·416 syf.····Okunma: 06 Ağustos 2024 08:19 Bu seriyi ilk çıktığında almaya başladım ancak altı kitap olacağını bildiğim için serinin tamamlanmasını bekleyecektim. Çoğunlukla seri kitapları ara vermeden okumayı hikayeyi kafamda tamamlamayı severim. Ancak birinci kitabı okusam, aslında bütünlüğü olan ve sonunda kendi içinde bir sona sahip olduğunu öğrendiğimde 'hadi 'dedim zamanı geldi.
Beklentim çok yüksekti çünkü güvendiğim bazı epik fantastik okuyucularından ilk kitabın yüksek not aldığını gördüm. ilk bölüm bile değil daha açıklama kısmından yazarın samimi yazım dilini hissettim. ilk etkileyici bölüm ile kitabın içine çekildim.
Raithe karakteri karşımıza çıkan ilk isim O'nun geçilmemesi gereken bir nehri aşıp İnsanların tanrı sandığı bir Frey'i öldürmesini okuyoruz. Raithe'in hikayesinin peşine takılayım derken bir başka bölümde karşınıza Suri adında 14 yaşında mistik güçleri olan bir karakter çıkıyor, beyaz kurt köpeği Minna ile Suri'yi daha yakından tanımak için satırları dikkatle çevirmeye başladım.
Karakterler bir bir eklenirken, onların başına gelen olay örgüleri de bir bir anlatılıyor ve çözümlenmeyen hiç birşey kalmıyor. Eğer biri varsa öyküde bir rolü var ve O'nu tanımaktan dolayı onur duyuyorsunuz.
Kadın karakterlerin hepsi güçlü, Maeve, Persephone, Brin, Suri, Arion. Erkek karakterler tam dönemine yakışır davranışlar ve tavırlarda. Malcom ve Raithe diyalogları gülümsetiyor. Ana kötü karakter tam kötü. Ve sonu ne olacak diye merak ederek okudum.
Yazının bile olmadığı çağda hikayelerin aslında nasıl muhafaza edildiği ve aktarılırken nasıl abartıya uğradığını da okurken keyif alabilirsiniz.
ilk 10 bölüm dikkatle okunmalı bence, öyle çıtır çerez bir fantastik değil, çünkü karakterler oldukça fazla. Yarısına kadar her bölüm yeni birinin hikayeye girişi bile diyebilirim.
Suri'nin ağaçlar hakkındaki anlattıklarına bayıldım. Ve ağaçlara bir de O'nun gözünden bakacağım artık...
diyor ki,
Kayınlar soğukluklarıyla ünlüdür.
Ama akasya, defne ve çobanpüskülü... onları istesen de susturamazsın, söğütlerde çenelerini kapatmazlar, canından bezdirirler.
Karaağaçlar mağrur ve mesafelidir, akçaağaçlar ise kibirli. Ladinler ve sedirler gibi yaprak dökmeyenler yeterince kibardır.
Sahip olabileceğin en iyi komşu ağaçlaradır. Sıcak günlerde gölge sağlarlar, sana yiyecek ve barınak sunarlar ve karşılığında hiç bir şey istemezler.
Ve kitabın kapak resmi içindeki bir sahnenin canlanmış hali diyebilirim. "Meşe Magda" Okuduktan sonra anlamı çok daha derinleşti bende.
İntagramın kapalı olduğu bu günlerde kitap içinde geçen instaryalıları sürekli instagram olarak okumuş olmak da arada beni gülümsetti hatta 4. Bölüm YENİ REİS başlığını da YENİ REELS diye okudum:)
Neyse alışacağız insta yokluğunda daha çok okumaya ve fantastik evrenlerde dolaşmaya devam.
Sonuç olarak kitabı çok beğendim ve bugün serinin 2. kitabına geçiyorum.
Buraya kadar okuduysanız teşekkürler.