Size en sevdiğim kitabı anlatmaya geldiiim…Yıllar önce okuduğum bu kitabı şimdiki kafamla tekrar okudum ve tekrar aşık oldum!! Sadece kusursuz bir distopyanın içinizde yakacağı o ateşi yakıyor bu kitap! Savaşmak, direnmek istiyorsunuz. Sanırım en sevdiğim kısmı dilinin hem çok sade hem de bir yandan da oldukça sert olması. Süslü cümlelerle, uzatmadan sadece kısacık tek bir cümle ile yumruk yemişe çeviriyor sizi. Başka bir kitapta sayfa sayfa anlatılacak bir olay bile hıphızlı ve olanca sertliğiyle yaşanıyor. Sonrasında bir Darrow gerçeği var. Yani Darrow öyle net bir karakter ki sizi hiç şüpheye düşürmüyor. Verdiği kararları ya da yaptığı seçimleri sorgulamadan kendinizi onun Uluyanlarından olmak isterken buluyorsunuz. Tek muhteşem karakter o da değil, kötü bir yan karakterin bile hislerini zorlanmadan size geçirebiliyor yazar. Mesela Tactus normalde iğrenç bulacağım kötü bir adam olmasına rağmen, Darrow onu kan kardeşi yapınca kendimi onu affetmiş şekilde buluyorum bir anda. Bu nasıl bir iş yani?? Darrow beni bile onu sevebileceğime ikna edebiliyor. Bence bir karakterin bu kadar gücü olabilmesi çok etkileyici. Onun dışında tempo bir an düşmüyor, aksiyonun yanında karakterler hep bir psikolojik savaş veriyorlar. Sadece en güçlü değil en zeki de olmak zorundalar yani. Bu da sadece ana karakterlere özgü bir şey değil. O yüzden aptalca kararlar üzerine kurulu bir hikaye yok. Her hata ölümcül ve herkes bunun farkında. Okuyun okutun. Cidden pişman olmazsınız.