Arkadaşlar Selam :)
En son inceleme yazdığımda Kavimler Göçü yaşanıyordu ve ben de at üstünde koşarken incelemeyi tamamlamak zorunda kalmıştım. O zamandan beri inceleme yazmadığım için paslanmış olabilirim. O yüzden yazacağım incelememi şu ileti ile koruma altına alayım :D
#76430587
Gerçeği yazarı pek eleştirmedim ama yine de ileti orada dursun :D
Bu arada beklentinizi eski incelemelerime göre belirlemeyin :D Ne çıkacağını ben de bilmiyorum :D Kitapla ilgili bir okurla sohbet ettiğimde neden bu yorumumu inceleme olarak paylaşmayayım diye düşündüm.
Kitabı incelerken de çok da kurgu ile ilerlemeyeceğim. Arada alıntılar, kitaptan bir iki olay örgüsü söyleyip geçeceğim. Çok fazla spoiler vermek istemiyorum. Zaten niyetim kitabın ne anlattığına odaklanmak, olaylarla direkt olarak ilgilenmek değil diyor ve incelemeye başlıyorum :)
Bildiğiniz gibi kitapta 2 adet ana karakter var ama bunlar yek vücut halinde işlenmiş olarak önümüze çıkan Ana karakterimiz ve Taylor Durden’dı. Kitaptaki çift karakterin 1 vücutta ortaya çıkması durumu bana Robert Louis Stevenson yazarının Dr. Jekyll ve Mr. Hyde kitabını düşündürttü. Orada da asıl karakter olan Doktor Jekyll adında saygın bir doktor vardı ve kendisi bir tür iksir geliştiriyordu. Ardından ise iksiri içtiğinde bedeni değişime uğruyor, karakteri neredeyse mevcut karakterinin tam tersi özelliklere sahip olan Mr.Hyde’a dönüşüyor ve deyim yerindeyse aynı bedende olup, bambaşka bir insan olarak uyanıyordu. Doktor Jekyll, normalde doktorluğunu yapan, toplumda saygın bir yeri olan biriyken, iksiri içtiğinde Mr.Hyde’a dönüşüp, içinde gizli tuttuğu, yapmaktan çok korktuğu ama yapmak için de içten içe yandığı bir tür canavara yani Mr.Hyde’a dönüşüyordu.
Peki Dövüş Kulubü ile Dr. Jekyll ve Mr. Hyde kitabının ilgisi nedir? Hemen karakterlerin benzerliğini ifade etmeye çalışayım. Ana karakterimiz ve Tyler Durden karakterleri arasında bazı davranışsal zıtlıklar var. Yazar, bu zıtlıkları kapitalist sistem eleştirileri ile birleştirerek, bize sunmuş. Ana karakterimiz birçok işte çalışmak zorunda olan, her daim uykusuz, yorgun olan, her çalıştığı iş, her girdiği ortam için kendini dizginlemek zorunda kalan, maskeler takan biridir. Bu maske takma halleri bir şeyleri gizleme, dizginleme, isyan etme olarak karşımıza çıktığı için ana karakterimiz aslında Doktor Jekyll’in durumuna benziyor. İkisi de para kazanmak, saygın görünmek, toplumda bir yer edinmek için türlü türlü maskeler takması gereken, içlerinde baskılamak zorunda kaldıkları istekleri, öfkeleri olan karakterlerdir.
Peki Tyler Durden nasıl işlenmiş? O ise çok daha cüretkâr, karizmatik, yakışıklı, ne istediğini bilen ve bunu elde etmek için hiçbir şeyden çekinmeyen biri olarak anlatılmış. İşte burada da kendini asla dizginlemeyen, isteği doğrultusunda hareket eden Tyler, bir nevi Mr.Hyde’a benziyor. 2 kişi, toplamda 4 karakterin birbirleriyle özellik ve amaç bakımından benziyor olması bana Dr. Jekyll ve Mr. Hyde kitabını anımsattığı ve ne kadar da birebir benzemeseler de bedenden bağımsız ortaya çıkmaları, kontrolü ele almaları, zıtlıkları bana bunu hatırlattığı için incelemeye onların benzerliklerini anlatarak başlamak istedim.
Ana karakter ve Tyler Durden’un karakter özelliklerine biraz değindik. Bir de ana karakterimizin neden Tyler’ı yarattığına biraz daha bakalım. Yukarıda ana karakterin yarattığı maskelerden biraz bahsetmiştim. Ana karakterimiz Tyler dışında da maskeler yaratıyor. Katıldığı tedavi gruplarına, kendini farklı isimlerde tanıtarak ve bir nevi başka başka maskeler takarak gidiyor ama onların maske olduğunun bilincinden hareket ediyor. Sadece, Tyler onun yarattığı ve kitap sonuna kadar asla yarattığını anlamadığı kuvvetli bir maske olarak önümüze çıkıyor.
Tyler, o kadar güçlü bir maske olarak önümüze çıkıyor ki ikisinin zıt davranışlar sergilemesi zaman içerisinde Tyler’ın, yani daha cüretkar, baskın, gözü kara olanın Ana karakterin bedeninde asıl sahipmiş gibi bir konuma gelmesine, ana karakterin de kendi vücudunda hapsolmasına sebep oluyor.
Bu dönüşüm halleri de zaten bir noktadan sonra ana karakterimizin farkında olabilecek noktadan da çoktan çıkmış oluyor. O yüzden ana karakterimiz kitap boyunca Tyler’ı sanki onun en yakın arkadaşı olarak biliyor ve etten kemikten yaşayan bir insan sanıyor. Oysa o sadece yarattığı bir maske ve karakterimiz bunun farkında bile değil. Çünkü kontrolü neredeyse tamamen kaybetmiş. Kontrolü öylesine kaybetmiş ki, Kulübü kuranın Tyler olduğunu, Marla ile duygusal yakınlaşması olanın Tyler olduğunu sanıyor.
Bu kendini kaybetme durumu, kendiyle dövüştüğünü bilemeyecek tuhaf bir evreye kadar gelmiş olmalı ki aşağıdaki alıntıdaki gibi sen benimle değil nefret ettiğin herkesle dövüşüyordun diye ifade ediyor:
#246519584
Ayrıca bu yaratılan maske yani Tyler Durden’ın hareketleri de salt kapitalist sistem eleştirisi de barındırmıyor. Ana karakterin yapamadığı her arzunun, davranışın, hissedemediği veya bir şekilde bastırdığı duyguların da ortaya çıkmasına sebep oluyor.
Bu yüzden inceleme başında benzerlikleri ifade etmek için Dr. Jekyll ve Mr. Hyde kitabında yer alan Doktor Jekyll – Mr.Hyde karakterlerinden bahsettim. Taylor'a dönüştüğünde aslında içten içe yapmak istediği her şeyi yapan birine dönüşmesi tesadüfi bir durum değil. Bu adamla beraber Dövüş Kulubünün ortaya çıkması da istediği şeyleri bir nevi gerçekleştirecek ortamın oluşmasıyla paralellik gösteriyor.
Peki, yazar Dövüş Kulübü’nü ana karakterin yarattığı Tyler Durden üzerinden kurarak hem Kapitalizmi eleştirisini hem de eşitlik vurgusunu nasıl işlemiş bir de ona bakalım.
Kitapta dikkat ettiyseniz Dövüş Kulubü kuralları ve olaylar anlatılırken, burada patron, işçi, garson, müdür vs hiç kimse değilsiniz diye tekrar tekrar işleniyor. Aşağıdaki alıntılara da örnek olması açısından bakabilirsiniz:
#246518807#246517505#246516758
Yazar eşitliği işlerken mesleklerin arasındaki statü farklarının Dövüş Kulübünde bir işlevi olmadığını sadece bu şekilde de işlememiş. Yani salt bir diyalog halinde işleyen bir sistem olarak kurgulamamış. Bir yandan garson, işçi, postacı, pompacı vs olarak çalışanların aslında değerli olduğunu ve patronlarından, üst tabaka diye düşünüp ifade ettiği mesleklerden farklı olmadığını ifade ediyor. Diğer yandan da Dövüş Kulübü üyeliği için yazdığı kurallara “eğer kulüpte ilk gününüzse, dövüşmek zorundasınız” diye bir madde ekleyerek eşitlik durumunu pratiğe dökecek bir kural oluşturmuş oluyor.
Mesela üye olduğunuzda, “ben patronumla dövüşmem” veya “ben işçimle dövüşmem” mi diyeceksiniz? Öyle bir ihtimal yok. Kulübe girdiyseniz statünüz yok, burada eşitsiniz ve dövüşmek zorundasınız.
Parasına muhtaç olduğun kötü niyetli patronunun kulüpte senden üstünlüğü var mı? Yok. Orada saf kaba kuvvet var.
Peki, sana kötü davranan, baskı yapan müdürününün kulüpte üstünlüğü var mı? Yok. Yine orada kaba kuvvet var.
Bu statü farklılıklarının kulüpte yok sayılarak herkesin eşitlenmesi durumu sadece teke tek dövüşle de ilgili değil. Alt tabaka diye tasvir ettiği işçilerin birer birer mesleklerini belirtmesi ve siz olmazsanız dünyanın çarkı dönmez diye onlara önemli olduklarını satır aralarında işleyip, devrim yapmalı, eylem yapmalı diye konuştukları diyaloglarla da işte bu sınıfsız diye kurguladığı Dövüş Kulübünün asıl amacına değinmiş oluyor.
Evet, yazar ana karakterimiz üzerinden yarattığı Tyler Durden ile bir maske yarattı ama bu maske bir sebep değil, sonuç oldu. Ana karakterimizin kaçmak istediği, yapmak istediği, nefret ettiği her kişiden, her durumdan etkilenerek Tyler Durden’i yarattı. Onun üzerinden de Dövüş Kulübünü kurgulayıp, sistem eleştirisi yaparak, eşitliğin mesleklerden bağımsız olması gerektiğini, adil ve eşitçe bir yaşam olması gerektiğini aktardı.
İnceleme ne kadar uzadı veya kitabı ne kadar anlatabildim bilemiyorum ama özetlemeye çalışıp, tamamlayayım.
Ana karakterimizin birkaç işte çalışmak zorunda kalması, türlü türlü kötü muamele görmesi, çeşitli tedavi - konuşma gruplarına katılması, orada ismini bile kullanmayıp, farklı maskeler takması, çok uzun mesailerle çalışması, sürekli yorgun ve uykusuz olmasına sebep olurken, bu yorgunluk isyana, aklını bulandırmasına ve bilinçaltının kapitalist sistemi eleştirecek ve eşit bir toplum fikri ortaya çıkaracak bir karakteri yani Tyler Durden’i yaratmasına onun da Dövüş Kulübünü yaratmasına sebep oluyor.
Kitabın, ortaya koyduğu Dövüş Kulübü’nün teori tarafını adım adım işlemesi durumunu da eşitliği salt kaba kuvvete indirmesiyle değil, kuralları genel olarak eşitçe uygulanacak minvalde ele alması ve temelde kapitalizmi ve birçok maske taktığımız dünyayı eleştirmesiyle ilişkilendirebiliriz.
Pratiğinin işleyişini de kulüpte yapılan dövüşlerle ve ne kadar bu kulüp hakkında konuşmak yasaktır dense de Kulübün hızlıca yayılmasına ve genel olarak belirttiği meslekler arasında yayılması olarak ele alabiliriz.
Umarım, düzgünce ifade edebilmişimdir. Okuduğunuz için teşekkür eder, iyi okumalar dilerim :)