·192 syf.··Beğendi
···Okunma: 27 Ekim 2017 20:41 Kitabı yaklaşık bir saat önce bitirdim. Okumaya başlarken ve bitirirkenki ruh halim arasında dağlar kadar fark var şüphesiz. Kitabın ilk 15-20 sayfasında ben ne okuyorum, hangi karakter ne diyorun sıkı muhasebesini yaparken kafamda resmen düğün tamtamları çalıyordu. Ayrıca kitabın başlarında; ana karakterin, yazarın Anayurt Oteli' ndeki karakter -Zebercet- ile ara ara yer değiştirdiği oldu. Kitap acaba Anayurt Oteli' nin devamı mi diye düşündüğüm bile oldu.Neyse ki bu kritik sayfa sayısını aştiktan sonra kitap kendini adeta bana açtı. Kitabı kült kılan kitabın ismine layık olan Aylak Adam karakterinden tutun, ana karakterin herhangi bir isminin olmayışına kadar her şey tam anlamıyla mükemmel bir edebi tat bıraktı damağımda.
Bir insana aklınıza gelebilecek her türlü olumsuz etiketlemeleri yapmadan insanları yargılamadan, dinlemeden önce insan edimleri arkasındakini; madalyonun arka yüzünü de görmek gerektiğini bir kez daha ikrar etmiş olayım bu incelemeyle.
Babası öldükten sonra dahi babasından kurtulmaya çalışan birinin büyünce babasına benzememek adına göstermiş olduğu kronik ruh halini iliklerinize kadar hissedeceksiniz. Babasından kalan mirasın hesabını bilmeyen bir Aylak Adam sevgisizlikten adeta (insanları değerli birer taş gibi düşürsek) bir simyacıya dönüşmesinin öyküsü belki de...
Halihazırdaki babalar, müstakbel baba adayları unutmayın nasıl ki bir kız çocuğu büyüyünce annesi oluyorsa; büyünce de bir erkek babası olur.
Hülâsa; ölmeden önce okunması gereken bir eser, okuyunuz!