2. dünya savaşı sonrası yeni bir dünya düzeninin kurulduğu, Türkiye’nin SSCB’den uzak ABD’ye yakın bir yer edinmeye çalıştığı bu dönemde imece usulünü öne çıkaran, hem nasyonel hem sosyalist unsurlar barından bu uygulamayı bitirme gerekliliği hasıl olur. Köy enstitülerinin kuruluşunda “Köy enstitülerini cumhuriyetin eserleri içinde en kıymetlisi, en sevgilisi sayıyorum “diyen İsmet Paşa yıllar sonra bir röportajında “Bir babanın evladını kaybetmesinden duyduğu acı gibi duyarım, ama kapatılmamasına gücüm yetmedi” demiştir. Hem parti içinden hem askeri kanattan hem de muhalefet tarafından toprak reformuna karşı olan gruplar baskın çıkmıştır. Kamuoyuna sunulan karşı propaganda ise Köy Enstitülerinin komünistlerin, dinsizlerin yetiştiği fuhuş yuvaları olduğudur. Kitaba gelirsek; köy enstitülerinin uygulayıcısı, adeta mimarı, mütaahiti, mühendisi, kalfası, işçisi eğitim rençberi, dönemin İlköğretim Genel Müdürü İ.H. Tonguç’un öğretmenlere ve müdürlere gönderdiği, kendi tabiriyle “insanların fikirlerini birbirine bütün çıplaklıklarıyla duyurmalarına en elverişli yazılardan” oluşuyor. Hitaplardan ve mektupların içeriğinden görülüyor ki bu mektuplar hantal bürokrasiyi geçmek, cumhuriyetin kurucu idealizminin ruhunu müstakbel eğitim neferlerine doğrudan aktarabilmek için bir araç olarak kullanılmış. Örneğin kardeşim ile başlayan, yeni öğretmenlere mesleğe dair öğütler içeren (Yeni bir iş evvela insanların zihinlerine ve kalplerine sokulur) hem kişisel hem de her adımda örnek olacak nasihatler veren (Size çalışmadan şikâyet etmeyi kim öğretmeye kalkarsa onun suratına çamur fırlatır gibi tembelliğini çarpmalısınız), bazen azarlayan (Biz elimizden gelen gayretle ve azami tahammülle, sizin gibi toy arkadaşların akıttıkları zehirleri yuta yuta eleman yetiştirmeye çalışıyoruz. ) ve nihayet muhattabının gözlerinden öperek biten mektuplar. En sık tekrarlanan konulardan biri ise talebeye iyi muamele: “Talebeye karşı iyi muamele etme bakımından bütün öğretmenleri yetiştirmek lazımdır. Tıpkı talebeyi yetiştiriyormuş gibi onlara da emek harcamalıyız.” Dönemin ruhunu, memleketin şartlarını anlamak adına faydalı bir kaynak.
Köy Enstitüleri
Mektuplarla Köy Enstitüsü Yıllarıİsmail Hakkı Tonguç · Çağdaş Yayınları · 197647 okunma
·
75 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.