“O halde konudan ziyade konum önemliydi, konuya nasıl yaklaşılacağındaydı tüm hüner. Sahiden de ateşle hem ısınılır hem de dört düvel cayır cayır yakılırdı.” ... “Utangaçlığa gülünürdü, halbuki utanabilmek ne büyük erdemdi. Utanmış gözlerini yere diken insanın allaşan yanağı neye teşbih edilse eksikti. Utanmayan bir nefse nefes az, güzellik vız gelirdi.” Böyle bir kitap okumayalı o kadar uzun zaman oldu ki... derinliklerinize doğru ufak bir yolculuk yapacaksınız, okurken. Bazen ortada olan gerçeklikten ziyade o gerçekliği algılayış biçimimiz hayatı şekillendirir. Bunun farkına vardığımızda hayat daha yaşanılası oluyor sanırım. Kitabın arka kapak yazısını da sizinle paylaşmak istedim. Belki bir göz atarsınız. Ayrıca birkaç alıntı bırakıyorum benim iç denizimde yüzen... “İnanmak kolaydı, sorgulamaktı zor olan. İnsanlar soru sormanın zahmetine düşmektense geleneklere yahut alışkanlıkların yün döşeğine sığınıp sıkışıp sıcacık yaşamayı yeğlerlerdi.” “Bitmez sanılan yalnızlık içinde yalnızlığını seninle paylaşmaya gönüllü yine senden, bir şeyler gizlenmiştir. Yalnızlık bir durum değil algıdır. O anda babasının sözü patladı kulaklarında ‘Allah’ı olan yalnız değildir.’” “Affın neden hakikatli bir sanat olduğunu da anlamıştı. Af, bir nevi içteki yaraların tamirine tek başına devam etmekti. Af, affedenin mertebesini merhametliye taşırken, hem temkini hem güveni aynı anda öğretirdi.” Kitapla kalın… GülhatmiKudret Ayşe Yılmaz