"Hanimefendiler... annelerinin, babalarının, abilerinin ve kocalarının kaprislerine, kuruntularına, sözlerine boyun eğmek zorunda bırakılır; bu
yüzden zamanlarının çoğunu odalarının daracık sınırlarına hapsolarak geçirir, görünürde boş boş oturarak arzuladıkları bir şeyin tam aksini de arzular, farklı farklı konulara kafa yorarlar..."
.
.
.
TARiHI BİLGİ:
Lucrezia di Cosimo de' Medici, 1560 yilinda, Ferrara Dükü Il. Alfonso d'Este'nin eşi olarak evlilik hayatına başlamak üzere Floransa dan ayrıldı.
Daha bir yıl bile geçmeden ölecekti.
Ölüm nedeninin "karahumma" olduğu açıklandı fakat kocası tarafından öldürüldüğü söylentileri de aldı yürüdü.
.
.
.
Evlilik Portresi, aristokratik güç oyunlarının ve entrika dolu bir dönemin ortasinda baskı altında tutulan ve bir piyon olarak kullanılan soylu bir genç kadının gerçeklere dayalı hikâyesini anlatıyor.
Dönem kitaplarını sevenler için iyi bir seçim olacağını
düşünüyorum ancak benim gibi kitabın adına aldanıp sakın bir aşk hikayesi okuyacağınızı sanmayın. Bu kitap saf romantizmden çok uzak... Hikaye gerçek temelli bir tarihi kurgudur. Ferrara Düşesi Lucrezia ise bu kitabin ilham kaynağıdır.
İyi okumalar
Evlilik PortresiMaggie O'Farrell · Domingo Yayınevi · 20231,481 okunma
Bu kadının benim için ne ifade ettiğini anlatmak boyumu aşar. Kadınlar hakkında güzel şeyler söyleriz, ama içten içe onların, en azından çoğunun, sınırlı varlıklar olduğunu biliriz. Onlara işlevsel yetilerinden ötürü saygı duyarız, ama bu yetilerden yararlanırken bile saygısızılık ederiz; dikkatle koruyup kolladıkları erdemlerine saygı duyarız, ama davranışlarımızla bu erdeme ne kadar az önem verdiğimizi gösteririz; Onları tamamen kendi kararımızla belirlediğimiz ücretler karşılığında hayat boyu bize bağlı kılıp, anneliğin gerektirdiği geçici görevler haricinde işleri güçleri her açıdan bizim ihtiyaçlarımıza koşturmak olacak şekilde en kolay hizmetkarlar haline getiren saptırılmış annelik faaliyetlerinden ötürü onlara saygı duyarız.......
Her ilişkide ''can alıcı nokta'' elbette cinsel çekimdir. Onun ardından iki ayrı mizacın izin verdiği ölçüde peyderpey bir yoldaşlık gelişir. Evlilikten sonraysa, iki yol vardır: Ya yavaş yavaş büyüyen, temellenen bir dostluk, yani ilişkilerin en derini, en sevgi dolu, en tatlısı, sürekli yenilenen aşk ateşiyle sımsıcak, parıl parıl halde kurulur ya da bu süreç tersine çevrilir, aşk ateşi söner, dostluk gelişmez, bütün ilişkinin güzelliği kül olur gider.