·272 syf.····Okunma: 19 Temmuz 2024 18:02 ian mcewan’ın 2005’de yayınlanan romanı cumartesi’nde sinir cerrahı henry perowne’nin izin gününe konuk oluyoruz. yazar, çağdaş üst-orta sınıfın özel hayatından dünyanın geneline doğru bir akış izliyor. günlük yaşam dokularını ortaya koyarken bir yandan savaş ve terör gibi konuları ele alıyor. diğer romanlarında olduğu gibi insanı konfor alanından çıkarıp bir kaosun ortasına bırakıyor. romanın temposu çoğunlukla yavaş olsa da okuması oldukça zevkli.
buradan sonrası kitabın içeriğiyle ilgili fazla bilgi içermektedir.
romanın geçtiği gün 15 şubat 2003. yani savaş karşıtı büyük gösterilerin düzenlendiği gün. yazarımız bu arka planda 11 eylül saldırılarından sonra korunaklı hayatlarına darbe alan avrupalı insanların iç dünyasına bir ayna tutuyor.
romanda henry’nin ailesi ile tanışıyoruz. Kendisi gibi iyi bir meslek sahibi olan hukukçu karısı rosalind, müzisyen oğlu theo, şair kızı daisy ve şair kayınbabası.
yaşam standartları yüksek olan bu aile güzel bir evde yaşamaktadır. düzenli, tahmin edilebilir ve sevgi dolu hayatları vardır.
bu rahat, konforlu hayatın da bazı zorlukları vardır elbette.
“Kırk sekiz yaşında olup bir cuma akşamı saat dokuz buçukta derin uykuya dalmak: modern meslek hayatı bu işte.”
aile bireylerinin ilişkileri üzerinden anne, baba, çocuk ve eşler arasındaki ilişkilere dair güzel tespitler okuyoruz.
“Birden fazla çocuğunuz varsa ne olacağı bellidir; aşağı yukarı benzer fırsatlar sunulur onlara ve ortaya birbirinden tamamen farklı iki insan çıkar.”
“İşte böyle başlıyor çocuğunuzun çocuğu olmanın uzun süreci. Sonra günün birinde
onların şöyle söylediklerini duyabilirsiniz: Baba, yine ağlamaya başlarsan seni eve götürürüz.”
“Ömrünün sonuna kadar, yanında böylesine özgür olmayı öğrenebileceği, böylesine kendini ona bırakarak, ustalıkla mutlu edebileceği başka bir kadın bulamazdı.”
iki kuşağın, henry ve çocukların, savaş ve teröre bakış açısını okuyoruz. kitapta henry dönemin başbakanı tony blair’ın amerika’ya olan desteğini sorguluyor. terör yanlılarının yetiştiği ortamı anlatıyor. ırak’daki korku düzenine kısa bir bakış atıyor. özellikle kızı daisy ile olan konuşmalarında kızının barıştan yana, kendisinin ise teröre karşı tam da belli olmayan bir tutumu vardır.
kitabın ilerleyen bölümlerinde korunaklı hayatlarına birden giren baxer, barış yanlısı daisy için büyük bir sorgulayış olacaktır.
kitapta doktorun ailenin edebiyatçıları ile olan konuşmalarında edebiyatı anlamsız bulması bizim için büyük bir ironi olacaktır. hem yazar vermek istediği mesajı bir roman ile vermektedir hem de kitaptaki kaos edebiyat yardımı ile çözdükmektedir.
yazar, henry’nin fikirlerini tam olarak belirtmese de bence kendi konfor alanına yapılan saldırı ile aslında teröre silahla cevap vermek gerekir mesajını vermektedir.
kurguda okurken zorlayan, yavaş gittiği için okuyucu sıkan birçok detay gereksiz değil ve iyi okuyucular için çok güzel ipucular içermektedir.
kitabı birlikte okuyup, değerlendirdiğim kitap dostlarıma teşekkür ederim.