Çok edebî,sanatsal bulunmadığı için zamanında Andre Gide tarafından eleştirilen bu kitabı Albert Camus tam tersine çok beğenmişti. Çünkü çok kabaydı. Dümdüz ilerleyen bir romandı. Ama insanın duygularına dokunuyordu.
1930'lu yıllarda yazılmış romanın konusu ağırlıklı olarak Bahai'de olmak üzere Brezilya'nin farklı kentlerinde geciyor. Siyahi bir öksüz olan Antonio Balduino'nun kişisel gelişimini okuruz romanda. Serserilikten boksörlüğe ,oradan tütün işçiliğine, sirklerde çalışmaya ve en sonunda bir fabrika işçisi olarak grev direnisciligine kadar uzanan bir gelişimdir bu. Bir yandan da Brezilya'nin yoksul kesimlerinin hayatina tanık oluruz.
Camus'uyu bu kadar heyecanlandıran bu romanı yine tesadüfen kütüphanedeki kitapları karıştırırken buldum. Ve iyi ki okudum dediğim kitaplardan biri oldu.