Kvaidan; eski, tuhaf ve bazen korkunç Japon Masallarının toplanmasıyla oluşmuş bir kitap. Bu masalları toplayan Lafcadio Hearn'ın kısmî bir körlüğü ve karanlık korkusu var. Zaten bu nedenle korku türüne ve tuhaf şeylere oldukça meraklı. Bu masalları eski Japon kitaplarından bulup toplamış. Sadece Riki-Baka hikâyesi gerçek, diğer hepsi öykü.
Kitap Japon kültürünü çok başarılı anlatıyor. Rokuro-kubi, Jikininki, Mujina gibi Japon hayaletlerinin hikayeleri var. Bunun dışında kadınlar genelde ikinci planda kalıyor, Japonların ataerkil bir toplum olduğunu hatırlarsak bu da Japon kültürünü yansıtan birşey. Yine sakuralar, samuraylar gibi Japon kültüründen pekçok öge var. Japon masalları okuduğunuzu hissediyorsunuz. Yine Budist keşişler, Budizm'de bir mezhep olan Saf Ülke Mezhebi gibi Budizm esintileri de var.
Çoğu kişi Japonların özellikle korku sinemasında başarılı olduklarını söyler. Japon korku filmleri hep çok izlenir. Japonların korku işinde bu denli başarılı olmasını sağlayan herhalde bir kültür olarak korkunun Japonya'da yer etmesi. İlk başta hikayeler ve öykülerle korku işine başlayan Japonlar zamanla kendilerini geliştirip filmler çektiler. İşte bu hikayelerde Japonların çoğu zaman korkunç, kimi zaman tuhaf ve ilginç hikayelerini okuyorsunuz. Her hikaye size korkunç gelmeyebilir, ne de olsa bazıların üstünden asırlar geçmiş ve o dönem insanlarının korktuğu şeyler ile bizim korktuğum şeyler biraz farklı. Ama bu tür korku hikayelerinin Japonlar için önemli olduğunu da unutmamak lazım.
Kitabın ikinci bölümünde ise yazarın kelebekler, sivrisinekler ve karıncalar ile ilgili yazıları var. Yazarın kelebekler ile ilgili yazışını beğendim. Eski Japonya'da kelebeklerin rolünü ve dönem insanları için ne ifade ettiklerini söylüyor. Sivrisinekler bölümünde yazar, eski Japonya'da sivrisineklerin rolünden ziyade yalnız sivrisineklerden ne kadar bıktığını ve onları ne kadar sevmediğini anlatıyor. Ama yine de güzeldi. Karıncalar bölümündeyse yazar, karıncalara ne kadar hayranlık beslediğini ve onların özelliklerini yazıyor. Kitap genel olarak okunabilir. Son kısımları hariç basit bir dille yazılmış. Zaten hikayelerin okuyucuya mesaj verme gibi bir niyetleri de yok. Kafa dağıtmak ve Japon kültürünü öğrenmek için okunabilir.
En sevdiğim hikayelerden kısaca bahsetmek istiyorum.
Mimi-Naşi-Hoiçi kitabın başında olan ve değineceğim ilk hikaye. Hikaye on sayfa civarı sürüyor, uzun ama oldukça akıcı. Zaten ben de uzun ama akıcı hikaye ve masalları severim. Bu hikaye, Hoiçi isimli kör ve enstrüman çalan bir adamın başına cinlerin musallat olmasını konu ediniyor. Zaten eskiden Japonya'da kör insanların hep ruhlarla ve metafizikle uğraştığı, cinlerle iletişime geçtiği sanılırdı. Aynı zamanda müziğin de ruhlarla iletişime girilmesinde bir aracı olduğuna inanılırdı. Bu nedenle ana karakterin kör olmasına ve enstrüman çalmasına şaşmamalı. Bu hikayeyi okuduğum gece uyuyamadığımı hatırlıyorum.
İkinci en sevdiğim hikayeyse altı sayfa olan, Bir Ayna ve Bir Çan Hakkında isimli hikaye. Bu hikâye diğer hikayelere kıyasla daha komedi cinsinden, özellikle öykünün sonunda çok güldüm. Bu hikayede aynasını bir tapınağa bağışlayan ama sonrasında pişman olup aynasını geri almaya çalışan bir kadını konu ediniyor. Bu hikâye ile birlikte ayrıca eski Japon inançlarından olan Nazoraeru kavramını da öğrendim.
Üçüncü en sevdiğim hikaye Rokuro-Kubi oldu. Yine Hoiçi'nin hikayesi gibi uzun, yani on iki sayfa, ama oldukça sürükleyici. Rokuro-Kubi boyunları epey uzun olan Japon hayaletlerdir. Bu öyküde bu hayaletlerle savaşan bir samurayı, aynı zamanda keşişi konu ediniyor. Hem oldukça korktum, hem de oldukça edebî doyum aldım. Sanki öykü değilde akıcı bir roman okuyormuşsunuz gibi hissettiriyor.
Dördüncü anlatacağım öykü, Ölünün Sırrı isimli öykü. Diğer hikayelere zıt olarak ana karakteri bir kadın. Üç-dört sayfa olmasının yanı sıra oldukça etkileyici ve insan, hikâyenin sonunda ortaya çıkan mektupta ne yazdığını merak etmeden duramıyor.
Beşinci ve son anlatacağım öykü ise on-on bir sayfalık Aoyagi'nin Öyküsü. Yine sürükleyici ve "Acaba sonra ki sayfada ne olacak" dedirten bir öykü. Bir ruh ile bir samurayın aşk hikayesini anlatıyor.