Gönderi

Yatağa Çivili Bilinmezlik.
9/10
·64 syf.··
Beğendi
·
2024 56. kitabı
·
12 saatte okudu
·
Okunma: 28 Temmuz 2024 23:19
Çok uzun yıllardan beri kütüphanemde olan, defalarca okuduğum bu kitabı neden bu kadar sevdiğime dair fikirleri her okuyuşumda daha çok idrak ediyorum. Kitap baştan sona bir insanlık, bir toplum eleştirisi... (bilinmezlik) Kitabın iskeletini oluşturan, Franz Kafka 'nın çok güçlü, yalın ve etkili bir şekilde kullandığı esas tema; bilinmezlik. Bunu kullanmasının otobiyografik sebepleri olduğunu düşünüyorum. Gregor Samsa karakterinin silikliğini ve değersizliğini böyle bir başlangıçla daha iyi açıklayabilirsiniz. Halihazırda insan iken bile değeri, belirli çıkarların ekseninde yatan bir insanı bir anda hamamböceğine dönüştürün ve yok oluşunu izleyin ... Bilinmezlik hissinin yarattığı boğucu dehşet ve bunun beraberinde kişinin kendi kaderiyle tamamiyle baş başa kalması hissi dediğim gibi kitabın temelini oluşturuyor. Fantezi dediğimiz bu türün güzelliklerinden biri de budur. Okudukça kafamızdaki bilinmezlik çemberini genişletiyor, daha önce girmediğimiz sokaklara sokuyor bizi. Başka bir yazgıyı eninde sonunda kabul ettiriyor ve bizi başka biri yapıyor. Nispeten durağan bir iş hayatı yaşayan Gregor'un sabah uyanınca bir anda böceğe dönüşmesinin ardından ailesini, işini ve kendi iç dünyasını tam anlamıyla büyük bir yıkımın içinde neredeyse her şey normalmiş gibi davranmaya çalışarak idare etmeye çalışması, gözlerimizi bu olağanüstü durumun absürdlüğünden çok, kitabın alt metninde yer alan ve baktıkça büyüyen koca bir trajediye çevirmemizin yolunu açıyor. Bilinmezlik hissini, yalnızca Gregor değil, tüm karakterler yaşıyor ve hepsinin bu duruma karşı aldığı tavır, onların kişilikleri hakkında da nispeten bilgi sahibi olmamıza yetiyor. Ailesi, odanın içinde yatağa çivilenmiş Gregor'u, kafalarında yıllarca oturmuş olan karakteristik görünüşü ve insan bedeniyle tasvir ettiklerinden dolayı onun cevapsız ve sessiz bir sabah geçirmesinden rahatsız oluyorlar. Bu noktada henüz hamamböceğine dönüşen bir insanın yaşadığı stresi Gregor ile paylaşarak yaşıyoruz ve onun acısına ortak oluyoruz. (inkar) Dev bir hamamböceğine dönüşmüş bir ''insan'', işe gidemez, yatağından kolaylıkla kalkamaz, bir treni kaçıramaz, ailesiyle bir yemek masasına oturamaz. Bir gecede bir böceğe dönüşen birinin bu durumun nasıl olduğuyla mutlak bir fikir yürütüp bunla alakalı bir açıklama yapmasını beklemek ve ona eski insan kimliğiyle muamele etmenin, ilk sayfalarda reaksiyonel bir durum olduğu çok açık. Böylesine bir yeni kimliği sorgusuz sualsiz kabul etmek pek tabii zor. Fakat kitabın başında gördüğümüz bu iyi niyetli inkarcı tavır, yerini yavaş yavaş utanç ve ayıplama haline bırakacak ve Gregor zamanla değersizleşip, yalnızlaşacaktı. Bedeninin bir hamamböceği olması gerçeğini hazmetmeye fırsat bulamadan ailesinin baskısını hissetmeye başlaması, gitmesi gereken işini ve binmesi gereken treni dert etmekten kendini alıkoyamaması, ailesi ve onu bireysel anlamda yalnızlaştıran hayat düzeni tarafından üstünde hissettiği baskıyı hamamböceğine dönüşümü bile hafifletememesi gerçeği her okuyuşta uzaklara dalmama sebep oluyor. Bir gün ben de bir böceğe dönüşsem ilk duyacağım şey, ''kalk ! işe geç kalıyorsun .'' olabilirdi. Bu, başlı başına bir modern trajedi, bir dehşet unsuru. Kitabın; bu açıdan bana ''bir kabus senaryosu'' etkisiyle hitap etmesi ve benim bir kitapta aradığım yegane şey olan karakteristik bir atmosferin içine hapsetmesi, zayıf karnıma denk geldi ve daha önce okuduğumda yaptığım gibi okurken Gregor'a dönüşüverdim. Etrafıma 4 duvar dikildi ve sırtımda kabuksu bir yük hissettim. (hiçlik sancısı) Gregoru, zamanla öfkeli ve hırslı bir tavır ele geçiriyor. Ailenin onun bu durumu kısmen kabullenmesi ile artık evinde eskiden sahip olduğu karakterin yok oluşunu sindirmesiyle beraber, tüm varoluşsal ehemmiyetini kaybetmeye başlamıştı. Artık fazla konuşulmuyor, önemsenmiyor, tamamiyle edilgen ve yardıma muhtaç bir hayvan olduğu gerçeği onu en derin hücrelerine kadar acıtıyordu. Üstelik bu duruma karşı inkar duygusunun yarattığı içinde az biraz kalan savaşma içgüdüsü de yok olmuştu. Eski değerini geri kazanmak için elinde hiçbir şeyi kalmayınca yaşayan bir hiçe dönmüştü. Artık tüm saniyeler onun aleyhineydi. (rahatsızlık) Kitabı en çok içselleştirdiğim bölüm sonları oluyordu genelde. Gregor'un evdeki varlığı artık bir itibar sorunu hale geliyor, kendisi her ne kadar bunun ailesinin iyi niyetli endişe duygusu ve ona duyulan sevgi olduğuna inanmak istese de, ilerleyen sayfalarda ailesi onun bu konuda ne kadar yanıldığını acı bir üslupla belli ediyordu, örneğin; (sayfa 57) "O mutlaka evden gidecek!" diye haykırdı kız kardeşi. "Başka çaresi yok, baba! Sen onun Gregor olduğu düşüncesini kafandan söküp atmaya çalış, yeter! Zaten bizim asıl mutsuzluğumuz, bunca zamandır onun Gregor olduğuna inanmamızdan değil mi? O nasıl Gregor olabilir, düşünsenize! '' Gregor artık bir fazlalıktı. İstenmeyendi. Elinde olmadan gerçekleşen bu durum ona evdeki önemine mâl olmuştu. Şimdiye kadar yaptıkları işler, babasına sağladığı kolaylıklar, eve getirdiği paralar, ailesinin ona, bu yeni bedenine, onlara yaşattığı zorluklara uzun süreli bir müsamaha göstermesine yetmemişti. Bir amacı, hedefi kalmamış bir eklembacaklıydı artık ailesi için. İçine hapsolduğu dört duvar; onun çöküşü, yaşarken yok oluşu, ailesiz ve işsiz kalışının temsili olurken öte yandan ailesi onun ölümünü bile bir kurtuluş olarak addedecekti. (vesselam;) Çok fazla vakit almadan bu kadar çok şey anlatmak, 64 sayfaya bu kadar duygu yoğunluğu biriktirip tek nefeste okunacak bir kitap yazmak her yazarın harcı değildir. Bu başyapıt, insanlığın karanlık, çirkin yanlarını ve ikiyüzlü içgüdülerinin kölesi oluşunu gayet adamakıllı şekilde, lafı evirip çevirmeden basit bir böcek metaforu ile izah ediyor. Sahip olduğu popülariteyi sonuna kadar hakkeden ve belirli yaşa ulaşmış herkesin en az bir kere okuması gereken bir eser..
1000Kitap
DönüşümFranz Kafka · Anonim Yayıncılık · 2016267,6bin okunma
·
81 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.