Kitap onu bir kere bile hatırlamayan adama çocukluğundan beri aşık olan bir kadının mektubunu anlatmakta.
Adama; "bu mektup sana ulaştıysa ben ölmüşüm demektir." diyen bir kadın. "Beni hiç tanımamış olan sana" diye başlayan bir mektup. Stefan Zweig tarafından mutlak aşkı konu alan bir novella.
Çoğu okur tarafından takıntı diye adlandırılan kadının yaptıkları aslında hem hayatın hem de aşkın acı dolu oluşunu gözler önüne sermekte. Yanlış bir gece tutkusu yüzünden dünyaya gelen çocuğu, bu çocuğu kimseye muhtaç etmeden yaşatmak için akla gelemeyecek ve yanlış denilebilecek bir yolla para kazanması olsun, ailesini yok sayması olsun, en önemlisi gururunu ayaklar altına alması gerçekten içler acısı bir durum. Adamın, çocuğu mektuptan öğrenmesi, mektup bittiğinde kadını hâlâ hatırlayamaması ayrı bir trajedi.
"O hayat ki ancak seni tanıdığım gün gerçekten başladı."
"Şimdi dünyada senden başka kimsem kalmadı, sen ki beni tanımıyorsun bile... Beni hiç tanımayan, benimse daima sevdiğim senden başka kimsem kalmadı."
"Ben Tanrı'ya inanmıyorum artık, ayin istemem, ben sadece sana inanıyorum, sadece seni seviyorum ve sadece sende yaşamak istiyorum..."
ESENLİKLER.