Kızıl YükselişPierce Brown

·
Okunma
·
Beğeni
·
5.667
Gösterim
Adı:
Kızıl Yükseliş
Alt başlık:
Kızıl İsyan Serisi 1
Baskı tarihi:
Nisan 2015
Sayfa sayısı:
448
ISBN:
9786053435174
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Red Rising
Çeviri:
Selim Yeniçeri
Yayınevi:
Pegasus Yayınları
Ben dünyaları ateşe verecek kıvılcımım. Ben zincirleri kıracak çekicim. Ben halkımın ve esaret içinde yaşayan herkesin umuduyum. Çünkü biliyorum ki insan kendini köleleştiren adaletsizlikle özgürleşemez. Gelecekte, renk kodlarına göre sınıflara ayrılmış Toplum'un en alt sınıfını Kızıllar oluşturmaktadır. Diğer bütün Kızıllar gibi Darrow da, Mars'ı yeni nesiller için yaşanılır bir gezegen haline getirdikleri inancıyla günlerini madenlerde çalışarak geçirmektedir. Üstelik bunu severek ve isteyerek yapmakta, kanı ve teriyle çocuklarına daha iyi bir dünya bırakacağına inanmaktadır.

Ancak Kızıllar kandırılmıştır. Darrow, halkının yozlaşmış yönetici sınıfın kölesinden başka bir şey olmadığını keşfettiğinde adalet özlemi ve kaybettiği aşkının anısıyla hırslanır. İnsanlığın yeni nesil Altın hükümdarlarının güç için mücadele ettiği efsanevi Enstitü'ye sızmak için her şeyden vazgeçer. Hayatı ve medeniyetin geleceği pahasına en başarılı ve en vahşi Altınlarla rekabet etmek zorunda kalacak olan Darrow'un düşmanlarını yenmek için artık yapmayacağı şey yoktur… Bu, onlardan birine dönüşmek anlamına gelse bile.

"Olağanüstü bir macera, nabzınızı hızlandıracak bir serüven… Pierce Brown'ın çarpıcı ilk romanı Açlık Oyunları, Sineklerin Tanrısı ve Ender'in Oyunu'nu anımsatıyor. Başınızı döndürmek için gereken her şeye sahip." 
-Entertainment Weekly-

"Ender, Katniss ve şimdi de Darrow… Pierce Brown'ın imparatorlukları çökerten bu ilk kitabı, insanlığın yıldızlara yayılma hayalini yeniden canlandırıyor." 
-Scott Sigler-

"Bir intikam, savaş ve güç mücadelesi…" 
-Kirkus Reviews-

"Klasik bilim kurgu hayranları ve yeni distopik destanların coşkulu takipçileri bu müthiş kitabı mutlaka okumalı." 
-Examiner.com-

"Hırs dolu… Her yaştan Açlık Oyunları hayranı mutlaka okumalı." 
-Booklist-

"Okuyucuyu ele geçirecek ve daha fazlasını istetecek." 
-Library Journal-

"Pierce Brown, okurlarının zihninde yer edecek müthiş ve güçlü bir eser yaratmış." 
-The Huffington Post-

"Heyecan ve hareket dolu, sinemaya aktarılmaya hazır bir hikâye." 
-Publishers Weekly-
(Tanıtım Bülteninden)
Açlık oyunları'nı andırdığı söylense de ben öyle olduğunu düşünmüyorum. Fikir açısından bakıldığında çok daha geniş bir konusu var hayal gücünün çok ötesinde. Kitabın vermek istediği çok fazla mesaj vardı. Yazar edebiyatı zekası ile taçlandıranlardan. Hele kitabın sonununa bayıldım. Distopya türünü benim gibi seven bu türe ilgi duyan herkese şiddetle tavsiye ederim pişman olmayacaksınız. Birinci kitabın çok iyi olmasından dolayı ikinci kitap için beklentilerim yüksek.
İyi okumalar.
Yazarın ilk kitap deneyimi olduğuna inanamayıp araştırmama neden oldu. Yazar, Kızıl Yükseliş'ten önce 6 başarısız roman yazmış ve 130 red mektubu almış. Aklıma J.K. Rowling'i getirdi bu durum:)

Oluşturulan dünya ve kitabın kurgusu beni tatmin etti. Bazı distopyalarda olduğu gibi güzel bir kurgu, yazarın aşırı yüzeysel ve betimlemeden uzak anlatımıyla heba edilmemişti. Tempo hiç düşmesin, güzel bir kurguya sahip, sağlam bir kalemi olan bir yazardan distopya okuyayım derseniz hiç düşünmeden hemen başlayın kitaba:)

Benzer kitaplar

kızıl yükselişi Türkiye'de ilk okuyanlar arasındayımdır sanırım hatta bu siteyi de o vasıtayla bulmuştum şöyle anlatayım durumu ; D&R a girerken kitap almayacağım sadece kitap kokusu içime çekeceğim ,dokunacağım, gözüm doyacak ve çıkacağım diye kendime söz verdim ama rafların arasından beni Kızıl Yükseliş sessiz çığlıklarla çağırdı elime aldım evirdim çevirdim aldım çıktım...elimde sıra bekleyen bir sürü kitap olmasına rağmen sırayı bozdum ve eve gider gitmez kahvemi aldım okumaya başladım ama kitap okunmuyor resmen kelimeler beni dövüyordu kitabı bırakmamak için direniyordum tam bu sırada ben bu kitaba 29,50 TL verdim aldım ama sanırım hata yaptım diye düşündüm internette kızıl yükseliş hakkında ufak bir yorumda olsa bulmaya ama çalıştım ama yoktu tesadüfen 1000 kitapla tanıştım ama o an bana yardımcı olamadı çünkü henüz hiç bir okuyan ve yorum yoktu... biraz daha araştırdıktan sonra biraz devam etmeye karar verdim. ilk 80 sayfasında yazarı bulup yaza yaza bunu yazdın pegasus yayın evini bulup basa basa bu kitabımı yazdım diye avaz avaz bağırasım geldi ama 80.sayfadan sonra olayların akışı öyle bir değişti ki ben şok halde sabaha kadar elimden bırakmadan okudum. okuyup bitirme günüm sanırım 1,5 gündü iki olmadı yani... soluksuz okunacak bir kitap açlık oyunları tarzında fakat daha dolu dolu bir kitap...
bazı yerlerde sinirlenip kitabı sert bir şekilde bıraktığım karakterlere verip veriştirdiğim yerler oldu gece romanın akışını düşünmekten uyuyamadığımı bile fark ettim o da 2-3 saat uyuyabilmek için elimden bırakmıştım :)
ama sonun da kalbimden geçen son gerçekleşti ve kızıl yükselişin yolu açıldı...
Darrow için oturup dua etmeniz mümkün değil...başına gelen olaylarda ahhh hayır dememek elde değil...
Kitabı beğendim ama olumlu olumsuz çok yeri vardı. Konu ve kurgu çok güzel olmasına rağmen ilk başlarda alışmak çok zordu. İlk 100-150 sayfa biraz zor okunuyor kitaba adapte olmakta epeyce zorlandım.

Yazar kendi oluşturduğu dünyayı açıklamamış ve biz de pat diye o bilmediğimiz dünyanın içinde bulunca afallama oluyor tabi ki ama dile alışınca özellikle 200. sayfadan sora çok sürükleyici oluyor ve bir çırpıda bitiyor.
2. kitabı da çok merak ediyorum arayı kısa tutacağım.

.
Konusuna gelecek olursam
İnsanlar renk kodlarına göre ayrılmış en düşükler kızıllar ve yüksekler de Demir Altınlar olmak üzere birçok renge ayrılıyor.
En düşük olan kızıllar insanlığı kurtardığını zannederek Mars’ın yeraltlarında çok zorlu şartlarda insanlar Dünyada rahat yaşasınlar ve Mars yaşanmaya hazır hale gelsinler diye çalışmaktadır.

Marslı Darrow ise insanlar yıllardır Mars ta yaşamaya başladığını öğrendiğinde Altınlardan intikam almaya yemin etmiştir. .
Günler sonra, hala kitabı sindirememiş olsam da yorumu daha fazla bekletmek istemedim. Kitabı okurken Altın Oğul'u bir an önce almazsam meraktan deliririm falan diye düşünüyordum ama son elli sayfayı okurken o kadar çok şey hissettim ki ikinci kitabı okumak için zamana ihtiyacım var.

Kızıl İsyan, hakkında çok fazla övgü duyduğum bir seriydi. Geçen yıl bu övgülere göre aldığım kitapların çoğundan nefret ettiğim için okumaya çekiniyordum. Kesin kötü çıkacak, kesin delireceğim, kesin hayal kırıklığı yaşayacağım falan diye kendimi yedim durdum. Arkadaşım bana hediye ettiğindeyse daha fazla dayanamayıp okumaya başladım. Kitapla ilgili spoiler kesinlikle vermeyeceğim, tüm hislerimi paylaşmanızı umuyorum çünkü. Benim söylemek istediğim, resmen şok oluşum. Beklentimden o denli farklıydı ki sürekli bir arkadaşımı arayıp ses kaydederek gerçekten bunları mı okuyorum diye teyit etmeye falan çalıştım. Beklentimin binlerce kat üstündeydi, bunu net olarak söyleyebilirim.

Yazar epeyce sağlam bir kurgu oluşturmuş, detayları özenle kitaba yerleştirmiş ve acele etmeden bizi serinin o dehşet dolu dünyasına çekmiş. Bu kesinlikle harika kısmıydı. Bazı noktalarda popüler distopyaları anımsatıyor muydu? Evet. Ben birkaç detayı ciddi anlamda dejavu hissiyle okudum ama şu var ki yazar özenli kalemiyle onların üstüne çıkmış. Direkt şu seriye benziyor gibi bir şey söyleyemem, bu haksızlık olur ama eğer bir şeylerle benzerlik varsa bile bence kesinlikle onlardan daha iyi ve gerçekçiydi.

Bunun yanında bayıldığım bir başka detaydan bahsetmek istiyorum. Türün müptelasıysanız biliyorsunuzdur, popüler distopyalarda kızlarımız ya bencildir ya da hep birkaç kişiye aynı anda aşık olan, Allah'ım neden bu kız esas karakter, neden dedirten biridir. Bu da biraz toplumların kadına sığ bakışından kaynaklanıyor bana sorarsanız ya neyse, bu derin meseleye girmeyeceğim. Benim söylemek istediğim şu ki kitapta bu cinsiyetçi yaklaşım bir satır bile yoktu. Karakterlerini kadın, erkek diye sınıflandırmadan kurgunun içine yediren böylesi bir kaleme hayran kalmamak imkansız. Ba-yıl-dım.

Kitabın son kısımlarına kadar büyük bir heyecan ve merakla okudum ama son kısımlarda birkaç olay var, beni düşündürdü. Kitaba tam puan vermek istemiyorum ama tam puandan aşağı çekmek de haksızlık gibi hissettiriyor. O son olayları yanlış yorumladığımı ummaktan başka çare kalmıyor anlayacağınız bana. Ve açıkçası finali okuduktan sonra korkmaya başladım. Bu seri harika başladı ama o kadar hassas bir çizginin üzerinde duruyor ki şu an, en ufak bir hatayla mahvolabilir. İkinci kitabı okumaktan ödüm kopuyor ama tabii ki okuyacağım. Tek dileğim bu sevgimin bozulmaması. Her türlü sağlam bir seri olacak ama bozulmasını istemiyorum.

Kısacası, koşup satın alın bu harika kitabı. Ne duruyorsunuz dostlar?
Etkileyici, sürükleyici, nispeten özgün fakat verdiği pek fazla anlamlı mesajı olmadığından size katacak bir şeyi olmayan bir kitaptı. Bir distopya klasiği olarak özgürlük teması içeriyor kitap. Açlık oyunlarını özelikle gelişme kısmı kesinlikle andırıyordu fakat açlık oyunlarından çok daha geniş ve karmaşık bir konusu var. Betimlemeleri de yeterliydi fakat genel olarak kitapta karakterleri kafanızda canlandıramıyorsunuz. Kimi kısımlarda sahneler oldu, bitti şeklinde aktarılmış. Sanırım ele alacak çok konu olmasından kaynaklı.
Özet olarak bir distopya olarak düşünüldüğünde kesinlikle iyi bir kitaptı. Bu türü sevenler sıkılmadan birkaç gün içerisinde kitabı bitirebilir.
Arkadaşlar müthiş bir kitaptı.Gerçekten denildiği kadar varmış.Film hakları da alınmış zaten, kaçırılmaması gereken bir kurguydu iyi olmuş.Ne desem az.Bir kitaba tam puan verirken elli kere düşünürüm ama bu kitap bittiğinde 10'dan aşağısı haksızlık olurdu, yazar çok çalışmış besbelli.İkinci kitabı merakla bekliyorum.
Toplumun keskin çizgilerle sınıflandırıldığı bir distopya.Herkesin bir rengi,her rengin bir görevi olduğu bi hikaye.Toplumun alt tabakalarından sinsice amacı doğrultusunda yükselen bir kızılın hikayesi.

Konusu hakkında hiç bir fikre sahip olmadan başladım kitaba. Ve şuan 2. Kitabın başlamak için can atıyorum. Kimi zaman sıkıldığım yerler olsa da genel olarak sürükleyici bir kitaptı. Hele son 150 sayfa hemencecik bitiverdi.
Bence sürükleyicilik ve konu olarak Açlık Oyunları kadar güzeldi.Anlatılanları gözümde canlandırması benim için hiç zor olmadı. Film izler gibi heyecanla okudum. Azrail’in zekici stratejilerini, kendi vicdanıyla çelişmesini hayranlıkla okudum. Çoğu zaman beklemedim şeylerle karşılaşıp şok içersinde okumaya devam ettim. Bence okumalısınız:) iyi okumalar
"Belki bir gün, verebileceğim ikinci bir kalbim olurdu."

Aman Yarabbim nasıl da unutmuşum güncelleme yapmayı yahuu... İşe girdim falan derken çok yoğunum bu ara... Ama ne zaman olursa olsun bu kitaba yazacak bir şeylerim mutlaka olur. Son zamanlarda okuduğum en iyi, en ilgi çekici distopyaydı diyebilirim, hem de gönül rahatlığıyla ;) İlaç gibi geldi bana, zevkle okudum. Evet ilk kısımlar biraz sıkıcı ama daha ilk sayfadan çok sağlam bir dünyaya adımımı attığımı anlamıştım, sabrettim ve mükafatımı da fazlasıyla aldım. O sıkıcı yerlerin ne kadar gerekli olduğunu kitap doruğa ulaştığında çok iyi anlayacaksınız.

Anlatım şahane, hikaye inanılmaz ilgi çekici, olay örgüsü resmen ilmek ilmek işlenmiş, özellikle bir karakter gelişimi varki tek kelimeyle MUH-TE-ŞEM !!! Tür desek bilim kurgu-distopya... Valla havası, suyu bile bir başkaydı. Okuyalı nerdeyse 15 gün olmuş ben hala modundan çıkamadım, düşünün artık yanii...

Başlarda biraz Hunger Games havası alsak da olaylar, karakter çok başka yerlere ilerliyor. Bu yüzden sakın okumamazlık yapmayın. Şiddetle tavsiye edilir. Okuyun, okutturun, bir şeyler yapın işte... Golden Son çevrilse de okusak yaa... Feci meraklardayımm :)

NOT: Böyle yazar mı olur yahuu... Bu ne yakışıklılık!!! Bir de Hogwarts falan demiş, can evimden vurdu valla :D

NOT2: 28 KASIM 2017 - 3.okuma (En sevdiğim distopya serilerinden biri olduğunu söylemiş miydim!!! )
Öncelikle kitabın ilk bölümlerinde cidden aşırı sıkıldım çünkü olaydan çok betimleme vardı ama son 300 sayfanın nasıl geçtiğini ben bile anlamadım.
Kitabın ilk bölümleri sıkıldığım için iki-üç gün arayla okudum bu da kitaptaki bazı karakterleri unutmamı sağladı(cidden çok isim var ama) ve bu yüzden eski sayfalara bakmak zorunda kaldım.
Gerek kendine özgü dünyası ile gerek mizahı ile okumanız gereken bir kitap olduğunu düşünüyorum.
Öncelikle kitabı çok sevdiğimi söyleyeyim. Distopya severler için gözü kapalı tavsiye edebilirim. Kafa karıştıran bir kast var burada, o yüzden blogta bir yazı hazırladım bu kitap için. Hem okumak isteyenlere bir ön hazırlık olsun, hemde bana not olsun. Tanıdık ama bir o kadar ilginç bir hikaye. Nereden nereye durumu var ortada. Sevilesi, nefret edilesi, kafası koparılası karakterlerle tanışacaksınız, şok üzerine şok gelecek ve bu durum son cümleye kadar devam edecek benden söylemesi.
Tarih köleliğin islamiyetten önce olduğunu, islamiyet anlayışıyla birlikte bunun bittiğini söyler ama herkes köleliğin islamiyet öncesinden 21.yüzyıla kadar hep olduğunu yalnızca biçim değiştirdiğini bilir.
Önce insan insana tapıp sahip dedi, sonra görülüp bilinmeyen yüce güç çıktı ortaya, ona tapıldı. Sonra padişahlıkla birlikte kulluk sistemi genişleyip yüce güçle birlikte bir de devlet büyüğüne, onun kurallarını yaşatan devlet adamlarına tabiri caiz ise -ki burada pek değil- tapıldı.
Ve 21.yüzyılda da modern kölelik söz konusu. Teknolojinin kölesiyiz, saptırılmış dinlerin, saptırılmış düşüncelerin, eğitim sisteminin, kapitalizmin ve biraz daha ilerleyip devletin kölesiyiz. Anarşist ruhumu bir kenara bırakacak olursak,
George Orwell 1984 kitabında insanların tabakalaşmasının kaçınılmaz olduğunu, düzenin devam etmesi için birilerinin en alt tabaka olup ezilmek zorunda olduğunu ve birilerinin sahip olması gerektiğini, adaletsizlik canlarına tak ettiğinde bir devrimle başa geçip bir süre sonra kendilerinin de aynı adaletsiz düzenin yöneticileri olacağına dair şeyler yazmıştır. Her ne kadar hoşlanmasam ve kabul etmek istemesem de hak vermiyor değilim. Düzen için birilerinin efendi birilerinin köle olması gerekiyor. Geçmişten günümüze bir şekilde kölelik ve özgürlük arayışı hep vardı hep de olacak. Belki insanın doğası gereğidir bu, psikolojik çözümlemelere de girmeden; Kızıl Yükseliş kitabında da uzak gelecekteki bir dönemde insanlık, başta Mars olmak üzere pek çok gezegende koloniler kurup dünyalaştırmışken insanlar renklerine göre sınıflandırılmışlardır. Toplumun en alt kesimini oluşturan kızıllar, nam-ı diğer paslıların 5 yüzyıl kadar bir yalanla güneş ışığını bile hiç görmeden doğan, itaatin en büyük erdem olduğuna inanan -inandırılmak zorunda bırakılan- sonsuz bir köleliğe razı gelişlerinin yıkılışını; kızılların devrimini aşk, ihanet, sadakat, merhamet gibi bir romanın olmazsa olmazı duygularla harmanlayarak anlatıyor. Ve kahvemi içmeyi unutturup buz gibi olmasını sağlayacak kadar da sürükleyici. :)
Çelik güçtür. Para güçtür. Ancak bütün dünyalarda esas güç, kelimelerdir.
Siz yara izi taşımayan çocuklar, hiçbir şeyi hak etmiyorsunuz. Siz acıyı bilmiyorsunuz. Atalarınızın sizi bu seviyeye çıkarmak için neleri feda ettiğini bilmiyorsunuz.
Pierce Brown
Sayfa 1 - Pegasus yayınları
Ölüm söylediğin kadar boş bir şey degil. Asıl boşluk, özgürlük olmadan yaşamaktır, Darrow.
Pierce Brown
Sayfa 51 - Pegasus yayınları
"Sen yaşamıyorsun bile!" diye beni tersledi. "Makine gibi zihinleri olan, makine gibi hayatlar süren makine adamlarız..."
Pierce Brown
Sayfa 51 - Pegasus yayınları

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Kızıl Yükseliş
Alt başlık:
Kızıl İsyan Serisi 1
Baskı tarihi:
Nisan 2015
Sayfa sayısı:
448
ISBN:
9786053435174
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Red Rising
Çeviri:
Selim Yeniçeri
Yayınevi:
Pegasus Yayınları
Ben dünyaları ateşe verecek kıvılcımım. Ben zincirleri kıracak çekicim. Ben halkımın ve esaret içinde yaşayan herkesin umuduyum. Çünkü biliyorum ki insan kendini köleleştiren adaletsizlikle özgürleşemez. Gelecekte, renk kodlarına göre sınıflara ayrılmış Toplum'un en alt sınıfını Kızıllar oluşturmaktadır. Diğer bütün Kızıllar gibi Darrow da, Mars'ı yeni nesiller için yaşanılır bir gezegen haline getirdikleri inancıyla günlerini madenlerde çalışarak geçirmektedir. Üstelik bunu severek ve isteyerek yapmakta, kanı ve teriyle çocuklarına daha iyi bir dünya bırakacağına inanmaktadır.

Ancak Kızıllar kandırılmıştır. Darrow, halkının yozlaşmış yönetici sınıfın kölesinden başka bir şey olmadığını keşfettiğinde adalet özlemi ve kaybettiği aşkının anısıyla hırslanır. İnsanlığın yeni nesil Altın hükümdarlarının güç için mücadele ettiği efsanevi Enstitü'ye sızmak için her şeyden vazgeçer. Hayatı ve medeniyetin geleceği pahasına en başarılı ve en vahşi Altınlarla rekabet etmek zorunda kalacak olan Darrow'un düşmanlarını yenmek için artık yapmayacağı şey yoktur… Bu, onlardan birine dönüşmek anlamına gelse bile.

"Olağanüstü bir macera, nabzınızı hızlandıracak bir serüven… Pierce Brown'ın çarpıcı ilk romanı Açlık Oyunları, Sineklerin Tanrısı ve Ender'in Oyunu'nu anımsatıyor. Başınızı döndürmek için gereken her şeye sahip." 
-Entertainment Weekly-

"Ender, Katniss ve şimdi de Darrow… Pierce Brown'ın imparatorlukları çökerten bu ilk kitabı, insanlığın yıldızlara yayılma hayalini yeniden canlandırıyor." 
-Scott Sigler-

"Bir intikam, savaş ve güç mücadelesi…" 
-Kirkus Reviews-

"Klasik bilim kurgu hayranları ve yeni distopik destanların coşkulu takipçileri bu müthiş kitabı mutlaka okumalı." 
-Examiner.com-

"Hırs dolu… Her yaştan Açlık Oyunları hayranı mutlaka okumalı." 
-Booklist-

"Okuyucuyu ele geçirecek ve daha fazlasını istetecek." 
-Library Journal-

"Pierce Brown, okurlarının zihninde yer edecek müthiş ve güçlü bir eser yaratmış." 
-The Huffington Post-

"Heyecan ve hareket dolu, sinemaya aktarılmaya hazır bir hikâye." 
-Publishers Weekly-
(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 355 okur

  • Sevbar
  • Su Vatandaş
  • Kitaplara sığınan kadın
  • Sadık Örs
  • Pınar Dilek Ayar
  • Kitap Odası
  • Zeynep Zehra DOĞAN
  • Sena*
  • Buket Yıldırım
  • Selin Kayış

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%6.6
14-17 Yaş
%36.2
18-24 Yaş
%32.2
25-34 Yaş
%15.1
35-44 Yaş
%7.2
45-54 Yaş
%2
55-64 Yaş
%0
65+ Yaş
%0.7

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%80.4
Erkek
%19.3

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%48 (97)
9
%30.2 (61)
8
%11.9 (24)
7
%5.9 (12)
6
%1 (2)
5
%0.5 (1)
4
%2 (4)
3
%0
2
%0.5 (1)
1
%0

Kitabın sıralamaları