Ebru Cündübeyoğlu, oyunculuğunu çok beğendiğim şahane bir sanatçı. Kendisinin yazar yanı ile bu kitabı sayesinde yeni tanıştım, rastgele bir şekilde. Belki çok yönlü insana az rastladığımdan, belki iki karpuzun bir koltuğa sığmayacağına olan inancımdan kitaba dair beklentim iyi ihtimalle vasat olması yönündeydi. Lakin Sayın Cündübeyoğlu'nun mest eden betimlemeleri, akıcı üslubu kitapla aramda bir bağ oluşturdu. Bitişi, sevdiğim kişilere bir otobüs camının ardından el sallarken hüzne inat gülümsemek gibi bir tat bıraktı.
70'li yaşlardaki bir felsefe profesörünün hayatı Alzheimer hastalığına yakalanması paralelinde kendi ve kızının ağzından anlatılıyor.
Kızı için çokça söylediği şu sözleri alıntılamak isterim :
"Yalnızlığı hiç sevmez o. Çubuğa sarılan pamuk helva gibi çevresine arkadaş toplamaya bayılır. Tek başına çekilmiş hiçbir fotoğrafını bulamazsınız. Vesikalık fotoğraflarında bile elini tuttuğu biri vardır."
Detaylandırarak kitaba haksızlık etmek istemiyorum, okumanızı tavsiye ederim.