Puan vermedi·456 syf.····Okunma: 05 Ağustos 2024 00:00 Selam, Instagram’ın yasaklanacağına ihtimal dahi vermediğimiz günlerde Sınırdaki Okul kitabını okuyordum, paylaşımı yasaklar zamanınaymış. Haklının haksızısın önemli olmadığı, gücü elinde bulunduranların keyfi kurallar koyduğu, kişileri kısıtladığı, zayıfın güçlüyü ezdiği bir ortam, kitaptan bahsediyorum. Bir askeri okulda, erkek öğrencilerin yaşadıkları üç arkadaş çerçevesinde anlatılıyor. Yetişkinlik dönemleriyle başlıyor ve geri dönüşlerle okul yılları anlatılıyor. İki anlatıcı var; anlatıcılardan biri ölmeden önce arkadaşına el yazmalarını gönderiyor. Asıl anlatıcı Bebe, el yazmalarıyla birlikte o günleri aktarıyor. Bazen gerçeklik değişiyor, ne-nasıl yazılmalı üzerine kafa yoruyor Bebe. Kitap yayımlandığında edebi sansasyon kabul edilmiş ve yazar Macar düzyazısının nihai otoritesi olarak anılmaya başlamış. İşin sırrı metnin örtüklüğüde olsa gerek. Sınırdaki Okul, Macar Ayaklanması’ndan üç yıl sonra yayımlanıyor. Çocukların okula başlamaları ise Trianon Antlaşması’dan üç yıl sonra. İki önemli Macar tarihi. Trianon Antlaşması’sıyla Macaristan topraklarının 2/3’ ünü kaybetti. Dar bir alana sıkışan bir ulus, tıpkı okulda sıkışmış kalmış gençler gibi. Sonrasında gelen baskıcı Sovyet yönetimi…işte bu nedenle Macar toplumun psikolojik okuması.
Sınırdaki Okul yeni yayımlandı, çok seven de var lanet eden de… Her okurun kitapla ilişkisi farklıdır, bu artık klişe bir söylem de olsa sık sıkı göz ardı ediliyor. Özellikle bir kitabı sevmeyip, dümdüz tarihi bağlamağından kopuk hatta anakronik bir yaklaşımla beğenenlere parmak sallamak, tehditvari söylemlerlerde bulunmak tuhaf…içinde yaşadığımız düzene dönüşüyoruz sanki:( Şunu da ekleyeyim, kitabın dili güzel de olsa su gibi akan elimden bırakamadığım bir kitap değildi, bana böyle bir okuma da vadetmemişti :) Okul anılarının çokluğu, o baskılar, zorbalık, gençlerin korku ve kaygıyla şekillenen davranışları biraz yorucu bir okuma sunuyor bana göre, ya da bunlardan zaten yeterince mustarip olduğum için baştan yorgundum…