İki arkadaşın Londra sokaklarında karşılaştığı gizemli olaylar, onları birbirine bağlı gibi görünen tuhaf hikâyelere sürükler. Bu hikâyelerin merkezinde ise “üç sahtekar” olarak anılan kişiler ve esrarengiz bir nesne (genelde “kara mühür” ve “beyaz toz” gibi sembollerle anılır) vardır. Anlatılan her olay, okuyucuyu daha derin ve karanlık bir gerçeğe yaklaştırır.
Ve, evet kitabı bitirdim. Tümüyle ele aldıkta güzel kitap, akıcı ve insanda okuma isteği uyandırıyor. Ne kadar bazı sahneleri fazlaca uzatılmış hikayelerden oluşsa da, “Acaba yazar sonunu nereye bağlayacak ?!” diye de düşündürtmüyor değil.
Şimdi gelelim, benim kitapta beğenmediğim unsur ve nüanslara :
1. Fazla hikaye ortaya atılması ve kitabın bir bütün şekilde ele alınmaktan uzaklaşması.
(Ki, bu kadar yersiz ve birbirinin benzeri olan hikayelerden farklı şekillerde de tasvir edebilirdi. Anlıyorum, gizem için hepsi, fakat aşırıya kaçılmıştı)
2. Aşırı fazla yersiz tasvir içermesi.
(Evlerin düzeni, motifler, yolların şekilleri, temiz ve ya özenti olduğunu gösteren fazlaca tasvirler vb)
3. Araya serpiştirilen açık bir konuşma olmaması.
(İki arkadaş arasında olan dialoglardan bahsediyorum. Demek istediğim, ikisinin de karşılaştıkları olaylar dizesini oturup birbirlerine anlatmamaları. Sadece ilk başta Dyson’ın sikke teması var. Belki de anlatsalar herşey daha düz bir şekilde anlatılır ve gizem kalmaz diye düşünüyorsunuz, fakat zannımca her şey daha farklı ele alınırdı o zaman)
4. Yazarın hikaye’nin sonunu bağlayamaması.
(Evet, bir gizem arayışında olabiliriz fakat, aniden gelişen ve “sonuç, netice” kavramının yok sayılması benim için bir eksi oldu. Mesela: Dyson ve Phillips’in aniden akılları eserek, “yanan bir insanı” elleriyle koymuş gibi bulmaları ? Bu çok saçma bir sondu.)
• İşte, kitap için özet fikrim. Daha fazlasını ChatGPT ile tartıştım :)
Üç SahtekarArthur Machen · Kızıl Panda Yayınları · 2019344 okunma
Kurgusu boşluklarla dolu. Diyologları kulağa gerçekçi gelmiyor. Ayrıca olaylar zincirindeki çok fazla tesadüf, hikayeyi sarsmış. Belki ilk yayınlandığı 1895 yılı için başarılı sayılabilir ancak günümüz insanını doyurabileceğini hiç sanmıyorum. Benden beş puan. O da birçok yazara esin kaynağı olduğu ve fantastik korku romancılığına öncülük ettiği için.
Arthur Machen gerçekten harika bir kurgu yazarı. Yüce Tanrı Pan bunu gördüğüm ilk örneğiydi. Ama bu kitap ise bambaşka bir seviyeydi ona kıyasla.
Kitap öykü kitabı gibi sayılsa da aslında katman katman işlenmiş bir roman gibiydi. En sonunda bütün öykülerin aslında bir bütün olduğunu gördük zaten.
Her öykünün yarım kalmış gibi olması başta beni biraz hayal kırıklığına uğratmıştı. Ama sonlara doğru gelince aslında o yarım kalmışlıkların finale hazırlanan bir basamak olduğunu gördüm ve bu da bende gerçekten büyük bir hayranlık uyandırdı. Olayların en baştan bu kadar detaylıca kurgulanması çok zor bir iş olmasına rağmen Arthur Machen ise bunu çok kolay bir şeymiş gibi yapmış adeta.
Kitabın başındaki giriş yazısı başta size anlamsız gelecektir. Kitabı bitirdikten sonra tekrar o kısmı okursanız her şey daha da anlam kazanıyor. Bu da çok hoşuma gitti. Yazar bize adeta anlamayacağımız bir spoiler veriyor ta kitabın en başında. Ancak kitap bittikten sonra onu anlayabiliyoruz.
Bu kitap Arthun Machen için gerçekten güzel bir başlangıç kitabı olabilir. Bu da olmazsa Yüce Tanrı Pan’ı tavsiye ederim. Bu kitap kadar olmasa da gerçekten güzel bir kurguya sahip.
Üç SahtekarArthur Machen · İthaki Yayınları · 2019344 okunma
Fantastik bir macera. Çok eski ve çok değerli bir sikke bulunur ve çalınır. Sikkenin yol haritasını biz farklı zamanlarda farklı kişilerle olan ilişkiler üzerinden okuyoruz. Kitabın içerisinde hepsi sikkenin akibeti üzerinde toplanan 5-6 birbirinden bağımsız hikaye var. yazar bunları birbirine çeşitli anlatın şekilleriyle ilişkilendirmiş olmasına rağmen. Okurken bir kopukluk hissi sizi bırakmıyor. Birbirinden bağımsız da olsa hikayeler kendi içinde heyecanlı ve sürükleyici fakat fantastik edebiyat içerisinde öncelikle okunacaklar listeme giremediğini söyleyebilirim.
Okurken, "Acaba ben bunu Lovecraft öykülerinde de mi okudum ya" diye düşündüm, ama durum daha farklıymış. Okumuşum ama yazarın Babil kitaplığı serisine eklenen kitabında.
Machen gerçekten tıpkı Lovecraft gibi insanı tedirgin edecek öyküler anlatıyor.
Keşke biraz daha yazsaymış. Ne çevrildiyse okuduk ama çok azdı.
Yürüdüğünüz yollara, yolda karşılaştığınız insanlara dikkat edin. Çünkü her şey tekinsiz.
Üç SahtekarArthur Machen · İthaki Yayınları · 2019344 okunma
Karanlık Kitaplık Serisi/14
.
Bu serideki kitaplar muhteşem. Arthur Machen gotik edebiyatın boşuna üstadı olmamış.Korku öğeleri barındıran gizemli öykülerin bulunduğu zekice bir kurgu.Hikayeler iç içe geçmiş , başta anlamakta zorlansamda sonrasında tüm bölümler birbirine bağlandı.Karakterler ise çok kuşkucu ve zeki . Kesinlikle sıra dışı bir kitap.
Bana hitap etmeyen bir öykü kıtabıydı. Toplam 12 öyküden oluşuyor,birbirinde bağımsız olarak gözüksede son öyküde hepsinin birbirine bağlı oldugunu görüyoruz.
Merhaba. Ayın bir diğer okuduğum kitabı Arthur Machen'in Üç Sahtekâr isimli fantastik öyküsü oldu.
İki baş karakter var ve onların karşısına çıkanların her biri, bir hikâye anlatır. Her öykü gizemli bir olayla örgülüdür. Hikâyeler birbirine gergef gibi işlenmiş, her ilerleyişinde katman katman açılmaya başlar. Birbirini tamamlayan öyküler ve tesadüfler silsilesini okuruz.
Giriş kısmının kitap bittikten sonra okunması çok daha anlamlı kılıyor. Keza ben önce okudum bir anlam ifade etmedi. Kitap bitiminde tekrar okudum ve daha anlamlı geldi.
Yazardan okumamın devamı gelir gibi. Çok sevdim diyemem çünkü arada ilgimi kaybettiğim yerler oldu. Ama hikâyelerdeki bağıntıların çok iyi örülmesini, işlenmesini sevdim.
#kitapalıntıları :
Ölmeye hazır bir şekilde dışarı çıkmıştım ve beni koruyan eşiğin ötesine geçerken tüm umutlarıma ve anılarıma bilinçli bir şekilde veda ettim; kapı arkamdan gök gürlemesi gibi bir ses çıkararak kapandı ve yaşamımın kısa pasajları üzerine demir bir perdenin düştüğünü ve artık kasvetli ve gölgeli dünyada yürüyecek çok az yolum kaldığını hissettim; Ölümün ilk perdesinin ilk sahnesine girmiştim. Sonrası siste dolaşmam, her şeyi saran beyazlık, boş sokaklar ve boğuk sessizlik.
Deneyimlerime dayanarak söylüyorum, muhatap olması en zor kişiler cahillerdir.
... Sanırım sen aydınlanmışsın; yoz toplumun bencil rahatlığı için ezelin değişmez kanunları kabul ettiği zavallı yasa ve kurallar üzerinde durmuyorsun.
İthaki Yayınları tarafından yayınlanan korku türünün piri olarak nitelendirebileceğimiz Arthur Machen’ın en önemli eserlerinden biri olan Üç Sahtekâr raflardaki yerini aldı. Başta H.P Lovecraft olmak üzere kendisinden sonraki birçok korku romanı yazarını etkiledi. Yazar aynı zamanda türünün en ‘garip’ kitabı olan Üç Sahtekâr’ı yazarken Dr. Jekyll ve Mr. Hyde’dan tanıyacağımız R.L Stevenson’dan da etkilenmiş. Arthur Machen hiç şüphesiz edebiyatta korku türü için bir kilometre taşı.
Machen 1863 yılında İskoçya’da doğmuş, 19 yaşında Londra’ya göçmüş, neredeyse açlık sınırında yaşayarak gündüzleri çalışıp geceleri yazmış. Kendisini ve bir edebiyat türünü işte böyle var etmiş. 1893’te Yüce Tanrı Pan’ı yayınladıktan sonra, Oscar Wilde gibi bir edebiyat devinden büyük övgüler almış. Elbette muhafazakâr İngiliz Edebiyat çevreleri tarafından eser yerden yere vurulmuş. Aynı kitap 100 yıl sonra Stephan King tarafından da İngiliz dilinde yazılmış en iyi korku kitabı olarak tanımlanmış. İlk baskısı 1895’te yapılan Üç Sahtekâr ise ‘doğa ötesi gizem ve korku edebiyatına’ yaptığı büyük katkıdan dolayı Jorge Luis Borges kütüphanesine girmekten de geri durmamış.
Aynur Kulak
İncelemenin tamamı: kayiprihtim.com/haberler/edebiy...
Arthur Machen tarihlerinde arasında yaşamış ve Gotik bilimkurgunun oluşmasına öncülük etmiş Galli bir yazardır. Yazarlık dışında gazetecilik, çevirmenlik ve oyunculuk da yapmıştır.Özellikle 1890'lı yıllarda, yazdığı fantastik ve korku öyküleri ile dikkat çekmiş ve edebiyat dünyasının öne çıkan isimlerinden biri olmuştur. Kelt atalarından kalma kültürle beslenen Machen, bunu kaçınılmaz bir şekilde eserlerine yansıtmış ve fantastik dünyasını kuraraken bu mirası sonuna dek kullanmıştır.
Jorge Luis Borges, Machen ile ilgili şunları aktarır: “Machen için yapılacak muhtemel tanımlamalar onun yapıtlarında fark ettiğim özelliklerden çok daha önemsizdir. Bu özelliklerden biri; kötülüğün, birçok doğa ve tanrıbiliminde olduğu gibi yalnızca iyiliğin yokluğu olarak var olması değil de iyiliğe karşı sürekli olarak mücadele eden bir yaratık ya da yaratıkların oluşturduğu bir koalisyon olarak var olması ve zafer kazanmasıdır.”