Modern korku edebiyatının en garip ve gizemli kitabı
7/10
·168 syf.··
2024 33. kitabı
“Fanteziye kaçıyorum, groteskin intibaını kaldıramıyorum. Her şeyin loşluk ve yokluğa gömüldüğü bu yerde sedirden bir kasvet içinde yürüyoruz, gök ciğerlerimize çürüyen bir hava üflüyor, beylik sözler söyleyemem, bunu yapamam. Camların derin parıltısına bakıyorum, ev düpedüz büyülü; seni temin ederim ki şu oda kan ve ateş içinde.” Arthur Machen gotik korku edebiyatının öncülerinden biri ve usta yazar Lovecraft’ın da birçok hikayesine ilham vermiştir. Daha önce de yazarın Yüce Tanrı Pan eserini okumuş ve çok etkilenmiştim. Bu eserin de en az Yüce Tanrı Pan kadar başarılı olduğunu söyleyebilirim. Eserin ilk sayfalarında, en büyük soygunlarını tamamladıktan sonra birbirlerine kötü bir şekilde sırıtan iki erkek ve bir genç kadın ile yani üç sahtekarla tanışıyoruz. Daha sonra ise Dyson ve Phillips’in Londra sokaklarında karşılaştıkları karakterlerin anlattığı hikayelere tanık oluyoruz. Bu hikayeler çok katmanlı yani hikayeler içinde hikayelerden oluşuyor ve gizem yönü oldukça fazla. Hikayeler ise birbiri ile bağımsız gözükse de aslında tüm hikayeler birbiri ile bağlantılı. Bunları farklı bağlamda birleştirmek okuyucuya bırakılıyor. Bu durumun okuyucuyu zorlayabileceğini söylemeliyim çünkü bahsettiğim üzere hikayeler fazlasıyla katmanlı, dağınık ve karakterler oldukça fazla. Ancak Kara Mührün Öyküsü ve Beyaz Tozun Öyküsü hikayeleri oldukça gizemli ve okültizm unsurları içeriyor. Bu hikayeler Lovecraft’ın eserlerine de çok benzer tarzda ele alındığını söyleyebilirim. Anlatılan hikayeler silsilesinde Londra’da kaybolmuş altın bir sikkenin ve o sikkeyi elinde bulundurduklarını düşündükleri gözlüklü genç adamın peşindeki pagan tarikatı ile ilgili kafanızda olay örgüsünü birleştirmeye çalışıyorsunuz. Eserin kurgusu, anlatılan hikayeleri gerçekten ilmek ilmek dokunmuş ve birçok plot twist içeriyor. Bu gizemli, paranormal ve tarikat temalı hikayeler arasındaki bağlantıyı kurarken neye inanmanız gerektiğine şaşırabilirsiniz. Bu durum bazı okuyucular için kafa karıştırıcı olabilir. Ancak kitabın başında konusu geçen üç sahtekarın, aslında roman boyunca antik hazinenin peşinde koşarken diğer karakterleri kandırmak için çeşitli takma adlar ve kişilikler benimseyen olağanüstü dolandırıcılar olduğunu ve hedeflerinin, planlarının "gözlüklü genç adamın" elinde bulunan Altın Tiberius olduğunu anlıyoruz. Hikayenin yalancı üçlü tarafından anlatıldığını anlaşılsa da hangi hikayelerin gerçek hangilerinin ise uydurulmuş olduğu okuyucuya bırakılıyor. Arthur Machen’ın tüm kitap boyunca gizem, fantezi ve korku ögelerini ustalıkla birleştirdiği, pasajlarının H.P. Lovecraft’a ilham kaynağı olduğu, modern korku edebiyatının en garip kitabı sayılan bu eseri okumadan geçmemek gerekiyor.
Üç SahtekarArthur Machen · İthaki Yayınları · 2019344 okunma
·
86 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.