minemosy.neNazım Hikmet RanSPOİLER İÇERİR
Nazım Hikmet; "Siyasal ve entelektüel yaşamda aktif bir rol üstlenen ünlü bir şairdir. Sık sık gözaltına alınır, yargı önüne çıkartılır. Onun etkileyici gücü ürkütmektedir kimi çevreleri..."
Rusya'ya gitmek ve orada yaşamak zorunda kalarak orada vefat etmiştir. Ölene kadar yurduna, halkına, sevenlerine hasret kalır şiirlerinde de bu durum hissedilir.
Kendi deyişiyle; "...yazılarım otuz kırk dilde basılır Türkiye'mde Türkçemle yasak" dediği şiirleri öldükten sonra Türkiye'de basılabilmiştir.
Annesi ressam Ayşe Celile ve şiire ilgi duymasını sağlayan dedesi Nazım'dır. Milli mücadeleye katılmak için Atatürk ile tanıştırıldığında,
Atatürk'ün "Bazı gençler modern olsun diye mevzusuz şiir yazmak yoluna sapıyorlar, size tavsiye ederim gayeli şiirler yazınız" sözünden sonra cephe yerine Bolu'ya öğretmen olarak gönderilmiştir.
Hapis cezası aldığında Atatürk'e bir mektup yazar, Mektubun tam metni şöyledir:
“Askerî isyana teşvik etmedim. Kör değilim ve senin yaptığın her ileri dev hamlesini anlayabilen bir kafam, yurdumu seven bir yüreğim var.
Askeri isyana teşvik etmedim. Yurdumun ve inkılapçı senin karşında alnım açıktır. Yüksek askeri makamlar, devlet ve adalet, küçük bürokrat gizli rejim düşmanlarınca aldatılıyorlar.
Askeri isyana teşvik etmedim. Deli, serseri, mürteci, satılmış, inkılap ve yurt haini değilim ki, bunu bir an olsun düşünebileyim. Askeri isyana teşvik etmedim.
Senin eserin ve sana aziz olan Türk dilinin inanmış bir şairiyim. Sırtıma yüklenen ve yükletilecek hapis yıllarını taşıyabilecek kadar sabırlı olabilirdim.
Büyük işlerin arasında seni bir Türk şairinin felaketi ile alakalandırmak istemezdim. Bağışla beni. Seni bir an kendimle meşgul ettimse,
alnıma vurulmak istenen bu ‘inkılap askerini isyana teşvik’ damgasının ancak senin ellerinle silinebileceğine inandığımdandır. Başvurabileceğim en inkılapçı baş sensin.
Kemalizm’den ve senden adalet istiyorum. Türk inkılabına ve senin başına and içerim ki, suçsuzum. Nazım Hikmet Ran”.
Gelelim 835 Satır kitabına, Jokond ile Sİ-YA-U şiirini ilk okuduğumda anlamadım. Sonra Jokond'un Leonardo Da Vinci'nin tablosu olan Mona Lisa olduğunu anladığımda tekrar okudum şiiri ve hoşuma gitti.
...çatlarken sıkıntıdan yüzümde yağlıboya
mecburum durup dinlenmeden sırıtmaya:
Çünki:
ben o Floransalı Jokondum ki
Floransadan daha meşhurdur tebessümüm. diyerek direkt gözümün önüne Mona Lisa'nın gülüşü geldi. şiirin en sonunda
Çakmağı çaktılar
Jokondu yaktılar.
Kıpkırmızı bir alevle boyandı Jokond.
Güldü içten gelen bir tebessümle
gülerek yandı Jokond .....
En sonunda içten bir gülümsemeyle gitti jokond. Sonra kitapta Cevap adındaki şiirleri de var. Bu şiirleri de hoşuma gitti çünkü birbirlerine gönderme yapıp atışmalar yapmışlar şiir kulvarında; Ahmet Haşim'e,
Putları yıkı 835 Satır yoruz adlı yazısında Abdülhak Hamit'e yazdığı şiirleri vardır.