Puan vermedi·480 syf.····Okunma: 13 Ağustos 2024 12:15 Kitap Serim, Düğüm ve Çözüm olmak üzere 3 kısımdan oluşuyor ve bu bölümler içerisinde yer alan bölümlerin başlıklarında da o bölüm ile alakalı bir suâl yer alıyor. Katre-i Matem, Osmanlı tarihi içerisinde yer edinen lale devrinde geçiyor. Sultanlardan 3. Ahmet, vezirlerden İbrahim Paşa...
Bütün hikaye ana karakterimiz Şahin'in Nakşıgül'e âşık olması ve ardından evlenmesi ile alakalı küçük paragrafların yer aldığı kısa bir bölüm ile başlıyor. (Öncesinde yer alan 1. Suâl bölümü ilk okunduğu vakit anlaşılamayan bir bölüm lakin hikaye ile bağlantısı ileride ortaya çıkıyor.) Gerdek gecesinin ardından Şahin uyandığı anda Nakşıgül'ün ölmüş olduğunu görüyor. Bu sebepten de kendisini suçlu görülüyor ve nezarethaneye atılacak duruma geliyor. Bütün kitap boyunca Nakşıgül'ün katilini ararken bir sürü karakter ile tanışıp hepsi ile de ayrı ayrı olaylar yaşıyor, fikir alışverişinde bulunuyor.
Bir yandan Nakşıgül'ün cinayetini çözmeye, Şahin'in değişimine, diğer yandan da Şahin'in etkileşimde olduğu insanların yaşadıklarına tanık oluyor, dört koldan hakim oluyorsunuz bütün hikayeye. Osmanlı Devleti'nin kapalı kapıları ardında yaşananlar, iktidar ateşinden payını almış olan kalpler, doğru-yanlış düşünceler, planlar, komplolar, isyanlar... (Patrona Halil İsyanı'na da tanık oluyorsunuz kitabın sonlarına doğru.) Bütün her şey kurgunun içerisine yedirilmiş halde.
Tarihi bu şekilde okumak her zaman için ilk tercihim olmuştur çünkü mantığını kavrayamadığım, iç yüzünü anlamadığım, kurgusallaştıramadığım hiçbir şeyi uzun süre aklımda tutamıyorum. Ama bu kitapta okuduğum çoğu bilgiyi unutmayacağımı biliyorum.
İskender Pala zaten "Divan Şiirini Sevdiren Adam" olarak tanınıyor, haliyle kitapta Divan Edebiyatı'ndan esintiler görmek de pek mümkün. Yabancı kelime fazlalığı var fakat kurgunun ilerleyişini bozacak derecede değil. Bilmeseniz de okunur, bilirseniz ne âlâ. Lale devrinde geçmesinden mütevellit kitapta lale yetiştiriciliği ve Osmanlı'da, Türklerde lalenin anlamına genişçe yer verilmiş. Öyle ki lale ile ilgili de baya bir şey öğrenmiş oldum. Yer yer bölüm sonlarında eski devirlerden kalma hikayelere yer verilmiş, bu güzeldi. Lakin ben aşkın uçurumuna bu denli yaklaşmaktan zevk alamayan biriyim. Deli divane olanlar bir şekilde okurken de beni deli ediyorlar.
Aynı şekilde bölümlerden bazılarında da yanda görüldüğü gibi çizimler yer alıyor. Durup durup incelediğimi söylemem yerinde olacak sanırım. Çizimler de çok güzeldi.
Kitapta tashih hataları yok muydu, vardı elbette. Yerleri karışmış harfler, yer verilmeyen semboller... çok göze batmıyor elbette fakat ben beklemiyordum bu kitaptan.
Gelelim benim için en buruk kısma: Çözüm. Hatta çözümün son kısımları. Nakşıgül ile alakalı ortaya çıkan gerçekler ve yaşananlar... Yani bilmiyorum, daha farklı bir final bekliyordum ben. Okuyunca "Yok artık!" dediğimi hatırlıyorum. Tarihte yeri vardır bu tarz olayların belki de. O denli geniş bir tarih bilgisine sahip değilim ama bu kurguda daha yerinde bir son beklerdim.Sözün özü tarih açısından doyurucu, kurgu açısından hafif aç bırakan bir kitaptı. Sindire sindire okutuyor kendisini, kesinlikle. Önereceğim bir kitap olur kendileri.