İkinci dünya savaşı sonrası toparlanmaya çalışan Viyana’da babayı kaybetmiş işçi Hans,bir bacağını savaşta kaybetmiş Anna Ve Rainer’in subay babaları ve babasız güzel mi güzel sarışın Sophie’yi bir araya getiren neydi?Kader mi?Ergenliğin bunalımları mı?Yoksa Elfrıede jelınek’in kara mizahı üst seviyede kullandığı o muntazam zekası mı?
2004 yılı Nobel komitesini kurgularında tüm çıplaklığıyla kullandığı dili yüzünden ikiye bölen ancak özgünlüğü nedeniyle Nobel’i alan Avusturyalı yazar#elfrıedejelınek in kaleme aldığı #dışarıdakalanlar ailelerindeki yetersiz eğitim,toplumun savaş yorgunluğu ve ergenliğin getirdiği o yön bulamama duygusuyla hiçbir yere aidiyet göstermeyip eşikte kalan ve suça meyleden dört gencin günlük rutinlerinden yola çıkan yazar;aşk,cinsellik,sanat,sanayileşme,işçilik temaları ile toplumdaki çarpık ilişkileri şahsına münhasır ironik tarzı ile bana göre hem keyifli hem de düşündürücü bir kitap yazmış…
Dört gencin ortak noktaları”baba”ikisinin babası yokken ikizlerin yarım bedeni ve yarım aklı ile üst zekaya sahip çocuklarına yetemeyip kendi bunalımın da zalimliğe yönelmesi çocukların gelişimini olumsuz etkiler…
Kitabın başından sonuna Camus ve Sartre’nin hem isimleri hem de eserleri sık sık geçer..Çünkü bu iki isim ikizlerden özellikle lider ruhlu kendince sanatkar olan Rainer’in yol göstericileridir baba da göremediği öncülüğü bu yazarların eserlerinde yanlış yönde bulur…
Herkese hitap etmese dahi bu yazarın insanın karanlık yanlarını ortaya çıkaran tek tip sevimsiz ve silik karakterlerini üst boyutta ve dikkat çekici tarzda kullanmasını takdir ediyorum…Çünkü genelde yazarlar en iyi karakterler oluşturup sunmak isterlerken #elfrıedejelınek bunu tersten yaparak özgünlüğünü ve el altı yapılan şeylerin iç yüzünü okuyucusuna net bir şekilde gösterir…
Kitabı çok beğenip edebiyatı yüksek bir ahlak perdesinde görenlere hitap etmeyeceğini belirtip tüm kurgulara ve modern edebiyatı kara mizahla sevenlere öneririm…