Puan vermedi·687 syf.····Okunma: 05 Ağustos 2024 13:17 Dostoyevski, Suç ve Ceza romanında, Raskolnikov isimli başkarakterin yaşayışı ve psikolojisi üzerinden, Avrupa’dan Rusya’ya yayılan ve radikal aydınların yakalandığı; “egonun bütün ahlak yasalarının üstünde olması ve bencillik” hastalığına yakalandığını anlatır.
Bu hastalığına yakalanan Raskolnikov gibi radikal aydınlar, kendilerini bilginin ve kendini tanımanın doruklarında görürler. Kendilerini entellektüel sanır ve doğruyu tam olarak avuçlarının içinde tuttuklarına inanırlar. Kararlarının, bilimsel araştırma sonuçlarının ve ahlak anlayış ve inançlarının doğruluğuna kalpten inanırlar.
Bu tip aydınların hepsi doğruyu yalnızca kendilerinin bildiğine inanır ve başkalarına ah vah ederler. Bencilliğe dayanan ve kendi kendilerini tanrılaştırmaya varan bu tür hastalık onları, “ahlaksal görüşleri”ni korumaya ve görüşleri ile başkalarını aydınlatmaya iter.
Onların bu yaklaşımları, toplumda, birlikte karar verme özelliğinin çözülmesine ve toplumsal kaosun oluşmasına neden olur.
Dostoyevski Suç ve Ceza romanında Raskolnikov karakteriyle en yüksek noktasına ulaşmış bir bencillikle, toplumun yararına herhangi bir iş yapılamayacağını göstermeye çalıştığı söylenebilir.