Gönderi

Proje 2417
10/10
·400 syf.··
2024 13. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 04 Ağustos 2024 07:38
Selamın aleyküm! Öncelikle, Proje 2417'nin benim okuduğum kurgusal kitaplar topluluğunda tahtın sahibi olduğunu söylemem gerek. Bu kitabı ilk olarak Epsilon yayınevi baskısından okumuştum. Ancak ikinci kitabı o yayınevinde tükenmişti ve devamını okumak nasip olmamıştı. Uzunca bir aradan sonra (ki bu arada bu kitabı 3 kere tekrar tekrar okudum) yazarımız Sinem Ataklı yeni bir yayınevinden değişiklikler yaparak tekrar basılacağını duyurduğunda heyecanla beklemeye başladım. Çok şükür ki elime ulaştı ve ulaşır ulaşmaz kendimi sayfalara bıraktım. Türk edebiyatında da Dünya edebiyatında da yakın geçmişte verilen eserlerde kadın karakterin güçlü, ayakları yere basar bir şekilde ele alan (Feminist eserleri dâhil etmiyorum) kurgu bulmak oldukça güç. Proje 2417 ise bu kapsamda okuduğum ilk ve tek kitap. Ayrıca distopik ve ütopik kitaplara ayrı bir ilgim var. Her birinin geleceğe bakış açısı farklı ve bu farklılıkların teoriler üzerine beni düşündürtmesini seviyorum. Tüm bunlar bi yana kitabın içeriğine gelecek olursam, gerek psikolojik çözümlemeleriyle gerekse de olay kurgularıyla ince ince işlenmiş bir eser. Yazarın Ardel isimli serisini de okudum ve vardığım kanı yazarımızın kaleminin bu alanda oldukça sağlam olduğu yönünde. Ana karakterimiz Ervin, 'Hera' olarak benliğinde çift kişilik barındırmaya zorunlu bırakılmış bir savaş pilotu, hemide yaşadığı zamanın en iyisi. Kendisini eğiten askerler, onun potansiyelinin farkında olarak kendi emelleri için Ervin'i bir yıkım makinesi, bir dikdatör olması için adeta beynini yıkayarak ikinci bir kişilik oluşumu için çabalıyorlar. Ve başardıklarını da görüyoruz. Kitap içerisinde sık sık Hera'nın acımasız, vicdansız olduğuna; Ervin'in ise merhamet, fedakârlık gibi duyguları barındırdığına değiniliyor. Bu iki kişilik; kitap içerisine oldukça iyi işlenmiş, asla sırıtmıyor. Aksine insanı daha da bağlıyor. Ervin'in yaşadığı 2300'lü yıllarda insanlar ölümsüzlüğü bulmak için çalışmalar yapıyor ve bu çalışmalar uğruna bir çok insanı da gözden çıkarıyorlar. Her ne kadar dikdatör olması için yetiştirilse de içindeki Ervin'e karşı koyamayan Hera'nın, yaşananları kulak ardı etmediğini ve "Proje" adlı bir direniş hareketinin gizli üyesi olduğunu ilk sayfalarda öğreniyoruz. Bu çalışmaları durdurmak için yapılan asıl plan ise Cryonics adlı dondurma işlemiyle başlıyor diyebiliriz. Ana karakterimiz 100 yıl sonra uyandırılmak üzere bu şekilde donduruluyor. (Yaşadığı dönemde ölümsüzlük çalışmalarını ancak durdurulabileceklerini bitiremeyecekleri belirtiliyor. Bu sebeple ölümsüzlüğün bulunduğu bir çağda uyandırılmak üzere donduruluyor.) Uyandırıldığı yüzyılda ölümsüzlük bulunmuş, insanların kast sistemini aratmayacak bir sistemle derecelendirilmiş olduğunu öğreniyoruz. Kendilerini 'asil' olarak niteleyen ölümsüz halk, 'cennet' adı verdikleri çakma cehennemlerinde yerden göğe doğru yükselen binalarda yaşamlarını gösterişle sürdürürken; ölümlü olan halk, gölge ve koza adı verilen bölgelerde adeta yerin dibine gömülmüş bir vaziyette hayatlarına devam ediyorlar. Koza ve gölge halkı sindirilmiş, umutlarını yitirmiş olduklarından bir isyana girişmiyorlar. Ancak dengeler değişecek! İlerleyen sayfalarda ölümsüzlerin sahte cennetlerini başına yıkmak için yapılan planlar ve sonuçları okuyoruz. Tüm bu planlamalar, psikolojik analizler öylesine ince düşünülüp işlenmiş ki... Neyi neden yaptıklarını, o an karşısındaki kişinin ruhsal ve bedensel analizini baymadan gerektiği ölçüde veriliyor olması beni kitaba hayran bıraktı. Her ayrıntı ince ince düşünülmüş, mantık hatasının neredeyse olmadığı kendisine saygı uyandıran bir eser. Ölümsüzlük arzusunun insan üzerindeki etkileri ve ölümsüzlüğün doğuracağı şeyler, insanların kendilerini haşa 'tanrılaştırma' dürtüsü, sindirilen halkın yaşadığı psikolojik buhran, toplum yapılarındaki dinamikler, teknolojinin getirileri, Hera-Ervin ikilemesinin yaşadığı kimlik karışıklığı ve bu ikilemedeki sevgi, güven gibi duyguların farklı tanımları okuyanı düşünce yolculuğuna çıkaran başlıca konulardı. Ayrıca ana karakterimizin sahip olduğu bazı düşüncelere katılmıyor olsam da karakterimizin bulunduğu şartların etkisi olduğunu (ve yazarın şahsi görüşlerinin) bilerekten bunları göz ardı ettiğimi de belirtmeliyim. Bu tarz eserler seviyorsanız bir şans vermenizi şiddetle tavsiye ediyorum. Şimdilik bu kadar. Allah'a emanet olun!
Edebiyat & Roman
Proje 2417Sinem Ataklı · Parola Yayınları · 2024445 okunma
·
213 Gösterim
1 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Aleykümselam🫡. Çok nitelikli ve derin bir inceleme olmuş! Kitabı alıp almama hususunda ikilemde olanları bu yorumu okumaya davet ediyor ve ardından da satın almaya yönlendiriyorum😆. Ben de şu an ilk kitabını tekrar okuyorum ve gerçekten distopya-bilim kurgu alanında bu kitap bir efsane! Ardel serisi ters köşeleriyle, 2417 serisi de insanın bitmek bilmeyen açgözlülüğüne ışık tutan distopik evreniyle okurları kendine bağlıyor.
Mavera
Gönderi Sahibi
Teşekkür ederim! Distopik kitaplara olan özel ilgimizi itinayla belirtiyoruz.😁