Babalar ve OğullarIvan Turgenyev
Babalar ve Oğullar kitabı 1850 Rusya'sının sosyolojik gelişmelerinin ve çalkantılarının panoramasını ortaya koyarak girişini yapıyor.Burada köleliğin ortadan kaldırılmış olması, tarım devrimi, siyasî düşüncelerin genç nesilde farklılaşması vb. şeyler ile başlıyor.Arkadiy ve Bazarov arkadaşların babaları ve çevreleriyle olan diyalogları ve iletişimi ön planda.Bir noktadan sonra romanın merkezine oturan Bazarov ve Anna Odintsova karakterleri oluyor.Diğer karakterler arka planda ilerliyor bir süreliğine.Kitabın en göze çarpan özelliği alt metinde Bazarov'un hiççiliği(nihilizm ) ile Pavel Petroviç'in gelenekselciliğin çarpışmasıdır.Aslında fikirlerin ete kemiğe bürünmüş hâlleridir.Taban tabana zıttır.Çünkü Bazarov geleneği, duyguları, aşkı, kural ve toplumsal kurum ve normları, sanatı, dini reddediyor.Pavel Petroviç ise sıkı sıkıya gelenekselçi, kuralcı, aşk acısını yaşamış bir karakter.Bazarov, Pavel Petroviç'i diyaloglarda ve hatta düelloda mat etse dahi Anna Odintsova'ya histerikli bir aşkla bağlanmasıyla nihilizm felsefesinde kendi iç dünyasında gedik açılır.Bu durum öylesine zor durumda bırakır ki Bazarov'u tifodan bilerek mi hastalık kaptı ve kendini iyileştirmedi-çünkü çok iyi bir hekimdir- düşüncesini okurlarda oluşturabilir.Bende de oluştu.Yani Bazarov kendi iç dünyasında yenilir. Her bir karakter Rusya'nın o anki içinde bulunduğu sosyolojiyi çok iyi yansıtır.Bazarov yeni nesildeki maddeci, hiçbir şeyi kutsal görmeyen kitleyi, Pavel gelenekselçi, kuralcı kitleyi, Arkadiy tam olarak elindeki imkânlardan vazgeçmek istemeyen ama Bazarov'un liderliğinde fikir akımına bağlanan inanan kitleyi, Nikolay Petroviç ise genç nesli anlamaya çalışan ve kendini yetiştirmeye çalışsa da o bağı kuramayan kesimi yansıtır. Yazar akıcı, sanatsal, birçok yerde romantik bir anlatımla okurları kitaba bağlıyor.Bazarov karakterini sevmekle, sevmemek arasında ikilemde bırakıyor. Kitap burada bitmeseydi devam etseydi hissiyle de kapanış yapıyor.Bir klasik olmasının boşa olmadığını ispat ediyor.Rus toplumu kendi toplumumuza benzediği için bizi kitaba bağlıyor.Kitap başlı başlına topluma ve dönemin fikir akımlarına atıflarda bulunuyor.Kuşak çatışması var ama bu toplumsal gelişmeler eksenli bir rekabet havasında olduğu için sıkıcı gelmiyor.O yüzden herkese tavsiye ederim.