Puan vermedi·216 syf.····Okunma: 19 Ağustos 2024 18:16 Her şehrin, oranın halkınca tanınan bir delisi vardır ve çoğunun hikayesinin altında bir deha yatar. Olağanüstü enstrüman çalan bir deli tanıyorum ben mesela, dereceyle yerleştiği fakülteye gidemeden kendini sokaklara atıp senelerce sadece yürüyen bir başka deli daha ve kendini insanlardan soyutlayıp sokaklarda sadece hayvanlarla ekmeğini bölüşüp onlarla yaşayan başka deliler. Bu delilik denilen kavram benim gözümde farkındalık demek. Gerçekten farkında olan deliriyor diye düşünüyorum. Ne kadar yüzeysel yaşar, hayata kendini ne kadar kaptırırsan o kadar akıllısın, o kadar koruyabiliyorsun akıl sağlığını. Hakan Günday’ın Asil’inde doğuştan geliyor bu delilik ama altında öyle bir deha yatıyor ki farkında olduklarıyla kendini yaşamdan azlettirmeden huzura kavuşması mümkün değil. Dediği gibi deha ile delilik arasında seyreden bir hayatı var Asil’in. Gerçekten görüyor, gerçekten duyuyor, gerçekten hissediyor Asil’in kafasındaki Asiller’i susturmasının tek yolu ise yaratmak. Dahi zamanlarında toplumun bütün pisliğini gün ışığına çıkaracak eserler ortaya koyarken, delilik zamanlarında kendini alkole verip, anne babasını esir alıp cezalandırmaya kadar vardırıyor işi. Ne kadar kötüsün adlı bir belgesel çekiyor mesela Asil, herkes mutlaka izlemeli…
Ve nihayetinde aynı kaldırımda yürüseler birbirlerinin midelerini bulandıracak körler, sağırlar ve dilsizler azlediyorlar Asil’i hayattan. Bir tek altı yaşındaki Yahya görüyor Asil’i, bir tek o duyuyor, bir tek o hissediyor; Yahya’yı hisseden Asil gibi…
Hakan Günday yeraltı edebiyatı denilen kavramın hakkını fazlasıyla veren bir yazar. Diğer kitapları gibi Asil’de de insan, toplum, teknoloji, para, istismar, bağımlılık, cinayet, intihar, linç, Tanrı, inanç yazarın tarzını yansıttığı her şey mevcut. Okuduğum ilk kitabından itibaren bu adam bu kafaya ulaştığı bu düzende nasıl bir ruh haliyle devam ediyor diye düşünüyorum. Belki de Cioran gibi diğer türlüsüne de gerek duymuyor. Yaşamadan, hissetmeden ortaya çıkarılabilecek karakterler değil okuyucuya sunduğu. Müthiş bir zeka, donanım ve hissiyat. Asil bir anlamda Hakan belki de bilemiyorum; delilikle deha arasında yüzen bir adam kendisi de belki. Ya da her kitabında ruhunu teslim ediyor bize parça parça…