Yine okuduğum için çok mutlu olduğum bir kitabın incelemesiyle karşınızdayım . Evrenin yoğunluğu , karakter sayısının çokluğu ve bunun gibi birçok sebepten ötürü yine değinmek istediğim oldukça nokta var . Bu yüzden her zamanki gibi kısaca kitabın konusundan bahsedip sonrasında benim öznel düşüncelerimden ve kitabı kimlere tavsiye ettiğimden bahsedeceğim .
Kitabımızın geçtiği evrende insanlar fhreyler ve rhunlar olmak üzere iki ayrı sınıftan oluşmaktadır . Fhreyler tanrılar olarak görülürken rhunlar ise hemen hemen hayvanlarla aynı seviyede görülmektedir . Ve bu iki sınıfın birbirleriyle iletişim kurması çoğu bakımdan imkansızdır . ( fhreyler rhunları hayvan olarak görüp iğrendikleri için rhunlar ise fhreylerin tanrı olduğunu düşündükleri için ) Ta ki Raithe bir tanrıyı öldürerek bunun imkansız olmadığını kanıtlayıp fırtına öncesi sessizliği bitirene dek . Kitabın konusundan spoilersız olarak bu kadar bahsedebilirim o yüzden şimdi kendi düşüncelerime geçmek istiyorum .
Epik fantastik benim okumaktan en çok zevk aldığım türdür . Ve bu türe mensup olan Destanlar Çağı bana kalırsa bu başlığın altını sonuna kadar dolduruyor . Dolayısıyla oldukça keyifli bir okuma deneyimiydi benim için . Ama sevme sebeplerimden daha belirgin olarak bahsetmem gerekirse birincisi kesinlikle karakter kadrosuydu . Kitapta spesifik olarak ana karakter diyebileceğimiz tek bir kişi yok daha çok " ana karakterler " söz konusu . Ve yazar tek bir kişiye odaklanmadığı için herkesi tanıma fırsatımız oluyor . Hatta bu durum yan karakterler için de geçerli . Bana kalırsa hiçbiri yazılmak için yazılmamış . Hemen hemen herkesin olay akışında belli bir yeri var . Ve bu geniş karakter listesi göz önüne alındığından beni gıcık eden , varlığından rahatsız olduğum kimse olmadı . ( az kadrolu bazı kitaplarda
Destanlar ÇağıMichael J. Sullivan · İthaki Yayınları · 2019235 okunma
Güçlü bir kadın karakter, bir tanrı katili, hikâyeleriyle dünyayı ayakta tutan iki anlatıcı, bir mistik ve en yakın dostu olan beyaz bir kurt, iyiyle kötünün tam ortasında duran bir Frey ve kim olduğunu arayan bir başka Frey… Hepsinin yolu bir noktada kesişirse, ortaya nasıl bir hikâye çıkar?
Destanlar Çağı, Michael J. Sullivan’ın Legends of the First Empire serisinin ilk kitabı. Seri toplam altı kitaptan oluşuyor ve yazarın Riyria evreninde geçen hikâyelerinin çok öncesini anlatıyor. Bu kitap, destanların ve efsanelerin nasıl ortaya çıktığını, insanların ve Frey’lerin arasındaki güç dengelerinin nasıl şekillendiğini anlatan bir başlangıç niteliğinde. Hızlı bir girişten çok dünyayı ve karakterleri tanıtan, devam kitapları için sağlam bir zemin hazırlayan bir ilk adım.
Kitap, çok karakterli, yavaş ilerleyen ve dünyasını adım adım kuran bir epik fantastik. Hikâye büyük olaylarla başlamıyor; önce düzeni, ırkları ve güç dengelerini gösteriyor. Bu durum hikâyeyi dağıtmıyor, aksine dünyayı daha gerçekçi kılıyor. Olaylar tek bir kişinin etrafında dönmüyor; herkesin hikâyeye küçük ya da büyük bir etkisi var. Çok karakterli anlatımı sevenler için güçlü bir artı. (Son sayfada karakterler ve bazı kelimeler için bir sözlük var)
Konu; elfler olarak bilinen Frey’lerin dünyaya hükmettiği, insanların ise zayıf ve önemsiz görüldüğü bir dönemde geçiyor. Bir dizi beklenmedik olayla birlikte bu düzen sarsılmaya başlıyor ve birbirinden çok farklı karakterlerin yolları kesişiyor: insanlar, Frey’ler, mistikler ve anlatıcılar aynı çatışmanın içine çekiliyor. Tanrıların, efsanelerin ve güç dengelerinin sorgulandığı bu süreçte, küçük görünen kararlar büyük sonuçlar doğuruyor ve ileride destan olarak anlatılacak olayların temeli atılıyor.
Dikkat çeken çok fazla karakter var aslında. Ben
Destanlar ÇağıMichael J. Sullivan · İthaki Yayınları · 2019235 okunma
Bu seriyi ilk çıktığında almaya başladım ancak altı kitap olacağını bildiğim için serinin tamamlanmasını bekleyecektim. Çoğunlukla seri kitapları ara vermeden okumayı hikayeyi kafamda tamamlamayı severim. Ancak birinci kitabı okusam, aslında bütünlüğü olan ve sonunda kendi içinde bir sona sahip olduğunu öğrendiğimde 'hadi 'dedim zamanı geldi.
Beklentim çok yüksekti çünkü güvendiğim bazı epik fantastik okuyucularından ilk kitabın yüksek not aldığını gördüm. ilk bölüm bile değil daha açıklama kısmından yazarın samimi yazım dilini hissettim. ilk etkileyici bölüm ile kitabın içine çekildim.
Raithe karakteri karşımıza çıkan ilk isim O'nun geçilmemesi gereken bir nehri aşıp İnsanların tanrı sandığı bir Frey'i öldürmesini okuyoruz. Raithe'in hikayesinin peşine takılayım derken bir başka bölümde karşınıza Suri adında 14 yaşında mistik güçleri olan bir karakter çıkıyor, beyaz kurt köpeği Minna ile Suri'yi daha yakından tanımak için satırları dikkatle çevirmeye başladım.
Karakterler bir bir eklenirken, onların başına gelen olay örgüleri de bir bir anlatılıyor ve çözümlenmeyen hiç birşey kalmıyor. Eğer biri varsa öyküde bir rolü var ve O'nu tanımaktan dolayı onur duyuyorsunuz.
Kadın karakterlerin hepsi güçlü, Maeve, Persephone, Brin, Suri, Arion. Erkek karakterler tam dönemine yakışır davranışlar ve tavırlarda. Malcom ve Raithe diyalogları gülümsetiyor. Ana kötü karakter tam kötü. Ve sonu ne olacak diye merak ederek okudum.
Yazının bile olmadığı çağda hikayelerin aslında nasıl muhafaza edildiği ve aktarılırken nasıl abartıya uğradığını da okurken keyif alabilirsiniz.
ilk 10 bölüm dikkatle okunmalı bence, öyle çıtır çerez bir fantastik değil, çünkü karakterler oldukça fazla. Yarısına kadar her bölüm yeni birinin hikayeye girişi bile diyebilirim.
Suri'nin ağaçlar
Destanlar ÇağıMichael J. Sullivan · İthaki Yayınları · 2019235 okunma
Michael J. Sullivan okumaya Destanlar Çağı ile başlamışsanız çok şanslısınız demektir. Çünkü her şeyin başlangıcına vakıf olacaksınız. Sulivan Türkçe ye yeni yeni çevriliyor ama aslında elimizde bir külliyat var.
Riyria Vahiyleri ve Riyria Günlükleri daha dilimize çevrilmedi. Destanlar Çağı nın bulunduğu aynı evrende geçen bu seriler ilerde dilimize umarım çevrilir ve biz de Efsaneler Çağı nın yardımı ile belki binlerce yıl öncesinin nasıl olduğunu bilmenin keyfiyle yeni kitapları okuruz.
Kitaba gelince fantastik dünya severlerin hoşuna gidecek bir evren söz konusu. Kitapta Elflere karşılık gelecek şekilde Fhrey ırkını görüyoruz lakin Elflere oranla büyü konusunda daha maharetli bir iç kabileye sahipler. Miralyit yani Sanatçı kabilesi.
Yıllar yılı tanrı olarak görülen bu ırktan bir Fhrey in öldürülmesi ile kitap başlıyor ve yıllar sonra tanrılarında öldürülebileceği ortaya çıkmış oluyor. Kimin açısından bu bakış peki. Biz insanların Fhrey lerin bakış açısından ise ilkel anlamına gelen Rhun ların. Tanrı Katili lakabını alan Son Dureyalı Raithe, ağaçlarla konuşabilen ve benim kitapta en sevdiğim karakter olan Mistik Suri, ardında çok fazla gizem saklı olan eski köle Malcolm gibi karakterlerin yavaş yavaş işlenmesi ile kitap çok da aman aman olmadan sonlara doğru biraz daha hareketlenerek bitiyor.
Son söz:Sonraki kitaplarda Dherg ırkını yan Yüzüklerin Efendisi serisinde cücelere benzeyen bu yetenekli zanaatkarları sabırsızlıkla bekliyorum.
Akıcı ve heyecanlı bir anlatımı olan fantastik bir serinin ilk kitabı.
İnsanların bir şekilde tanrılara karşı çıkardığı isyan ve savaşın ilk kısımlarını anlatıyor. Okurken elinizden kolayca bırakabileceğiniz bir eser değil, etkisi ise azımsanmayacak kadar; ara verdiğiniz her an acaba neler olacak, işin aslı ne gibi size sorular sorduruyor. Yani ne kadar fantastik bir eser de olsa gerçekte de öyleymiş ve içindeymişim gibi hissettiren bir eser oldu.
Yazarın üslubunu çok beğendim, gerek; önsözü ile gerek sonsöz mahiyetindeki teşekkür kısmını.
Önsözde eseri ile ilgili ve yazarlığı ile ilgili bilgiler vermiş. Ayrıca hikayenin son kısmında sözlük kısmı da yer almaktadır. Ben okurken genelde kitapların son sayfalarını karıştırmam bu sebeple sözlük kısmını kitabı bitirince gördüm. Okuyacakların bunu bilerek okumaya başlamasında sözlüğün büyük bir yardımı olur.
Benim teşekkür kısmında dikkatimi çeken ve bakış açıma oldukça etki eden birkaç satır oldu; "Bir çocuk büyütmek için bütün bir köy gerekir mi bilemem ama bir kitabı başarıyla yayımlamak için çok sayıda insan gerekiyor ve umarım beraberce ürettiğimiz şeyden gurur duyuyorsunuzdur.", "...çalışmalarımıza duyduğunuz içten sevgiden ötürü tüm okuyucularıma teşekkür etmek istiyorum. Benim ve tüm bu olağanüstü yetenekli insanların maaşlarını ödeyen sizlersiniz..."
Son satırları okuyunca yazarın işini çok ciddi ve özenli yaptığını anladım. Serinin ikinci kitabını listemin ilk sıralarına almış bulunmaktayım.
Merhabalar kitap dostlarım uzun zamandır Epik fantastik okumak istiyordum,yazarın kitaplarını da daha önce hiç okumamış ve kitap hakkında hiç araştırma yapmamış sadece arka kapak yazısını okuyunca merak edip almıştım ama bundan sonra favorilerim arasında yerini aldı kesinlikle yazar.
3.000 yıl önce Dünya'da Bern nehrinin ayırdığı dureya tarafında Rhun (insan)'lar diğer taraf Erivan'da insanlar tarafından Tanrı olarak görülen güçlü Fhrey (elfler)'ler yaşamaktadırlar.Rhun'lar klanlara bölünmüş kurak topraklarda açlık ve sefalet için de ilkel bir hayat yaşarken Fhrey'ler muhteşem şehirlerde yaşıyorlar,harika görünüyorlar, açlık yoksuluk çekmiyorlar.
Hikaye bir Rhune (insan) olan Raithe ve babası Herkimer'in, çiftlik yapabilecekleri ve avlanabilecekleri bir yer bulmak için yasak nehri geçip tanrı topraklarına girmeleri sonrasında Herkimer'in bir tanrı tarafından öldürmesi ve Raithe'in babasının öcünü Tanrı'nın boğazını keserek almasıyla başlıyor.Bir tanrı öldürülmüştür ve artık dünya olduğu gibi kalamaz. Rhunlar, Fhrey’lerin tanrı olmadıklarını keşfeder ama yine de onların yapabileceklerinin gayet farkındalardır. Fhrey’ler ise bu tanrı katilini bulmalı ve herkes için bir ders vermeleri gerektiğini düşünür.
Şimdi, insanlık ve savaş arasında sadece birkaç kişi var: Raithe, kaderini Tanrı Katili olarak benimseme konusunda isteksiz.Persephone,Arion ve tabi ki genç bir gören olan Suri.Henüz daha 13-14 yaşında olmasına rağmen ettiği akıllıca cevapları,beyaz kurdu Minna ile diyalogları, Ağaçlarla konuşması,geleceği görmek için kemiklerden yardım alan,ateşin ve rüzgarın bile ruhu olduğuna inanan çok saf,aynı zamanda da inanılmaz eğlenceli mistik bir karakterdi en çok onu sevdim kitapda. Kesinlikle tavsiye ederim bu türü okumak isteyenlere. Kitapla ve sevgiyle kalın Dostlarım.
Destanlar ÇağıMichael J. Sullivan · İthaki Yayınları · 2019235 okunma
Kitabın zamanında ırklar ikiye ayrılmış. İnsanlar (Rhun) ve Tanrılar ( Fhrey) .
Yaşadıkları yerlerde öyle , Fhreylere yeşillik bereketli topraklar, Rhunlara suyun karşısı çorak ve verimsiz topraklar.
Kuralda şu ; bu su sınırını geçen tanrılar tarafından öldürülür!
Raithe ve Herhimer sınırı geçip yaşayacakları rahat bir yer arayışı içindeyken bir Fhrey geliyor!! Ve bilinmeyen oluyor Fhrey ,Raithe tarafından öldürürlüyor.
Fhreyin kölesi Malchom ile beraber kaçmaya başlıyorlar. Tanrı katilinin adı sanı böyle yayılıyor.
Kitapta bir diğer önemli mevzu ise Fhreylerin kendi aralarındaki anlaşmazlık. Miralyitliler daha üst sınıfta olduklarını düşündükleri SANAT’ı (sihir) kullanıyorlar ve büyük bir savaşın eşiğine geliyor.
Çok fazla karakter vardı, hepsinden bahsetmek isterdim ama yoruma sığmaz . Okumanızı tavsiye ediyorum.
Mistik gücü olan Suri ve Kurdu.
Lidelik vasfı olan kadersiz Pershephone okumak güzeldi devamını merakla bekliyorum.Klanlar için yaşanan hayatta kalma mücadelesi , gizemler , kemik görüleri tam bir epik fantastik
Bu seriyi seviyorum :) ilk iki kitabı yıllar önce okumuştum ama üçüncü kitap biraz geç gelince ara vermek durumunda kalmıştım. Şimdi hepsi tamamlandığına göre ben de keyifle en baştan okuyabilirim dedim. İlk kitapta dünyayı biraz keşfediyor ve karakterlerle tanışıyoruz. Arka kapak yazısı fazlasıyla dikkat çekiciydi zaten. "Peki ya tanrıları öldürebilseydiniz ne olurdu?" İşte kitabımız bu sorunun cevabıyla başlıyor. Fazla karakterli harika bir epik fantastik. Bu tarz kitapların yorumları zor oluyor. Önden fazla bilgi vermek istemiyorum ama fazlasıyla övesim geliyor. Farklı ırklar; insanlar yani rhunlar, freyler, dhergler... Tanrısal güçler ve savaşlar. Destanlar Çağı birçok şey vadediyor. Epik fantastik severler için rahat ve güzel bir soluk olabilir. Okuyun okutun derim ben :)
6 kitaplık tamamlanmış bir seri.
Destanlar ÇağıMichael J. Sullivan · İthaki Yayınları · 2019235 okunma
Seriye Destanlar Çağı ile öyle bir kapı aralıyor ki, bu kapıdan adım attığınız anda tarihle mitin, efsaneyle gerçeğin birbirine karıştığı bir dünyaya giriyoruz. Kitap, tanrıların insanlarla birlikte yürüdüğü, uygarlığın henüz şekillenmeye başladığı o ilk zamanların hikayesi. Ancak bu hikaye, bir destandan çok daha fazlası çünkü özünde bir uyanışın ve özgürlüğün öyküsünü barındırıyor. Karakterler arasında özellikle Persephone öne çıkıyor cesur, bilge ve insani yönleriyle romanın kalbi adeta. Onunla birlikte tanıdığımız Raithe, Suri ve diğerleri, sadece birer karakter değil insanlığın farklı yüzlerini temsil eden birer simge gibiler. Büyük bir mitin temellerini sade ama etkileyici bir dille atmış. Güçlü karakterler, inandırıcı bir dünya ve duygusal bir derinlik kuıruyor.
Destanlar ÇağıMichael J. Sullivan · İthaki Yayınları · 2019235 okunma
Kitap gerçekten okumaya değer bir kitap karakter sayısının az olması anlamayı kolaylaştırmış. Evrende bazı eksiklikler var ama çok büyük eksiklikler değil. Başarılı bir eser olmuş.
Destanlar ÇağıMichael J. Sullivan · İthaki Yayınları · 2019235 okunma