‘Gece Yarısı Kütüphanesi’ der susarım…
O nasıl bir kitaptı öyle. Yaptığım en iyi okumalardan biriydi ve hemen yazarımızın bir başka kitabını daha almak istedim ve işte bu kapağına hayran kaldığım harika kitap ile tanıştım.
Şimdi biraz düşünelim:
İnsan gibi görünüyorsunuz ama insan değilsiniz çok uzak bir gezegenden geldiniz ve insanlığın ilerlemesini engellemek için bazı görevleriniz var. Ancak sorun şu ki bir süre sonra insanları sevmeye ve onların türünü benimseyene başlıyorsunuz. İlginç dimi :) :) :)
Bu kitap ile sevmenin ve insan olmanın anlamına dair, iç açıcı, komik, tuhaf ve harika bir yolculuğa çıkacaksınız. Tam da ön kapak yazısında alıntılandığı gibi…
Matt Haig ve kitapları son zamanlarda etkisinden çıkamadığım okumalara sebep oluyor. Kitabı bitirdiğimde çılgınlar gibi üzerine konuşmak ve anlatmak istiyorum. Ama ne zaman yazmak için bilgisayar başına otursam kelimeler aklımdan uçup gidiyor. Çünkü ne yazsam az kalacak gibi hissediyorum. Ya da çok fazla yazarsam sizin okuma büyünüzü bozacakmışım gibi düşünüyorum.
Hani bazı olay ve durumlar karşısında ‘anlatılmaz yaşanır’ deriz ya, işte bu kitaplarda anlatılmaz okunur cinsten:) :) :)
Keyifli okumalar dilerim…