·120 syf.····Okunma: 15 Ağustos 2024 01:10 Osmanlı tarihinden anekdotlar okumayı seviyorum. Siz de seviyorsanız bu kitap tam size göre. Reşad Ekrem Koçu, bu kitapta daha çok Osmanlı tarihindeki yasakları ve cezaları ele almış. Bazı bölümleri okurken kendimi o dönemdeki insanların yerine koydum, âdeta içim sıkıldı. Osmanlı yasakları beni boğdu. Yalısı olan istediği zaman gidemiyor mesela. Onun bile belli bir planı var. Yine yaz bitiminde o yalıdan dönüş de izne dayalı. Ata binmek belli bir dönem halka yasak. Padişah haricinde belli başlı birkaç kişi ata binebiliyor. Bir dönem şehir içinde araç yasağı da var. Tütün, kahve yasakları zaten herkesin malumu. Kahvehanelerin kapatılmasından tutun da kadınlar erkeklerle görüşüyor diye kaymakçı esnafına dahi gönderilen ferman var. Bu fermana göre kaymakçılar kadınları dükkânlarına almasın denmiş. Yine gece fenersiz dışarı çıkmak da yasakmış.
Kadınların yaşadığı sıkıntılara da ayrı bir parantez açmak lazım. Kadınların feracesinin kumaşına kadar karışılmış. Hatta bu hususta Nevşehirli Damat İbrahim Paşa’nın bir fermanı da var. Fermanda yasaklara uymayan kadınlar için ‘‘yaramaz avretler’’ ifadesi kullanılmış. Kadınların ince kumaştan ferace diktirmesinden tutun da feracelerine büyük yaka takmasına kadar yasaklar sıralanmış. Hatta konu kadınlardan çıkmış, yasaklara uygun kıyafet dikmeyen terziler de uyarılmış. Ben uyarılmış diyorum da anladınız siz.
Bu kitapta idamlar, cinayetler, türlü zorbalıklar ve yasaklar temelinde tarihimizdeki gariplikler trajikomik bir biçimde anlatılmış. Bunun dışında esnaf toplulukları, toplumsal hayattan kesitler de belli başlıklarda ele alınmış.
Ben özellikle III. Ahmed’in şehzadeleri için düzenlediği sünnet düğününün anlatıldığı bölümü çok sevdim ve ilgiyle okudum. Hazırlıklar, hediyeler, eğlencelerin tüm detayları aktarılmış. Orada verilen bilgiler Seyyid Vehbî’nin Sûrnâme’sinden alıntı olduğu için daha da ilgimi çekti. O kitabı da yeri gelmişken tavsiye edeyim. Şu an Kabalcı dışında Ketebe Yayınları tarafından da basıldı.
Kitabın ilgimi çeken bir başka tarafı ise birçok tarihçiden alıntı yapması, onları kaynak göstermesi oldu. Dönemin Peçevili İbrahim Efendi, Naimâ Efendi gibi önemli müverrihlerinden alıntılar yapılması hoşuma gitti. Yine konuyla ilgili bazı fermanların da kaynak gösterildiğini görüyoruz. Kitabın sonunda bir kaynakça bölümü ne yazık ki yok. Kitabı okurken zorluk çekilmemesi adına bir sözlükçe eklenmiş ki fazlasıyla yeterli oluyor.
Başlıklarla ilerleyen kitabın son 15-20 sayfalık bölümü ise yazarın ‘’Küçük Notlar’’ adı altında kısa kısa verdiği anekdotlardan oluşuyor. O bölümdeki olaylara ayrı ayrı başlık konmamış. Yazarın üslubu da bir hayli keyifli. Okurken kesinlikle sıkmıyor. Fermanlardan ya da dönemin tarih kitaplarından yapılan alıntılarda da sadeleştirme yapılmış. Bu tip çalışmalara merakı olanlar için rahatlıkla tavsiye edebilirim, ben keyifle okudum.