Herman Hesse kitaplarında nedense beklentimi az tutuyorum ve her seferinde fazlasını bulup mest oluyorum. Çok duygusal ve dokunaklı bir hikayeydi. Üstelik sadece 120 sayfa...
Rosshalde veya orojinal s harfiyle Roßhalde, Gertrud kitabında olduğu gibi, aşık olunan kadının ismi sandım ve yanıldım. Bir konağın ismi bu.
Bu konakta meşhur ve varlıklı bir ressam, güzel karısı ve iki oğluyla mutlu mutlu yaşıyor demek isterdim. Ama öyle değil. Adamın eşi ve büyük oğluyla arası uzun zamandır iyi değil. Hatta büyük oğluyla birbirinden nefret edecek dereceye gelmişler bir vakit. Konağının biraz ilerisindeki atölyesine ilaveten yaptırdığı iki göz odada kalıyor fakir ve yoksul bir resim talebesi gibi ve günlerini atölyede harıl harıl çalılışmakla geçiriyor. Ufak oğlunu görmek ve onunla zaman geçirmek arzusu olmasa, konağa hiç uğramayacak, bazı akşamlar bir yabancı gibi evin etrafında dolanmakla ve acaba ne yapıyorlar diye düşünmekle yetinecek. Bu mesafe, tıkanmışlık ve mutsuzluk içerisinde hiçbir ışık görmeden ebediyete kadar yaşardı bu iki kırgın ve mağrur çift, eğer adamın eski bir dostu onları ziyarete gelmese, hallerini görüp kahrolmasa ve bir ışık belirtisi olan tavsiyesini yapmasaydı. Tek ortak noktaları olan ufak oğullarını paylaşma konusunda bir anlaşsalar birbirinden hemen kopacak olan bu çift için bir ümit var mıdır hâlâ? Yoksa çözülemeyen bu kör düğüm, Aleksander'in olayı misali kaderin kılıcıyla mı çözülecek?
Bilhassa mutsuz ve çıkmazda olan evli çiftler için yazılmış gibi duran hikaye, aslında ana konu olarak bir sanatçının evlenip evlenemeyeceği konusunu irdelemek için yazmış yazar. Kitap bittikten ve baskiya verildikten sonra babasına bu konuya çok kafa yorduğunu ve bunun için yazdığını belirtmiş yazar bir mektubunda.
Hesse'nin sırf bu kitabını değil, elinize ondan ne geçerse okuyun...