Adı:
Aşka Dair
Baskı tarihi:
Haziran 2012
Sayfa sayısı:
167
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786054683260
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Kapı Yayınları
Aşkın başlangıcı "görme", sonucu "bakma"dır. İlk görüş anında başlayan ilginin sırasıyla sevgiye, bağlılığa, kalbin erimesine, tutkuya, özleme ve nihayet aşka dönüşmesinin bir tek gayesi vardır; sevilenin yüzüne bakabilmek, o ilk görüş anının lezzetini ve hazzını derece derece artırarak kemale erdirebilmek.

Görmekten bakma derecesine yükselebilmek için aşkın binbir türlü tecellisi, sayısız çile durağı, firkat, hicran ve hasrete adanmış elemleri vardır ki, bunların her biri âşıkı kabalıklarından yontar, ruhunu arıtıp billurlaştırır ve en son noktada doya doya "bakma" eylemi için onu hazırlayıp sevgili huzuruna çıkartır.
Aşkın "bakma"dan sonraki durağı "tapma"; yani sevenin sevilene kul olmasıdır.
(Tanıtım Bülteninden)
Aşkın, hakiki aşkın 'görmeyle' başlayıp 'bakmayla' sonuçlandığını ve görme-bakma arasındaki geçen dilimde olması gerekenleri ve olanları en safihane duygularla okuyucuya aktarabilen, güçlü bir kitap.
İskender Pala, aşkın tabiatında olan çileyi, üzüntüyü hayranlık bırakır şekilde harmanlamış ve onları divan şiirleriyle süslemiş.
Aşk kavramını eskimez edebiyatımızdan aldığı nadide örneklerle inceleyen kısa ve özlü bir eser. Manzaraya karşı , elimizde çay veya kahve tadı çıkarıla çıkarıla okunması gereken bir kitap.
  • Kürk Mantolu Madonna
    8.9/10 (15.242 Oy)18.981 beğeni43.175 okunma2.974 alıntı182.040 gösterim
  • Aşk
    7.7/10 (4.925 Oy)5.609 beğeni18.432 okunma892 alıntı93.885 gösterim
  • Simyacı
    8.6/10 (7.861 Oy)8.809 beğeni26.223 okunma2.640 alıntı114.054 gösterim
  • Uçurtma Avcısı
    9.0/10 (9.673 Oy)11.412 beğeni28.403 okunma1.564 alıntı148.905 gösterim
  • Küçük Prens
    9.0/10 (10.670 Oy)13.359 beğeni34.378 okunma3.384 alıntı145.366 gösterim
  • Şeker Portakalı
    9.0/10 (7.536 Oy)9.040 beğeni25.233 okunma1.559 alıntı125.727 gösterim
  • Bin Muhteşem Güneş
    8.9/10 (4.851 Oy)5.405 beğeni16.162 okunma933 alıntı76.995 gösterim
  • Dönüşüm
    8.2/10 (8.510 Oy)8.792 beğeni28.560 okunma819 alıntı138.907 gösterim
  • Satranç
    8.7/10 (9.232 Oy)9.198 beğeni25.470 okunma1.779 alıntı117.944 gösterim
  • Kuyucaklı Yusuf
    8.5/10 (4.973 Oy)5.380 beğeni17.247 okunma998 alıntı59.844 gösterim
Öncelikle Bu türü sevdiren yazara selam olsun
İskender Pala eşsiz kalemiyle aşkın tanımını çok güzel bir şekilde yapmış, aşkın mertebelerini, âşık ve mâşukun hallerini muazzam bir dille anlatmıştır. Ve Divan edebiyatından şiir örnekleriyle eserini tamamlamıştır.
Buna ek olarak yazarın eserinde Kader kâtipleri ve Bir Aşk hikayesi adlı iki öykü bulunmaktadır.
İskender Pala Aşkı, Allah'a aşkını çok güzel bir şekilde gözler önüne sermiştir. Mutlaka okuyun arkadaşlar
************
Güzelliğin on par'etmez
Şu bendeki aşk olmasa
************
Aşık paslı kalplerin malzemesi zannedilir, halbuki ne kadar zordur sahibi hakiki ile aşk. Her duyguya yüzlerce harf onlarca kelime gerekli iken, Adını anacak bir dert vardır Bide ahını çekecek Aşk.
Mecnun’un yüreğindekini alıp sözcüklerin arasına sığdırmaya çalışmak, ihanet midir bilinmez. Züleyha’nın zindana hapsettiği adı konulmamış, adını koyamadığının adını koysa bile Üç harfli bir kelimeye yakıştıramadığının, Kalbini görenin dünyanı küçük saydığı, kalbindekini görenin dünyayı kainata sığdıramadığının Adına Aşk deyince dil çölde kalır. Aşk’a çöle düşmüş hastalık olarak bakanlara şairlerin dilinden “Aşk bir can rahatlığıdır, Hastalık anlamayın” deyişi farklı bir pencerenin belkide en güzel Seyri olsa gerekti.
Herkes Aşka başka bakmış ama kitapta sanırım aşka en güzel bakanlardan biride Fuzuli olmuştur
Aşk derdiyle hoşem el çek ilâcımdan tabîb
Kılma dermân kim helâkim zehri dermândadır” (Fuzûlî)
Aşk derdiyle hoşnudum, ey doktor! Bana ilaç verme; benim helâk olmam, senin derman olsun diye vereceğin zehrindedir.

Derdine çare bulmak yerine çareyi dertte bulanın ne ilaca ihtiyacı, ne gönül yarasına ahı vardır.
Şiirin ölçüsüne vurulan aşkı anlatma çabası. Aşkın içinde yer etmeyince Aşkın masumluğu gider Kahrı kalır. Öyle dememiş miydi zaten “ Tabiatta herhangi bir şey haddini aşınca zıddına dönüşür “ diye.
Kays görmenin ötesine geçip Leylaya baktı. Çöle düşüp Mecnun oldu. Mecnun olup bir adım ötesine gitti, karşısına gelen ben geldim Leylan diyeni tanımayıp, neyleyim ben Leylayı ben Mevlamı bulmuşum demenin Aşkına erdi.
Üç adımdır hayat.
Bir adımda Aşk,
Bir adımda Yanma,
Bir adımda Kavuşma.
Peki her adımda Cehennem Ateşini göze almak Her Kays’a nasip olurmu?

O halde hakiki âşık sevgiliye yaklaştıkça küçülen,kendinden geçen, mahviyet gösteren âşıktır. Tıpkı Allah'a yakın oldukça küçülen,tevazu ve hiçlik kazanan kul gibi. İşte bu küçülme ve kendinden vazgeçme halidir ki hem âşıkı, hem de kulu sonunda "Yok olma makamına eriştirir, ikilik ortadan kalkar, vahdet gelir, âşık yok olarak hakiki var oluşa erer, orda hayat sürmeye başlar.

İskender Pala’nın Aşkı anlatma azmi bizim anlama çabamız. Her hikayesinde ayrı bir aşkın olduğu güzel bir kitap. Bir aşkı anlatmaya en çok Fuzuliler,Yunus Emreler, Adanalı Ziyalar, Mecnunlar, Mevlanalar layıktı ve onların beyitleriyle süslenmiş aşkın en güzel hallerini anlatan şiirleriyle bezenmiş okunası bir kitap. Her beytinde apayrı bir aşk çıkan her çıkan aşkın içinde aşkın başka bir anlamı olan beyitlerin içinde aşkını kaybetmiş olanların içindeki ateşin mısralara dökülmüş halini hisseder her okuyan. “Ey Aşk Sen neymişsin?” Diyenlerin cevabını içinde bulacağı bir kitap.
Beşeri bir aşkın en ince hali nedir diye soracak olursanız, Mecnunun Leylaya olanı Derim Nedeni ise ;
Mecnun bir fırsatını buldu, Leyla ile baş başa kaldı. Leyla da ondan bir dilekte bulundu:

- Ey âşık! Neyin varsa getir!..

- A ay yüzlü!.. Senin aşkınla ne suyum kaldı, ne kuyum. Ne ciğerimde azıcık kan, ne geceleri gözümde uyku. Aşkın aklımı yağmaladıktan sonra her şeyim birer birer gitti. Şimdi sahip olduğum tek şey yaralı bir kuş olan canım. Senden bir emir bekliyorum. Ver dersen hemencecik vereyim.

Leyla güldü bu sohbete. Sonra sitem etti:

- A yiğit!.. Ben senden bunu ne vakit istersem alırım, başka neyin var?!..

Bu söz üzerine Mecnun, partal giysilerinin eprimiş yakasından çıkardığı bir iğneyi Leyla'ya sundu:

- Vallahi, varlık âleminde malik olduğum tek şey işte bu. Bundan başka hiçbir nesneye sahip değilim. Bunu taşımamın sebebi ise yine sensin a gönlümü alan!.. Çölde, ovada, dağda, kırda senin hayalini izlerken çok düşüyorum; dikenler ayağıma batıyor. İşte bu iğne onları ayağımdan çıkarmak için…
İyi okumalar…
aşkı, aşığı ne kadar çok biliyoruz, tanıyoruz, inanıyoruz? nasıl seviyoruz, ne kadar sevebiliyoruz? okurken daha çok özlemeye sebebiyet verdiği bir gerçek...
Aşkın başlangıcı "görme", sonucu "bakma"dır. İlk görüş anında başlayan ilginin sırasıyla sevgiye, bağlılığa, kalbin erimesine, tutkuya, özleme ve nihayet aşka dönüşmesinin bir tek gayesi vardır; sevilenin yüzüne bakabilmek, o ilk görüş anının lezzetini ve hazzını derece derece artırarak kemale erdirebilmek.

Görmekten bakma derecesine yükselebilmek için aşkın binbir türlü tecellisi, sayısız çile durağı, firkat, hicran ve hasrete adanmış elemleri vardır ki, bunların her biri âşıkı kabalıklarından yontar, ruhunu arıtıp billurlaştırır ve en son noktada doya doya "bakma" eylemi için onu hazırlayıp sevgili huzuruna çıkartır.

Aşkın "bakma"dan sonraki durağı "tapma"; yani sevenin sevilene kul olmasıdır.
Bugün aşk denilen ne varsa şöyle bir kenara koy ve bu kitabi oku..oku ki yanlış tanımlardan kurtulsun beynin..oku ki aşka dair ne bilmediğini anla..kulluga giden yolun çakıl taşlarıdır aşk batacak kanatacak ama seni hedefe vardiracak..iskender pala işte bu gercegi canım beyitlerle en yalin dille açıklamış..soyle kafa dinleyeyim içim huzur dolsun dediğin an ac bir bölüm oku sonra kapat ve hisset satırları düşün aklet ve bu güzelliği bir çırpıda bitirme derim okumayı düşünenlere..
Gönlündeki ateşin yeterince büyüyüp kalbe ve bedene zarar vermeye başadığı aşamaya ''aşk'' denir. Aşk; seven ile sevilen arasındaki maceranın dördüncü kademesidir ve önce aklı kovar, mantık zincirini bozar. Bu ruhsal ve anatomik tagayyür sebebiyle aşka bir hastalık gözüyle bakanlar olmuşsa da bunun tedavi eder bir şey olmadığı ortadadır.

Aşk bir can rahatlığıdır, hastalık anlamayın..
Bu tarz kitapları seviyorum sanırım.Üstelik deneme şeklinde anlatımı insanı sıkmadan okunabilir bir tat bırakıyor.Anlamını yitirmeye yüz tutmuş aşkı yeniden anlatan ''aşka dair'' okunacak kitaplardan.
Aşk'ın farklı anlatımı, ya da aslolan Aşk'a ışık tutan bir kitap. Alışkın olduğumuz aşk hikayelerinden değil bu. Yazar bu duyguyu tarif ederken, sevenin sevilene kavuşmak yolunda geçtiği duraklara değinmiş, ki bunlar: "alaka", "sevgi", "tutku", "aşk", "şevk" ve "kulluk" tur. "Çünkü kim birini severse ona boyun eğer". Bir nevi kul olmayana aşık denilmez, denilemez. Düşündüren ve asıl aşık olunması gereken şeye değinen bir kitap. Ben sindire, sindire okudum, okumaya karar veren arkadaşlara da öyle yapmalarını tavsiye ederim. Ki bu kitap öyle bir günde okunup anlaşılabilecek türden değil. Ve asıl soru: okunmalı mı? Benim cevabım: evet. :)
Kitap maneviyatın bozulmamış dönemindeki yani divan edebiyatımızdan örneklerle olması gereken aşkı güzel bir şekilde tanımlamış. akıcı bir kitap.
Kah fuzuliyi dinlerken kah mısri niyazi ile muhabbet ederken buldum kendimi.
Okurken sanki eski sobaların önünde oturmuş yaşlı bir deden aşk hikayeleri dinliyordum. Bazen sıkıcı oluyodu ama yinede su gibi aktı teşekkürler İskeder Pala bu güzel eserler için...

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Aşka Dair
Baskı tarihi:
Haziran 2012
Sayfa sayısı:
167
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786054683260
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Kapı Yayınları
Aşkın başlangıcı "görme", sonucu "bakma"dır. İlk görüş anında başlayan ilginin sırasıyla sevgiye, bağlılığa, kalbin erimesine, tutkuya, özleme ve nihayet aşka dönüşmesinin bir tek gayesi vardır; sevilenin yüzüne bakabilmek, o ilk görüş anının lezzetini ve hazzını derece derece artırarak kemale erdirebilmek.

Görmekten bakma derecesine yükselebilmek için aşkın binbir türlü tecellisi, sayısız çile durağı, firkat, hicran ve hasrete adanmış elemleri vardır ki, bunların her biri âşıkı kabalıklarından yontar, ruhunu arıtıp billurlaştırır ve en son noktada doya doya "bakma" eylemi için onu hazırlayıp sevgili huzuruna çıkartır.
Aşkın "bakma"dan sonraki durağı "tapma"; yani sevenin sevilene kul olmasıdır.
(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 627 okur

  • Emre Gökçe
  • imtisal
  • ayşe çağ
  • Betül
  • cuyiruh
  • Emrah Umaç
  • erdalertan
  • Cahit Bahtiyar
  • Kudüs Kafa
  • Büşra Özbey

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%3.9
14-17 Yaş
%3
18-24 Yaş
%21.7
25-34 Yaş
%43
35-44 Yaş
%20.9
45-54 Yaş
%6.1
55-64 Yaş
%1.3
65+ Yaş
%0

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%64.2
Erkek
%35.8

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%21.1 (28)
9
%17.3 (23)
8
%22.6 (30)
7
%20.3 (27)
6
%6.8 (9)
5
%6.8 (9)
4
%3.8 (5)
3
%0
2
%0.8 (1)
1
%0.8 (1)

Kitabın sıralamaları