Derinlemesine analiz: Tolstoy'un anlam arayışı
9/10
·104 syf.··
2024 39. kitabı
Tolstoy, İtiraf adını verdiği bu eserinde; varoluşun anlamsızlığından yola çıkarak yaşamını bir anlam üzerine oturtmak üzere Tanrı'yı bulma ve ona ulaşmanın sancılı sürecini anlatır bizlere. Tolstoy, bu süreçte ilkin içinde bulunduğu toplumun yozlaşmasını işler ve aydın kesimi de kendisiyle beraber eleştirir. O dönemde sözü geçen aydın kesim; insanlara bir şey öğrettiklerini sanarak durmadan içerik üretirken onlarla beraber toplumu da hırs, kibir, makam ve mevki düşkünlüğü bürümüş hâldedir ve bu düşkünlük Tolstoy'u da esir alır. Kitabın bir yerinde Tolstoy'un bu konu hakkında şu sözlerine şahit oluyoruz: "Ahlâk açısından iyi bir insan olmak istediğimi ne zaman göstermeye çalışsam küçümsemelerle, alaylarla karşılaşıyordum; oysa ne zaman iğrenç tutkulara kapılsam beni övüyor, teşvik ediyorlardı." Tolstoy arayış içine gireceği sancılı dönem öncesinde insanlara bir şeyler öğrettiği gerçeğine sarılır ancak bir zaman sonra bunun aslında böyle olmadığını fark eder ve hayatın ölüm karşısındaki acizliğini görerek, bunca çabanın bir hiç için olduğuna inanarak bir anlam arayışı içerisine girer ve varoluşsal sancıları başlar. Bu sancılardan kurtulmak için ilkin ailesine ve sanata sarılır ancak bunlar kendisine çıkar bir yol sağlamayacaktır. Ardından "neden burada olduğu", "kendisinin ne olduğu", "ölüm karşısında bir şeyler yapmamın ne anlamı var?" vb. sorulara bilim aracılığıyla yanıt bulmaya çalışır. Bilim de kendisine, kısaca, sen atomlar bütününden başka bir şey değilsin cevabını verecektir. Bilimin bu sorular karşısında acizliğini gören Tolstoy felsefeye sarılarak bilgelerden bir şeyler öğrenmek ister. Sokrates, Schopenhauer, Kral Süleyman ve Buddha'nın öğretilerine kulak verir. Bu öğretiler sonucunda Tolstoy hayatın; basit, sıradan, anlamsız, ölüm karşısında aciz ve ölümün kurtuluş olduğu sonucuna ulaşır. Ardından diğer insanların bu sancılardan nasıl çıkar bir yol izlediklerine bakar ve bunun sonucunda dört çıkar yol tespit eder: İlk yol cehalet yolu, ikincisi Epikurosçuluk, üçüncüsü intihar ve son yolu da zayıf yol, anlamsızlığı kabul edip intihar etmeyenler, olarak niteleyip kendisini de bu sınıfa yerleştirir. Tolstoy bu noktada yürüttüğü akıl yürütme ile ilgili bir kuşkuya düşer ve bir aydınlanma yaşar. Tolstoy'un yaptığı hata aradığı soruların cevabını, kendisine bir cevap vermeyenlerde aramasıydı. Önceki düşüncelerinin aksine kendisine cevap verecek olanlar basit diye nitelendirdiği sıradan insanlar olacaktı. Hayatın anlamını, hayatın anlamını sorgulayan bilgelerden öğrenmek yerine binlerce yıldır yaşam çarkını döndürüp acılar içinde yüzen ve buna karşın varoluşsal sancılar da çekmeyen o basit insanlardan öğrenmek daha makuldu. Tolstoy bunun sonucunda çıkış yolunu; hayatın anlamını reddeden akılcı bilgi yerine, aklın reddedilmesiyle ortaya çıkan "inanç" kavramında bulur. Ve buna dört elle sarılır. Tolstoy inanç kavramını şöyle açıklar: "İnanç, insan yaşamının anlamıyla ilgili olan ve insanın kendini yok etmeyip yaşamasını sağlayan bilgidir. İnanç yaşama gücüdür." ve Tolstoy kendi inancını Tanrı'da bulur. Kitabın geri kalanında Tolstoy dine ve kiliseye sarılarak ibadetlere, ayinlere katılır ancak Hristiyanlık öğretilerinde ve kilisede tutarsızlıklar fark ederek bunların üstüne gider. Tolstoy'un bu buhranlı döneminin etkilerini Anna Karenina romanındaki Levin karakteri üstünde görmek mümkündür. Buyrun Levin'in kendi ağzından dinleyelim: "Ne olduğumu, neden burada olduğumu bilmeden yaşayamam." Tolstoy, romanda sık sık Levin üzerinden kendi ruh halini yansıtır. İşte Tolstoy'un anlam arayışı böyle başlar ve sonlanır. İncelemeyi daha fazla uzatmadan sizleri eserle baş başa bırakıyorum.
İnceleme
İtirafLev Tolstoy · İş Bankası Kültür Yayınları · 202229,3bin okunma
·
155 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.