Aşk nedir diye sorsalar; herkes kendince tanımlar aşkı. Herkesin hakikati kendinedir.
Kimine göre acı, mutluluk, huzur, heyecan, Tutku...
Diye sıralar gideriz. Insan ne yaşadıysa onu hisseder bedeninde, Ruhunda.
Kimine göre sevgiliye duyulan hasret, özlem kimine göre yaşama arzusu, kimine göre Doğa, kitap, çocukları, eşi, sevgilisi... binlerce kelimeler yan yana gelir tarif eder aşkı insan.
Gerçek aşkı bulan var mıdır bilinmez? Bunu da yaşayanlara sormak lazım.
Günümüz aşkları Saman Alevi gibi bana göre yanar ve hızlıca söner. Eskilerde derler Aşk güzel yaşanırdı bir de onlara sormak lazım gerekiyor değil mi ? Ne kara Sevdalar duyduk ne Hayatlar son buldu bu üç harfli kelime için.
Aşka Dair; Bir Müslümanla bir gayrimüslim olan iki bireyin aşkını anlatırken, sadece kadın ve erkeğe dair Aşk tanımının altında sıkışıp kalmayan, inançlara, görüşlere olan aşkın detaylarını anlatan güzel bir eser.
Siz aşka Hiç bu açıdan baktınız mı? Gelin bir de İskender Pala anlatımıyla okuyun aşkı. Sevgiliye giden yolda bedenle ruhun, ruhla Özün buluşmasını okurken Hakk'a giden yolda bedenin ve ruhun fırtınalı rastlantılarında Kaptan olup bakalım gemiyi limana ulaştırabilecek misiniz!
"Sevilen sevenin cananı değil bizzat can'ıdır. "
Sizlerin de canınızı bulabilmeniz dileğiyle keyifli okumalar dilerim.
İçinde çok aşk olan kitapları okuyasım gelmiyor artık ya. Herhalde koptum ☺️ama Sezai Karakoc'un Leyla ile Mecnun kitabındaki şiirleri merak ediyorum. Bağırsak kitabı biterse belki onu okuyacagim.