Puan vermedi·208 syf.····Okunma: 02 Ağustos 2024 23:02 Tarihi roman okurken en sevdiğim durum tarihten bir sahneyi hikayenin içinde kolayca oturtup öğrenebilmek. Topuz, başta yaptığı açıklamada olayların kahramanlarını gerçeklere uygun olarak anlattığını sayısız tarih kitabından yararlandığını söylüyor. Sadece ikincil kişilerin serüvenlerini tarihe sadık kalarak genelde kurmaca olduğundan bahsetmiş.
Manisa, şehir olarak önem kazanınca sancakbeyliğinin merkezi olmuş. Yıldırım Bayezid burayı ele geçirmiş, Çelebi Mehmet de geliştirmiş. Tarihi M.Ö.2000 yılına kadar dayanan Manisa'ya sırasıyla Lidyalılar, Persler, Büyük İskender, Romalılar, Bizanslılar egemen olmuş ve daha sonra Selçuklular, Saruhanlılar, Osmanlılar. Ne çok kültüre ev sahipliği yapmış, okurken daha iyi anlıyor insan ve bu bende şehir hakkında daha fazla farkındalık kazandırdı.
Tarih aralığı olarak III.Murat'ın küçüklüğünden başlayıp III.Mehmet dönemine kadar uzanıyor. Kanuni'nin oğlu Sarı Selim'in oğlu Murat ve onun da oğlu Mehmet'in dönemlerinde yaşanılan önemli olaylar tarihi bilgiler ile birlikte harmanlanmış. Ayrıca padişah eşleri ve anneleri olarak Osmanlı'da önemli rol oynayan Nurbanu ve Safiye Sultan'a da yer verilmiş.
Kahve ve kahvehane kültürünün Kanuni döneminde ortaya çıktığı öğrendiğim bilgiler arasında oldu. Halep'te Hakem, Şam'da da Şems adlı kişiler kahvehane açıyorlar ve kahvehanenin altına bir ocak yerleştiriyorlar. Ocakbaşında cezveleri yerleştirerek kahveleri pişiriyorlar. Bu o dönem kötü görülüp önlenmeye çalışılsa da çok talep görüyor. Sonra başka semtlerde de kahvehaneler açılıyor.
Avrupa'da ilk kitap 1493'te basılmış, bizde ise ilk matbaayı 1567'de Yahudiler kuruyor fakat Türkçe kitap basılmasına izin vermiyorlar. İlk Türkçe kitap Macar kökenli İbrahim Müteferrika tarafından 1729'da basılıyor. Yani Avrupa'da basılan ilk kitaptan 124 yıl, matbaa da Gutenberg'ten 280 yıl sonra kuruluyor. Fransa'da ilk gazete 1631'de bizde ise 1861'de yayımlanıyor. Bu sayılar ne kadar geriden geldiğimizi acı bir şekilde gözler önüne seriyor.
Osmanlı III.Murat döneminde duraklama dönemine giriyor. Padişah İstanbul'dan hatta sonraları sarayından bile dışarı çıkmamış. Kadınlara zaafı olan ve eğlenceye düşkün bir padişahmış. Devlet işlerine çoğu zaman Sokollu Mehmet Paşa bakmış. Halktan, yönetimden bu kadar uzak zevk ve sefa içinde yaşamak duraklama dönemini de beraberinde getirmiş. Ardından gelen III.Mehmet ise biraz daha çekingen bir yönetim sergileyerek devletin zayıflamasında rol oynamış.
Savaşlarda alınan esirler, devlet yönetiminde çıkar sağlamak için her şeyi mübah gören zihniyetler, bir gün iyiyken ertesi gün kellenin koltukta olması tüm yönleriyle ele alınıp anlatılmış. Küçüklüğünden itibaren duygularını da okuduğumuz III.Murat ile daha fazla bağ kurabilirken, III.Mehmet ile hep olayların etrafında duygusal olarak fazla bağ kuramadan okuyoruz.
Kaç yıl öncesinden bu zamana bazı şeylerin değişmediğini de gözler önüne seriyor. Padişaha yakın olmak, önemli görevlere gelmek için bunu kullanmak ve arkadan iş çevirerek bir yerlere gelmek her dönemde varmış dedirtti. Her zaman bilimden yana olmak, hak eden bilgili kişilerin görevde olması dileğiyle.