İlk İmparatorluğun Efsaneleri serisinin altıncı ve son kitabı İmperler Çağı; derinlikleri, duyguları ve bakış açıları çarpıcı bir netlikle yansıtılan karakterleri, mitolojik köken hikâyeleri, Tanrı ve Tanrıçaların insanlar ile ilişkisi ve geçmiş öyküleri, farklı ırkların kültür ve yaşamlarına dair ayrıntılarıyla etkileyici evreni, ölüler dünyası Phyre ve katmanlarını esas alan bölümleri, ilk kitaptan itibaren akılda kalan tüm soruları yanıtlayan ve bütünüyle birleştiren kurgusu, yüksek statüye sahip olmayan sıradan ve değersiz görülen insanların kahramanlığa uzanan gelişimlerini anlatan temasıyla beni derinden etkileyen ve favori epik fantastik kitaplarım arasına giren bir eser oldu.
Yazarın ayrıca Türkçe'ye çevrilmemiş Ryria Revolutions isimli, yine Elan Dünyası’nda geçen altı kitaplık bir serisi bulunuyor. Benim okuduğum İlk İmparatorluğun Efsaneleri serisinin ise, bu seriden sonra yazıldığını ve Ryria Revolutions’ta geçen olayların köken hikâyesini anlattığını öğrenmiş bulunmaktayım.
Fhreylerin Kayyımı ve mistik Suri’nin yaptığı anlaşma ile Fhreyler ejderha yaratma sırrını öğrenir. Büyük kayıplara rağmen düzinelerce ejderha yaratılmış ve insanlar ile Galantialardan oluşan kampın sınırına yerleştirilmiştir. Kayyım İmaly; Feyn Lothien’i tahttan indirmek için planlarını devreye sokar. Suri ise insanların arasına dönmeden önce Feynlerin sembolü olan Boru’yu almak için bu planlara tanıklık etmek zorunda kalır. Ancak olaylar beklendiği gibi gelişmez.
Suri’yi kurtarmak amacıyla Ölüler Dünyası’nın tüm katmanlarını aşarak en sonunda Abis’e düşen Örf Bekçisi Brin, çömlekçi Gifford, Alim Roan, Savaşçı Tesh ve Tressa’yı ise çetin bir sınav beklemektedir. Suçluluk duyguları, vicdan azapları ve kurban rolüyle yüzleşmek zorunda kalan bu grup, Abis’ten çıkabilmek için duygusal