İlk İmparatorluğun Efsaneleri serisinin beşinci kitabı Ölümler Çağı; yaratıcı ve derinlikli evren kurgusu, evrenin yaratımına dair mitolojik öyküsü, Tanrılar, Tanrıçalar, Fhreyler, Belgriclungreialar, Rhunlar, Aesiralar gibi varlıkları; "Sanat" adı verilen özgün büyü sistemi; Elan ve Eton olarak adlandırılan yeryüzü ve gökyüzünü konu alan hikayeleri; ölenlerin gittiği katmanlara ayrılmış yeraltı dünyası ve ilmek ilmek işlenmiş kurgusuyla çok beğendiğim bir kitap oldu.
Özellikle Pyrie (ölenlerin gittiği yeraltı dünyası)’ye yer verilmesi ve dünyanın yaratılışından ırkların oluşumuna, savaşlara, Fhreylerin (bilinen adıyla elflerin) kendilerini Tanrı ilan edip Rhunlar (insanlar) üzerinde kurdukları hâkimiyete kadar tüm evrenin incelikle ve etkileyici biçimde aktarılması, bu kitabı seride düğümlerin çözüldüğü bir yapı hâline getiriyor.
Persephone’un emriyle Fhreylerin Feyni Lothien ile görüşebilmek için tutsak alınmayı göze alan Suri, Kayyım İmalyn ile görüşür. İmalyn, Feynin yönetim anlayışı ve Sanat kullanan Miralyitlileri ön plana çıkaran tutumu sebebiyle tahtı oğluna devretmesi gerektiğini düşünmektedir. Bu planında, Sarı’nın ejderha yaratmanın sırrını Lothien’e vermesi kilit bir rol oynar. Suri bu tutsaklık sürecinde İmalyn ve gri suikastçılardan Makareta ile ittifak kurarak gizli bir mücadelenin içerisine adım atar.
Malcolm’un verdiği anahtarla yeraltı dünyasına geçen Theresa, Brin, Moya, Fhrey Tekchin, Belgriclungreia Yağmur, Roan ve Gifford, ruhların gittiği tehlikeli ama bir o kadar da gizemli alemlerle karşılaşır. Arzu ve isteğin bulunmadığı bir bekleme âlemi olan, kişinin eski yaşamına benzer bir dünya inşa ettiği Rell’de, Tanrı Drome ile yolları kesişen grup, daha önce kaybettikleri sevdikleriyle yeniden bir araya gelme imkânı bulur. Ancak Fhreylerin