·218 syf.····Okunma: 22 Ekim 2017 09:54 Bir solukta bitti gitti...
Uzun zamandır edebi eserde edebi eser diye tutturduğum için "al sana edebi eser" diye alıp okumaya başladım.
İlk sayfalarında kahramanımızın kendi başına mutlu bir dünya kurduğunu görüyoruz. Öyle bir dünya ki bu evlerin görünümü , renkleri bile güzel bir gün geçirmesini etkileyebiliyor. Yani kahramanımız bir romantik, (ya da onun deyişiyle) hayalperest....
onun bu kendi kendine yarattığı küçük mutluluklar beni ister istemez etkiledi. En başta küçük şeylere hiç dikkat etmediğimi fark ettim, halbuki küçük şeyler de hayata fazlasıyla renk katıyormuş.
Ve sonra Natenska...
Açıkçası günümüzde ön yargıyla karşılanacak bir tanışma hikayesi yaratıyor kahramanımız ve Natenska. Bu durum benim ön yargımı biraz olsun kırdı çünkü bana biriyle bu şekilde tanıştığını söyleyen bir tanıdığım olsa "saçmalama" diyerek kestirip atacağım bir konuyu da keyifle okumuş oldum.
Ve aşk...
İlk konuşmada aşk...
Belki Natenska'nın güzelliğinden, belki esmerliğinden, belki kahramanımıza kendini affetme şansını verdiğinden.... Bilinmez... Ancak kesin olarak söyleyeceğim şey sevgili okur arkadaşlarım, aşkı bir de bu "hayalperestten" dinlemelisiniz. Başka bir anlatım başka bir dünya.
Beni okuduğum süre boyunca betimlemeleriyle olsun , cümlelerin sanatı olsun , gözlemleri olsun fazlasıyla doyurdu. Kesinlikle tavsiye edebileceğim bir aşk kitabı.
Şimdiden keyifli okumalar dilerim.