Arthur Machen gerçekten harika bir kurgu yazarı. Yüce Tanrı Pan bunu gördüğüm ilk örneğiydi. Ama bu kitap ise bambaşka bir seviyeydi ona kıyasla.
Kitap öykü kitabı gibi sayılsa da aslında katman katman işlenmiş bir roman gibiydi. En sonunda bütün öykülerin aslında bir bütün olduğunu gördük zaten.
Her öykünün yarım kalmış gibi olması başta beni biraz hayal kırıklığına uğratmıştı. Ama sonlara doğru gelince aslında o yarım kalmışlıkların finale hazırlanan bir basamak olduğunu gördüm ve bu da bende gerçekten büyük bir hayranlık uyandırdı. Olayların en baştan bu kadar detaylıca kurgulanması çok zor bir iş olmasına rağmen Arthur Machen ise bunu çok kolay bir şeymiş gibi yapmış adeta.
Kitabın başındaki giriş yazısı başta size anlamsız gelecektir. Kitabı bitirdikten sonra tekrar o kısmı okursanız her şey daha da anlam kazanıyor. Bu da çok hoşuma gitti. Yazar bize adeta anlamayacağımız bir spoiler veriyor ta kitabın en başında. Ancak kitap bittikten sonra onu anlayabiliyoruz.
Bu kitap Arthun Machen için gerçekten güzel bir başlangıç kitabı olabilir. Bu da olmazsa Yüce Tanrı Pan’ı tavsiye ederim. Bu kitap kadar olmasa da gerçekten güzel bir kurguya sahip.
Üç SahtekarArthur Machen · İthaki Yayınları · 2019344 okunma
Okurken, "Acaba ben bunu Lovecraft öykülerinde de mi okudum ya" diye düşündüm, ama durum daha farklıymış. Okumuşum ama yazarın Babil kitaplığı serisine eklenen kitabında.
Machen gerçekten tıpkı Lovecraft gibi insanı tedirgin edecek öyküler anlatıyor.
Keşke biraz daha yazsaymış. Ne çevrildiyse okuduk ama çok azdı.
Yürüdüğünüz yollara, yolda karşılaştığınız insanlara dikkat edin. Çünkü her şey tekinsiz.
Üç SahtekarArthur Machen · İthaki Yayınları · 2019344 okunma
Karanlık Kitaplık Serisi/14
.
Bu serideki kitaplar muhteşem. Arthur Machen gotik edebiyatın boşuna üstadı olmamış.Korku öğeleri barındıran gizemli öykülerin bulunduğu zekice bir kurgu.Hikayeler iç içe geçmiş , başta anlamakta zorlansamda sonrasında tüm bölümler birbirine bağlandı.Karakterler ise çok kuşkucu ve zeki . Kesinlikle sıra dışı bir kitap.
Bana hitap etmeyen bir öykü kıtabıydı. Toplam 12 öyküden oluşuyor,birbirinde bağımsız olarak gözüksede son öyküde hepsinin birbirine bağlı oldugunu görüyoruz.
Merhaba. Ayın bir diğer okuduğum kitabı Arthur Machen'in Üç Sahtekâr isimli fantastik öyküsü oldu.
İki baş karakter var ve onların karşısına çıkanların her biri, bir hikâye anlatır. Her öykü gizemli bir olayla örgülüdür. Hikâyeler birbirine gergef gibi işlenmiş, her ilerleyişinde katman katman açılmaya başlar. Birbirini tamamlayan öyküler ve tesadüfler silsilesini okuruz.
Giriş kısmının kitap bittikten sonra okunması çok daha anlamlı kılıyor. Keza ben önce okudum bir anlam ifade etmedi. Kitap bitiminde tekrar okudum ve daha anlamlı geldi.
Yazardan okumamın devamı gelir gibi. Çok sevdim diyemem çünkü arada ilgimi kaybettiğim yerler oldu. Ama hikâyelerdeki bağıntıların çok iyi örülmesini, işlenmesini sevdim.
#kitapalıntıları :
Ölmeye hazır bir şekilde dışarı çıkmıştım ve beni koruyan eşiğin ötesine geçerken tüm umutlarıma ve anılarıma bilinçli bir şekilde veda ettim; kapı arkamdan gök gürlemesi gibi bir ses çıkararak kapandı ve yaşamımın kısa pasajları üzerine demir bir perdenin düştüğünü ve artık kasvetli ve gölgeli dünyada yürüyecek çok az yolum kaldığını hissettim; Ölümün ilk perdesinin ilk sahnesine girmiştim. Sonrası siste dolaşmam, her şeyi saran beyazlık, boş sokaklar ve boğuk sessizlik.
Deneyimlerime dayanarak söylüyorum, muhatap olması en zor kişiler cahillerdir.
... Sanırım sen aydınlanmışsın; yoz toplumun bencil rahatlığı için ezelin değişmez kanunları kabul ettiği zavallı yasa ve kurallar üzerinde durmuyorsun.
İthaki Yayınları tarafından yayınlanan korku türünün piri olarak nitelendirebileceğimiz Arthur Machen’ın en önemli eserlerinden biri olan Üç Sahtekâr raflardaki yerini aldı. Başta H.P Lovecraft olmak üzere kendisinden sonraki birçok korku romanı yazarını etkiledi. Yazar aynı zamanda türünün en ‘garip’ kitabı olan Üç Sahtekâr’ı yazarken Dr. Jekyll ve Mr. Hyde’dan tanıyacağımız R.L Stevenson’dan da etkilenmiş. Arthur Machen hiç şüphesiz edebiyatta korku türü için bir kilometre taşı.
Machen 1863 yılında İskoçya’da doğmuş, 19 yaşında Londra’ya göçmüş, neredeyse açlık sınırında yaşayarak gündüzleri çalışıp geceleri yazmış. Kendisini ve bir edebiyat türünü işte böyle var etmiş. 1893’te Yüce Tanrı Pan’ı yayınladıktan sonra, Oscar Wilde gibi bir edebiyat devinden büyük övgüler almış. Elbette muhafazakâr İngiliz Edebiyat çevreleri tarafından eser yerden yere vurulmuş. Aynı kitap 100 yıl sonra Stephan King tarafından da İngiliz dilinde yazılmış en iyi korku kitabı olarak tanımlanmış. İlk baskısı 1895’te yapılan Üç Sahtekâr ise ‘doğa ötesi gizem ve korku edebiyatına’ yaptığı büyük katkıdan dolayı Jorge Luis Borges kütüphanesine girmekten de geri durmamış.
Aynur Kulak
İncelemenin tamamı: kayiprihtim.com/haberler/edebiy...
Merak ederek aldığım bir kitaptı o yüzden beklentim yüksekti ve farklı şekilde de karşıladı. Twistler yapan kitap veya filmleri severim bu da o türden bir kitap olabilir -belki-. Ana olarak 2 karakterimiz var ve yolda karşılaştıkları kişilerin hayat hikayelerini dinliyorlar. Hepsi farklı ve merak uyandırıcıydı. Çok fazla insan ismi geçince bazen kafa karışıklığı olabiliyor ama bence bu kitapta dikkat edilmesi gereken olayların kendisi ve olayları anlatan kişiler -isimlerine dikkat etmenize bile gerek yok bence-. Bunlara odaklanınca kitabın sonunu kafanız isimler yüzünden karışmadan anlayabilirsiniz. Her olayı çok sevdim favori kitaplarımdan biri oldu. İlginç bir kurgusu var anlatım stili akışkan, yerli yerinde betimlemelere sahip. Ana iki karakteri çok sevdim -Bay Dyson ve Bay Phillipps- favori karakterim Bay Dyson ama. Meraklı bir yapısıyla kendime daha yakın gördüm. Puan verecek olsam 8.5'tan 9 verirdim çünkü beni memnun etti ama kafamı da aralarda karıştırdı. Korku türlerine alıştığımdan da korkutmadı ama ilginç korku/gotik ürünler barındırıyordu, ilgimi çekti. Meraka bağlı gerilim de yaşattı: Acaba ne olacak? Yoksa öldü mü? düşünceleri...
Üç SahtekarArthur Machen · İthaki Yayınları · 2019344 okunma
Merhaba canlar...
@okuyan_kadinlar_kulubü nün #birharfbirkitap etkinliği için seçimlerden birisi olan #arthurmachen kaleminden @ithakiyayinlari nın #karanlıkkitaplik serisine ait olan #üçsahtekar la geldim.
...
Machen, 1890'lı yıllarda fantastik ve korku öykülerine yer vermeye başlayanlardan. Bu yüzden modern korku edebiyatının ustalarından ve gotik edebiyatın öncülerinden biri olarak kabul ediliyor. Doğaüstü, fantazi ve korku türünde yazdıklarıyla film ve yazarlara ilham olduğuysa tartışmasız bir gerçek. Sayısız romanı, öyküsü, kısa hikayeleri, otobiyografisi, deneme ve incelemesi mevcut.
...
Eserlerinin arasında en ünlü olanı, büyük ses getiren Yüce Tanrı Pan kitabı sayesinde Machen kalemini tanımıştım. Sıradışı oluşu, korkudan ziyade, gizemli gerilimi ve mitoloji öğeleriyle hafızama kazanmıştı. Üç Sahkekar kitabında da farklı karakterlerin farklı hikayelerinin bir araya gelmesiyle oluşan korku öğelerinin barındığı gizem dolu olaylara şahit oldum. Geçmişten geleceğe, yalandan gerçeğe kadar her şeyin iç içe ve tabi ki karanlıkla birlikte işlenmesine şahit olmak istiyorsanız buyurun diyor, müsaade istiyorum.
...
Keyifli okumalarınız daim olsun...
Kitapla kalın...
Üç SahtekarArthur Machen · İthaki Yayınları · 2019344 okunma
“Fanteziye kaçıyorum, groteskin intibaını kaldıramıyorum. Her şeyin loşluk ve yokluğa gömüldüğü bu yerde sedirden bir kasvet içinde yürüyoruz, gök ciğerlerimize çürüyen bir hava üflüyor, beylik sözler söyleyemem, bunu yapamam. Camların derin parıltısına bakıyorum, ev düpedüz büyülü; seni temin ederim ki şu oda kan ve ateş içinde.”
Arthur Machen gotik korku edebiyatının öncülerinden biri ve usta yazar Lovecraft’ın da birçok hikayesine ilham vermiştir. Daha önce de yazarın Yüce Tanrı Pan eserini okumuş ve çok etkilenmiştim. Bu eserin de en az Yüce Tanrı Pan kadar başarılı olduğunu söyleyebilirim.
Eserin ilk sayfalarında, en büyük soygunlarını tamamladıktan sonra birbirlerine kötü bir şekilde sırıtan iki erkek ve bir genç kadın ile yani üç sahtekarla tanışıyoruz. Daha sonra ise Dyson ve Phillips’in Londra sokaklarında karşılaştıkları karakterlerin anlattığı hikayelere tanık oluyoruz. Bu hikayeler çok katmanlı yani hikayeler içinde hikayelerden oluşuyor ve gizem yönü oldukça fazla. Hikayeler ise birbiri ile bağımsız gözükse de aslında tüm hikayeler birbiri ile bağlantılı. Bunları farklı bağlamda birleştirmek okuyucuya bırakılıyor. Bu durumun okuyucuyu zorlayabileceğini söylemeliyim çünkü bahsettiğim üzere hikayeler fazlasıyla katmanlı, dağınık ve karakterler oldukça fazla. Ancak Kara Mührün Öyküsü ve Beyaz Tozun Öyküsü hikayeleri oldukça gizemli ve okültizm unsurları içeriyor. Bu hikayeler Lovecraft’ın eserlerine de çok benzer tarzda ele alındığını söyleyebilirim.
Anlatılan hikayeler silsilesinde Londra’da kaybolmuş altın bir sikkenin ve o sikkeyi elinde bulundurduklarını düşündükleri gözlüklü genç adamın peşindeki pagan tarikatı ile ilgili kafanızda olay örgüsünü birleştirmeye çalışıyorsunuz. Eserin kurgusu, anlatılan hikayeleri gerçekten ilmek ilmek dokunmuş ve
Üç SahtekarArthur Machen · İthaki Yayınları · 2019344 okunma
164 sayfalık 1890'lı yıllarda yazılmış bir korku romanı. Kitabı araştırdığım zaman çoğu yerde korku edebiyatının başyapıtı olduğunu görüp satın almak ve okumak istedim. Kitabın yarısına kadar anca gelebildim ve okumayı bırakmayı düşünüyorum. Ithaki yayınları o kadae garip bir yayınevi ki, bazı çevirileri inanılmaz iyi olabiliyorken bazı çevirileri rezalet ötesi oluyor. Henüz orta şeker bi çeviriye rastlamadım
. Fahrenheit 451 kitabından sonra üç sahtekar kitabını okumayı da rezalet çevirisinden dolayı bırakıyorum. Arkadaş bir insan 10 sayfa kitap okudu diye yorulur mu ya ? Sefilleri 100 sayfa okumadan kalkmayan insandım ben ? Çok yorgunum çok mutsuzum, hikaye de çok sarmadı beni. Başka yayınevi tercih etmenizi tavsiye ederim.
Arthur Machen tarihlerinde arasında yaşamış ve Gotik bilimkurgunun oluşmasına öncülük etmiş Galli bir yazardır. Yazarlık dışında gazetecilik, çevirmenlik ve oyunculuk da yapmıştır.Özellikle 1890'lı yıllarda, yazdığı fantastik ve korku öyküleri ile dikkat çekmiş ve edebiyat dünyasının öne çıkan isimlerinden biri olmuştur. Kelt atalarından kalma kültürle beslenen Machen, bunu kaçınılmaz bir şekilde eserlerine yansıtmış ve fantastik dünyasını kuraraken bu mirası sonuna dek kullanmıştır.
Jorge Luis Borges, Machen ile ilgili şunları aktarır: “Machen için yapılacak muhtemel tanımlamalar onun yapıtlarında fark ettiğim özelliklerden çok daha önemsizdir. Bu özelliklerden biri; kötülüğün, birçok doğa ve tanrıbiliminde olduğu gibi yalnızca iyiliğin yokluğu olarak var olması değil de iyiliğe karşı sürekli olarak mücadele eden bir yaratık ya da yaratıkların oluşturduğu bir koalisyon olarak var olması ve zafer kazanmasıdır.”