Orhan Pamuk'u zerre okumak istemedim. Çünkü içimden bir ses beğenmeyeceğimi söylüyordu.
Ben genelde içimdeki sese güvenirim ve beni de kolay kolay yanıltmamıştır.
Fakat hatrını kıramayacağım ve zevkine güvendiğim bir arkadaşım: "Oku ya Organ Pamuk'u tıpkı Oğuz Atay gibi, Oğuz Atay seven Orhan Pamuk'u da sever."
Kusura bakma ama sevemedim. Ben de mi problem var acaba diye düşünerek, bu kitabı üç kere baştan sonra okuyarak vakit bile kaybettim ama yine de sevemedim.
Orhan Pamuk'un bu kadar sevilmesini ve okuyucuların onu bu denli özel bir yere koymasını hâlâ anlayamıyorum.
Öncelikle kitaptan söz etmek gerekirse bir ailenin üç jeneresyonunu anlatıyor.
İlk jenerasyonda yer alan Cevdet Bey 2. Abdülhamid döneminde yaşayan bir tüccardır.
Biraz onu tanıtır, Nigan Hanım ile evliliğini neticenledirip giriş kısmını birkaç bölümle bitirir kitap.
Gelişme kısmında ise Cumhuriyet döneminin reformlarla geçen 2.meclis döneminden bahseder.
Cevdet bey yaşlanmış çocukları ve torunları ile birlikte yaşıyordur. Bu dönemin genel problemi ise Batı ile Osmanlı gelenekleri arasında arafta kalan bir ata nesil ve Batılı düzene ayak uydurmaya çalışan bir yavru nesil ile karşılaşıyoruz. Bir nevi ufak kuşak çatışmaları hafiften başlamış.
Büyük oğlu Osman kendi işlerine küçük oğlu Refikten daha ilgilidir. Refik ise babası ve abisini yalnız bırakmamak adına işlerle haşır neşir olmakta asıl mesleği ise inşaat mühendisliğidir.
En küçük çocuk Ayşe ise bir yandan öğrenim görürken bir yandan da bir zamanların Osmanlı aydın ailelerinin çocukları gibi piyano dersleri almaktadır.
Kitap çerçeveyi ilk jenerasyonun temsilcisi Cevdet üzerinden çizse de girişte, gelişme kısmına geçtiğimizde merkezine Cevdet Bey'in ortanca çocuğu ve küçük oğlu olan Refik ve arkadaşlarını koyuyor.
Ömer kendisini oldukça üstün gören, ideal düzeni ve olağan hayatı küçümseyen, bir miktar Oblomov'u hatırlatsa da Oblomov'dan beş beter bir karakterdir.
Çünkü Ömer, Oblomov'u gösterdiği sebatı ve coşkun zamanlarındaki olağana ayak uydurma çabasını göstermekten bile aciz, aciziyetinin farkında dâhi olmayan zavallı bir narsistir.
Muhittin ise aralarında hem maddi anlamda hem de manevi anlamda en geri kalmış olandır.
Ömer de Refik de atadan zengindir. Oysa Muhittin bir asker çocuğudur ve onların varsıllığından uzak olduğundan, onlardan daha çok çalışmak zorundadır.
Fakat tüm bu çalışmalarına rağmen bir türlü tutunamaz.
Şair olmak ister, şiirler yazar bir türlü dikiş tutturamaz. Ayrıca kitaba göre fiziken de onlar kadar çekici değildir.
Manevi olarak geridedir çünkü daha sefih ve hazcı bir yaşam sürer.
Beyoğlu'nda takılır, tadı kaçtı mı escortlara kaçar ve insanlardan uzak yaşar.
İlerleyen süreçte en beklenmedik değişimi de yine Muhittin geçirecektir.
Bununla birlikte Refik, uzun bir süre olağan yaşar. Babasına oldukça benzer; tek isteği ailesinde huzur, işlerinde berekettir fakat babasının yapmaya cesaret edemedi bir şey yapar ve sosyal hayatı düşünmeye başlar.
Bununla birlikte bir "Aydınlanma" düşüncesi üzerine çalışmalara başlar ve o da dikiş tutturamaz.
Sonu hüsran olur. Detay vermeyeceğim okumak isteyenler için.
Son tahlilde kitap için ve sonuç kısmında çerçeveyi Refik'in oğlu Ahmet'e kaydırır yani üçüncü kuşağa...
Not: Ayşe karakterine sınırlı olduğum için bahsetmek dâhi istemiyorum. Dikkat çekici bir noktada başlayıp, sıkıcı hale gelen ve basit bir tipolojiye bürünen bir yol çizer kitap özelinde.
Ahmet ve üçüncü jeneresyonun da derdi ilk iki jenerasyonun derdine benzer aslında: kendini bulmak.
Cevdet kendini huzurlu bir aile ve bereketli bir işte bulmaya çalışmış, başarılı olmuş ama aile yapısını gerektiği kadar ince işleyemediğinden aile kısa süre içinde yalan, ihtilaf ve ahlaksızlığa düşmüştür.
Yozlaşmıştır anlayacağınız.
Refik kafayı "aydınlanma" fikrine takmış fakat realiteden uzak romantik tavırları onu yiyip bitirmiştir.
Ahmet de her ne kadar babasına kızsa da babasının yolunda emin adımlarla gitmektedir. Tek farkla Refik tüccar Ahmet ise ressamdır.
Sonuç: Hayır! Orhan Pamuk müthiş bir yazar değildir. Bunun benim anlayışsız olmamla ilgisi yoktur.
Türkiye'deki okuyucu kitlesi ne yazık ki kendini elit sanan popülistlerden ve Wattpad'ci chick flicklerden oluştuğundan, Orhan Pamuk gibi yazarlar azıcık kelimelerle oynayabildiği için iyi yazar statüsüne konulmuştur.
Mesele benim Orhan Pamuk'u anlamama
m değil sizin beni anlamamanızdır.