·328 syf.····Okunma: 08 Ağustos 2024 00:00 Bazı eserler vardır ki bunları beğenip beğenmemen önemli değildir ama muhakkak okunması ve kütüphanende var olması gerekir. İşte bu 305 yıllık kitap da öyle bir eser, ama zaten konusuyla olsun, okurken ki akıcılığıyla olsun beğenilmemesi çok zor bir başyapıt.
Yazımda kitaptaki beğendiğim bir iki şey ile kendimce eksik bulduğum bazı hususları spoiler vermeden belirtmeye çalışacağım.
Öncelikle konusuyla ilgi çekici bir eser. Yazarın da sade ve akıcı anlatımıyla da gözleriniz adeta sayfalar arasında dans ediyor. Karakter gelişimi ise bazı yönlerden güzel bazı yönlerden eksik kalmış gibi görünüyor. Karakterimizin inançsal ve zanaatsal gelişimi, ayrıntılı ve güzel işlenirken; duygusal gelişim olarak özellikle olgunluk anlamında yeterli bir değişim gözlemleyemedim.
Onca yıl geçirdiği ıssız bir yerde, onca yıl yalnız kaldığı bir zaman diliminde güçlenen bir psikolojiden pek söz edilmemiş. Ölüm korkusu olsun başıma bir şey gelecek kaygısı olsun yer yer abartılmış gibi geldi. Tabi bu abartma değerlendirmemi onca yılı yalnız geçirmesinden ve üstesinden geldiği onca durum neticesinde söylüyorum. Bütün bunlar ışığında aslında motivasyon kitabı da olabilecekken macera kitabı kalmakla yetinmiş bir eser gibi hissettim.
Kitabın başındaki günlük şeklideki ilerlemeyi çok beğendim. Ama ilerleyen sayfalardaki atlamaları çok abartılı buldum. Çünkü ilerleyen bölümlerde sanki yılları aylar gibi geçiştiriyor. Mesela, şöyle bir endişeyle 1.5 yıl geçirdim diyor ya da bu şekilde bi 4 yıl geçti diyor. Yahu dur çerez gibi yeme yılları dedim içimden yazara. Aynı geçse bile o günler, pek anlatacak bir şey yaşamasan bile yıl diyorsun ya. İnsan 1 ayda bile çok şey yaşayabilirken düşünce ve ruhsal anlamda 1 günde bile çok farklı değişimler geçirebilirken biraz fazla hızlı geldi yer yer atladığı yıllar. En son ki yıl sayısının yarısı falan olmalıydı bence.
Bir de kitapta keşke bir kaç çizim veya görsele yer verilseydi dedim okurken. Özellikle adanın konumu olsun, kuşbakışı çizimi olsun bir görselleştirme ihtiyacı hissediliyor.
Son olarak eserde dürüstlük, dostluk ve ailenin önemi gibi kavramlar üstünde pek durulmadan çok güzel işlenmiş. Kitabın sonlarında daha bi iyi anlıyor ki okuyucu, insan, gerçekten de dürüst olmalı, güvenilir olmalı ve güzel ilişkiler kurmalı. Üzerinden yıllar geçse bile, görüşemese bile karşılaştığında ona el uzatacak dostları, akrabaları olmalı. Muhakkak ki insan insana muhtaçtır.