"Aynı kederi paylaştığınız o ruhla karşılaştığınızda, tanıdık bir şeyleri görmek umudunuzu diriltir."
Kaybolan
Merhabalar herkese... Tarık Tufan'ın kaleminden Kaybolan adlı kitabın kendimce incelemesi ile buradayım. Yazarın kalemiyle tanışma kitabım oldu Kaybolan. Ve gerçekten çok beğendiğimi söyleyebilirim. Diğer kitaplarını da okumayı düşünüyorum. Keşke daha önceden okuma fırsatım olsaymış dedim bu kitabı okurken... Yazarın kalemine sağlık.
Konusuna gelecek olursam; Kitap üç ana karakterin hikayesi, Reha İleri'yi de sayarsak dört. Çünkü bu karakterlerin ortak özelliği çocukluk travmaları. Kitap en başta, hatıralarla yüzleşmenin, ilk aşkın yürekteki sönmeyen kıvılcımlarının yıllar sonra ateşe dönüşmesini, kendini arayışın bitmeyen döngüsünü, kırık dökük hayatları, çocukluk travmalarının benliklerinde yansıyan derin izlerini, yürekte saklı kalan hüzünle karışık iç çekişleri ve İstanbul sokaklarını bitmeyen yara ve yalpalamalarla arşınlayan Hakan'ın öyküsünün yanı sıra, iki kadınında içler acısı hikayeleriyle çepeçevre sarıyor ve büyülüyor okuru... Hakan hayatında kısır döngüye girmiş, 40 yaşını kutladığı günden sonra hayata bakış açısı birçok yönden değişmiş, benliğinde kopan fırtınaları bertaraf etmeye gücü yetmeyen, eskiyi ve eskinin yaşattığı hayal kırıklıklarını, gönül yorgunluklarını içinden söküp atamayan bir karakter. Kendini o kadar kaybolmuş hissediyor ki sanki hiç yaşamamış, var olmamış, sadece nefes alıp veren bir bitkiden ibaret gibi. Hakan'ın anlatıldığı kısımları Hakan'ın ağzından okuyoruz. Romana farklı bir estetik katmış bu durum. Hakan kendisine isim dahi verilemeden doğar doğmaz teyzesi ve eniştesine evlatlık verilen bir bebek. Ölen kuzeninin kimliği onun oluyor. Kimliksiz olmak çocukluğunda, ergenliğinde, benliğinde derin yaralar açıyor ve kendisini yetişkinliğinde bile iyileştiremiyor. Kendi kalbinin hapishanesinde kaybolan Hakan'ın içsel çatışmaları ve ruh tahlilleri çok sarsıcı bir biçimde yansıtılmış. Hakan doğum gününde 16 yıl çalıştığı işinden aniden ayrılıyor. Sigortacı ve işinden bıkmış durumda. Evliliği de iyi gitmiyor. Eşiyle çocuk istiyorlar ve olmayınca aralarındaki bağlar kopma raddesine geliyor. Gençlik yıllarında sevdiği kız olan Sonay'ı acı bir şekilde kaybedişi ve onu öldü sanıp yıllar sonra tekrar karşılaşmaları da çok heyecanlı ve etkileyiciydi. Eşi Yıldız ise babasıyla geçmişte kalan hesaplaşmalarının eşiğinde hâlâ küçük bir kız çocuğu... Babası Reha İleri geçmişte hiç sevgi göstermemiş ve annesi de Yıldız küçükken ölmüş. Babası şu an demans hastası. Yıldız'ın da içinden atamadığı hayalleri ve istekleri var, herşeyi içine atan, her nesnede işaret arayan bir kadın aynı zamanda.
Sonay karakterine de biraz değinmek istiyorum. Sonay, Yalova depreminde göçük altında kalmış, Hakan'ın öldüğünü sandığı ilk aşkı ve acısı. Bir gün bir yerde karşılaşıyorlar. Sonay herşeye rağmen hayata dair umudunu kaybetmemiş, hatıralarla ve geçmişle yüzleşerek ruhunu arındıran sıra dışı bir karakter. Peki Hakan'a kayboluşunda kim olduğunu bulmasına yardımcı olabilecek mi? Hakan'da bölük pörçük sözleri dile getirememek vardı. Sonay'da ise o kırıkları toplayıp sözcükleri yapboz parçası gibi yerine oturtabilme yeteneği. Kitabın sonu umutvari bitse de Yıldız'ın babasının ölümünde bir sır var. Bunu da sadece Hakan görmüş ve bunun ne olduğunu okuyucu da bilmiyor.
Kitabın dil ve anlatımı oldukça akıcı ve güzeldi. Betimlemeler bir hayli fazlaydı fakat kitaba yakıştığını rahatlıkla söyleyebilirim. Karakterlerin ruhunu ise çarpıcı bir biçimde hissediyor okur. Olayların içine dahil oluyormuş hissiyatı da var. Karakterlerin içsel yolculuğu ve travmalarının yarattığı izleri de bu kayboluşlarda çok daha iyi irdeliyor ve anlıyoruz. Hepimiz zaman zaman kendimizi kaybolmuş hissederiz. Bazen haber vermeden gelir bu kaybolma hali, bazense çeşitli belirtiler verir. Ruhumuz yorgun olmaktan ziyade kırıktır aslında. Bu kayboluşlarda bizi yaralayan şeylerle yüzleşebilirsek sorunlarımızı kökünden çözebiliriz belki bir ihtimal. Evet, kitabın etkisinde kaldım, gerçekten çok beğenerek okudum. Öyle etkileyici duygu aktarımları vardı ki hiç sıkılmadan ve duygulanarak okuduğumu da söyleyebilirim. İnsanın içinde kalan öyle cümleler vardı ki tüm kitabın altını çizmek zorunda kalmaktan korktum. Son olarak kurgu da çok derin ve aynı zamanda çetrefilliydi. Ama benim içinde harika bir yolculuk oldu.
Okumayan tüm kitap severlere tavsiye ederim.
Keyifli ve güzel okumalar.
Kitaplarla kalın.:)
Sevgiyle.<3