Köşe yazılarını biriktirip biriktirip kitaba dönüştürmesi konusunda eleştirenleri olsa da Yılmaz ÖZDİL bu kitabında birçok kişi hakkında bilmediğimiz birçok bilgiye ulaşma fırsatı sunarken, aynı zamanda araştırmayı sevenler için okudukça şevke gelip farklı kaynaklarda daha derin bilgiye ulaşma hevesi isteği uyandırıyor. Kitap ilk olarak Ekim 2016’da basılmış, dolayısıyla bu dönem öncesi yazılardan oluşuyor. Dolayısıyla 2024 yılına gelene kadar geçen süreçte söylemlerinde, yaptıklarında tamamen farklı bir yola girip, aslında bu kitapta mevcut durumda hiç yeri olmaması gerekenler de var kanımca. Yılmaz Özdil
“İsmail Hakkı OKDAY, saltanat mensupları arasında sürgün edilmeyen tek insandı. Mili mücadele başladığında yurtseverler Anadolu’ya akıyordu. Vahdettin’in kızı Ulviye Sultan’ın eşi, padişahın damadı İsmail Hakkı Bey de onlardan biriydi, Mustafa Kemal’e katılmak için gizli gizli hazırlık yapıyordu. Sarayın damadı Kuva-yi Milliye’ye katılacak, olacak şey değildi tabi.” Syf. 18
“Ve, kurban olduğum, Can Yücel. Yurtdışında eğitim için devlet bursunu bileğinin hakkıyla kazandığı halde “torpil yaptı dedirtmem, seni gönderemem” diyen Milli Eğitim Bakanı Hasan Ali Yücel’in oğlu…” Syf.24
1951’de 21 milyon nüfuslu Türkiye’de sadece 320 bin evde radyo varken, İstanbul Radyosu’nda söylemeye başlamış. Cihaz satışları patlamış. Teknolojiye o kadar uzağız ki, radyo almak için dükkana gelenler, yanlış cihaz almamak için soruyorlarmış: “Bu radyo Zeki Müren çalıyor mu?” – Mirasını tamamıyla Mehmetçik Vakfı’na bırakan Zeki Müren. Syf. 34-35
Eminönü Nohutçu Han’daki küçücük atölyesinde, bi yandan bisküvi üretiyor, bi yandan harıl harıl Safiye EROL’un (Edirne’de dünyaya gelmiş, İstanbul’da, önce Alman mektebini, sonra Fransız mürebbiye mektebini bitirmiş, henüz 13 yaşındayken, lise için Almanya’ya gönderilmiş, Münih Üniversitesi’nde edebiyat ve felsefe diploması almış, şarkiyat doktorası yapmıştı, Safiye.) Ülker Fırtınası’nı okuyordu. Şirketinin adı, Üç Yıldız’dı. Popüler bir marka arıyordu. Safiye, esin kaynağı oldu. Kazandı… Bisküvilerinin adı, Ülker olur olmaz, fırtına gibi esmeye başladı. Önce güneş, hava su, sonra bol gıda gelir, akşama babacığım, unutma Ülker getir… Safiye’nin Ülker’i öyle hale geldi ki, Safiye’den ilham alan o genç adam, Berksan olan soyadını Ülker olarak değiştirdi, “Sabri ÜLKER” adını aldı.
Kitap bunlar gibi nice değerli hikayeler ve değerli insanlar ile devam ediyor. Kesintisiz okunacak ama sonrasında tekrar ara ara açıp hafıza tazelemek için karıştırılacak bir kitap.
AdamYılmaz Özdil · Kırmızı Kedi Yayınevi · 20162,882 okunma