Modern Japon Edebiyatı'nın Babası Sõseki
8/10
·312 syf.··
2024 9. kitabı
Kısa süre önce Natsume Sõseki'nin Ardından kitabını bitirdim. Şu ana kadar en beğendiğim Sõseki kitabı oldu. Kitabı neden sevdiğimi ayrıntılarıyla uzunca yazmayı ümit ediyorum. Bu çabam nedeniyle incelemeli beğenirseniz sevinirim. Öncelikle, basım konusuna eğilmekte yarar var. Ben kitabı İthaki Yayınevi çevirisinden okudum ve çok memnun kaldım. Özellikle kitabın önsözü Sõseki hakkında ve kitap hakkında çok fazla bilgi veriyor, bir nevi bizi kitaba hazırlıyor. Bu incelemeyi yazarken çokça önsözden yararlandım. Kitap Daisuke isimli karakterin hayatını konu edinir. Daisuke Japon toplumunda önemli bir yer tutan evlenmek ve çalışmaktan pek hoşnut değildir. 30 yaşına gelmesine rağmen babasının ona gönderdiği paralarla idare eder, bir işi yoktur ve evli değildir. Toplumdan yabancılaşmıştır. O, evinde günlerini kitap okuyarak ve sokaklarda gezerek geçirir. Daisuke, bir işte çalışmak gibi dünyevi meselelerden ziyade kitap okumak gibi kendini sanatsal faaliyetlere vermiştir. Bu hâliyle Daisuke, Üç Köşeli Dünya kitabında ki ana karaktere benziyor. Evlenmeye ise pek sıcak bakmaz. Karakter bu hâliyle Oblomov'a benzemekte. Biliyorsunuz Oblomov toplumun ikiyüzlülüklerinden, dedikodularından, sahtekarlıklarından vesaire bıktığı için sürekli yatar ve evinden çıkmaz. Daisuke'ye ise neden çalışmadığı sorulunca ülkesi Japonya'ya dair şikayeletlerini sıralar. Böylece kendisi çalışsa da çalışmasa da ülkesini düzeltemeyeceğini söyler. Yani iki karakterde düzeltemeyeceği sebepler dolayısıyla herşeyden vazgeçmiştir. Yazar Sõseki, Japonya'nın Meiji döneminde yaşamış bir yazar ve öğretmendir. Meiji Dönemi(1868-1912) Japonya için Modernleşme ve Batılılaşmanın başlangıç noktası olarak kabul edilir. Bu dönemde pekçok alanda olduğu gibi edebiyatta da Batı'nın etkisi söz konusuydu. Batı edebiyatında Birey, Bireysellik ve Toplumdan Yabancılaşma sürekli işlenir. Meiji Döneminden önce Japon Edebiyatında genel olarak Konfüçyüsçü bir öğreti olan topluma uyum sağlama ve bir topluluğun parçası olma işlenirdi. Ama Batı etkisinin ülkeye girmesi ile birlikte bu durum değişti ve toplumdan uzaklaşmış karakterler edebiyata girdi. İşte Natsume Sõseki'nin kitapları bu anlamda çok güzel bir örnek. Mesela Gönül kitabında Hoca karakteri toplumdan uzaklaşmış bir karakterdi, veya Sanşiro kitabında Sanşiro karakteri bulunduğu ortama uyum sağlayamamıştı. Ardından kitabında da Daisuke isimli karakter toplumdan şikâyetçi, ondan uzaklaşmış ve yabancılaşmıştır. Toplumun sürekli olarak yaptığı çalışmak ve evlenmeği o yapmıyordur. Bunun dışında Batı etkisi ile edebiyata platonik aşkta girmiştir. Meiji döneminden öncede aşk kitapları vardı, Genji Monogatari buna bir örnek. Ama platonik aşk ve aşkını ifade edememe durumu Meiji yılları ile Japon Edebiyatına girmiştir. Bu kitapta da Daisuke isimli karakter arkadaşının eşi, Miçiyo isimli karaktere platonik olarak aşık olur. Ben Daisuke karakterinin Modernleşme hakkında ve ülkesi hakkında görüşlerini önemli buluyorum çünkü bunlar dolaylı Sõseki'nin de görüşleri. Daisuke ülkesinde ki geleneksel görüşü epey sertçe eleştirir. Konfüçyüsçü bir eski samuray olan babasına çok sempati beslemez ve onun öğütlerini dinlerken sıkılır. Yabancı dilde kitaplar okur. Ayrıca çalışmaz ve evlenmez. Toplum bizden 20'lerde evlenmemizi, 60'larımıza kadar sabah 9-akşam 8 bir işte çalışmamızı, emekli oluncaysa sadece evde kalmamızı istiyor. Daisuke bunları yapmayarak aslında Japon toplumunun dogmatikleşmiş düşüncelerini eleştiriyor. Böyle düşününce Daisuke'nin yanlış batılılaşma yapan birisi olduğu düşünülebilir. Ancak Batı'ya karşı olan düşünceleri de var. Mesela bir insanın başka bir insanı küçüksemesini kötü ve Batı'dan gelen bir tsunami dalgası olarak niteler. Sõseki zor bir hayat geçirmiş bir yazardır. İnsanlarla yaşamanın zor olduğunu sürekli belirtir. İnsan ilişkilerinin sürekli olarak güvensizlik ve belirsizlik içinde olduğunu beyan eder. Mesela Gönül kitabında K ve Hoca karakterleri aynı kişiye aşık olmuştur, Küçükbey kitabında Madonna nişanlısını bırakıp başka birisiyle sevgili olur, Sanşiro kitabında Mineko Sanşiro ile sevgili olamaz ve başka birisiyle evlenir. Bunların hepsinde bir aldatma, ihanet ve bir sorun vardır. Benzer şekilde bu kitapta Daisuke, arkadaşı Hiraoka'nın karısı Miçiyo'ya ilgi duyar. Ondan hoşlanır. Bu nedenle Sõseki bu kitabında da, tıpkı diğer kitaplarında olduğu gibi insan ilişkilerinin güvensiz olmasına vurgu yapmıştır. Keşke kitap hakkında uzun uzun konuşabilsem ama hem incelemeyi uzatmak istemediğimden, hem sizi sıkmak istemediğimden incelemeyi bitiriyorum. Kitap genel olarak kolay okunuyor ama bazen zor cümlelerde çıkıyor. Sõseki'ye başlangıç olarak ağır gelebilecek bir kitap ama Sõseki'den birkaç kitap okunduktan sonra kesinlikle okunmalı. DİP NOT Kitabı sevmeyenler genel olarak Daisuke isimli karakterin en yakın arkadaşı Hiraoka'nın karısına, Miçiyo'ya aşk duyması nedeniyle kitabı sevmediğini ifade eder. Ama bence bu hatalı ve Daisuke'yi ahlaksız olarak nitelendirmek doğru değil. Çünkü Miçiyo ve Hiraoka evliliğinde bir aşk yoktur, Hiraoka karısını sevmez. Bunu duyan kişiler "O zaman Miçiyo Hiraoka'dan boşanıp Daisuke ile evlenebilirdi, ne gerek var aldatmasına?" diyebilir. Ama Meiji Döneminde kadınların boşanma hakkının olmaması da tarihi bir gerçek. Düşününce: Hiraoka ve Miçiyo içinde aşk olmayan bir ilişki yaşıyor, Miçiyo bu ilişkiden rahatsız ve Miçiyo'nun boşanma hakkı yok. Bu durumda Daisuke'ye de hak veriyorsunuz.
Edebiyat
ArdındanNatsume Soseki · İthaki Yayınları · 20211,396 okunma
·
109 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.