Fransa'nın Victor Hugo'su var!
9/10
·248 syf.··
2024 80. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 26 Temmuz 2024 15:03
1789 Fransız devrimi ile birlikte kralın yetkileri kısıtlanmış ve bir burjuva devrimi yapılmıştı. 1792'de ise Kral 16. Louis goyotine gönderilmiş ve cumhuriyet ilan edilmişti. Sonraki yıllarda devrimin öncüleri Robespierre, Danton, Marat gibi isimler karşı devrimciler tarafından giyotine gönderilmiş ve Cumhuriyet askıya alınmıştı. Ve sonrasında tekrar Krallık ilan edilmişti Fransa'da. Fakat bir kere devrimci ateş Fransa'yı sarmıştı ve geri çekilmeyi hiç düşünmüyordu. 1848 yılında tekrar Cumhuriyet ilan edildi ve bu ikinci Cumhuriyet şeklinde bilinir. İşte bu ikinci cumhuriyetin kurucu meclisine daha sonra da yasama meclisine seçilen bir isim vardır. Büyük Fransız düşünür ve bu kitabın yazarı Victor Hugo. Yapılan seçimlerle Napolyon Bonapart cumhurbaşkanı seçilir. Komutan olan, " Bir savaşı kazanmak için gerekli üç şey vardır: Para, para, para" diyen Bonapart ile karıştırmayalım, bu kişi onun yeğeni olur. Ve bu kişi Fransa'yı cumhurbaşkanı olarak dört yıl yönetir. Fakat anayasaya göre görev süresi dolmuştur ve ayrılmak zorundadır. 1852 Aralık'ında anayasayı parçalar, meclisi dağıtır ve diktatörlüğünü ilan ederek üçüncü Napolyon olarak Fransa kralı olur. İşte bu kitap Victor Hugo'nun 3. Napolyon olarak tekrar tahta çıkan Louis Bonapart'ın marifetlerini anlatıyor. Öyle bir anlatıyor ki küçük dilinizi yutacaksınız desem inanmayın, çünkü yıllardır kendi ülkemizde aktif olarak yaşıyoruz. Victor Hugo bu kitabı yayınladıktan sonra, sürgün olarak bulunduğu Belçika'da yer yerinden oynamış, tabuları yıkmış ve Belçika hükümeti tarafından tekrar sürgün edilmiştir. Ancak dik duruşundan hiçbir zaman ödün vermemiştir. Bir küçük anekdot da bu kitap için Marx'ın yazmış olduğu Louis Bonaparte’ın 18 Brumaire’i kitaptan bir alıntı.. Şöyle diyor Marx Victor Hugo'nun bu kitabı için: Victor Hugo, darbenin sorumlu yayıncısına yönelik acı ve nükteli sövgülerle yetiniyor. Onun çalışmasında, olayın kendisi, bulutsuz gökyüzünden düşen bir yıldırım gibi görünüyor. Bu olayda, yalnızca, tek bir bireyin şiddet eylemini görüyor. Ona dünya tarihinde eşi benzeri bulunamayacak bir kişisel girişimcilik gücü atfederek, bu bireyi küçültmek yerine büyüttüğünü fark etmiyor. Böyle diyor Marx fakat kitabı okuyunca göreceksiniz ki resmen içinden geçmiş Napolyon'un. Victor Hugo öyle bir kitap yazmış ki; Fransa yerine Türkiye yazın, Louis Napolyon yerine Menderes yazın, ya da malum kişiyi yazın anlam bütünlüğü bozulmuyor. Bu kitabı okuduktan sonra, her gördüğü kıza aşık olan erkekler gibi, ben de Victor Hugo'ya bir kez daha büyük aşk duydum. Bir başka yazarın bir başka kitabını okuyana kadar en büyük aşkım sensin Victor Hugo. Size merak ettiğim bir soru sorarak bitireyim bu satırları. Fransız edebiyatının en etkili yazarı kim sizce? Victor Hugo mu, Emile Zola mı, yoksa bir başkası mı? Son not: Bu kitapta anlatılan her şey büyük bir çoğunlukla bugün maalesef ülkemizde de aynen uygulanıyor. Demek ki despotizmin dili dünyanın her yerinde aynı.
Küçük NapolyonVictor Hugo · Kırmızı Kedi · 202420 okunma
··
928 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.